Aksaray Haber - Aksaray Haberleri -
$ DOLAR → Alış: 3,53 / Satış: 3,55
€ EURO → Alış: 3,76 / Satış: 3,77

101. Yılında Sarıkamış Destanı

Mustafa Fırat GÜL
Mustafa Fırat GÜL - mustafafiratgul@hotmail.com
  • 22.12.2015
  • 1.203 kez okundu

Bugün 22 Aralık 2015 yani Sarıkamış Savaşı’nın 101. Sene-i Devriyesi… Yani 22 Aralık 1914’te başlayan Türk Tarihi’nin en beyaz dramının, en beyaz destanının yıl dönümü. Bugün size bir mektup ve bir rapor hatırlatmak istiyorum. İlki çok zor şartlar altındaki Türk askerinin şerefini, imanını gösterirken ikincisi çok daha ilginçtir. Neden mi? Çünkü bir düşmanın gözünden Mehmetçiği hatırlayacağız yeniden… Allah Türk Milleti’ne zeval vermesin. İzmihlal göstermesin. Sonsuza dek bayrağımızla, vatanımızla, ezanımızla… Tüm mukaddesatımızla yaşamayı nasip eylesin Rabbim! (Amin)

***

Pederime Kudsi Huzura

22 Muharrem 1333, Perşembe (10 Aralık l914)

 

            Evvela farz üzre, mübarek ellerinizden üns eder, anamgile, halamlar canibine ve emmim Hüseyin Ağama ve cümleye selam ile, yadımızda mahfuz kılındıklarını ve ellerinden ve dahi gözlerinden öperek hayır, selamet ve avdet dualarını rahmetmelerini arz iderim. Ben kıt’ama içtima ettikten ve de şayed nevzadım (çocuğum) tevellüt etmiş ise anası ile önce Hüdaya ve ahiren size emanetimdir ki, gözüm sırtıma düşmeye. Benden sual varid oldukta, haliki meşruk ola afiyette ve kasavetten beriyiz. Kudreti semavinin önce muzafferiyet, şehadeti ve terhisi nasip kılınmasını tazarru ederiz.

101. Yılında Sarıkamış Destanı

            Bıldır yaz, iki alayımızla, Yemen’den buraya naklolduk. Yola revanimizden dört ay mukaddem buraya konakladık ki, Arap’ın nar-ı cehennemi, Köprüköy’deki ayaz yanında, nimet-i ilahi imiştir kim, burada çadırın perdesi, buza kesmiş oğlak kulağı misillü temas ile kırılmakta ve kopmakta. Bölük kumandanım yüzbaşım beni sıhhiyeye nakletmiş ise de tabip, ecza ve deva fıkdanından biçare kalıp tekraren takımına tertip olundum. Zevali saatin varması ile gece Köprüköy’e civar dağlardan tipi boşanır. Kumandanımız müstakbel cumaya, Başkumandan Paşa Hazretlerine teftiş ve hücum için intizar olduğunu muştuladı kim, teşriflerine kadar postal, yün, içlik, çorap ve kaputların verileceğini ve Yemen yazlıklarını atacağımızı tebşir etti. Allah, devlete millete zeval vermeye. Başkumandan Paşa Hazretlerinin vürudu ile, Moskofun kahrolacağından ve kâfirin, karşımızdaki tepelerde geceleri seyran ettiğimiz, ocaklı ve matbahlı karargâhlarına sahip çıkacağımızdan zabitanımız müemmen.

            Şafak atanda 2095 rakım Kızkulağı tepesinden, Moskof obüs yağdırır ammallalike şükrola, zafer bizimdir. Leyi (gece) bastırınca tepelerdeki Moskof ateş ocaklarının narı, gözlerimizdeki ayazı tandır közüne tebdil eyler. Başkumandan Paşa Hazretlerimiz acele vara ki, ateşe de nail olak. Yarın sabah namazı edası ile aşağıdaki çukurdaki Moskof Ermeni bataryasının köprü yolu ayağını tutacağız. Ben, keşif manga kumandanı naspedilmişimdir ki şahadet şerbetini içmek dahi zaferi tadmakla hernnuş. Yüzbaşı efendi, dönüşte ikindi vakti çavuşluk alametimi eli ile talik edeceğini de söyledi. Dualarınızı ve terhisimize ve zaferimize taptuiarınızı eksik etmeyesiz. Âlemi O bilir kim, kadiri mutlak O’dur.

 

Onbaşı Ali (Ilgın)”

“Hamiş ola: İş bu mektubu tahrir eden Tabur İmamı Ünyeli Osman Yahya Efendi’ye de dualarınızı eksik etmeyesiniz!..”

***

Rus Kurmay Başkanı Pietroroviç, anılarında Sarıkamış’a kavuşan o bir avuç kahramanı söyle anlatacaktır:

İlk sırada diz çökmüş beş kahraman. Omuz çukurlarına yasladıkları mavzerleri ile nişan almışlar. Tetiğe asılmak üzereler. Ama asılamamışlar. Kaput yakaları, Allah’ın rahmetini o civan delikanlıların yüreklerine akıtabilmek istercesine semaya dikilmiş, kaskatı… Hele bıyıkları, hele hele bıyıkları ve sakalları! Her biri birer fütuhat oku gibi çelik misal. Ya gözler?.. Dinmiş olmasına rağmen şu kahredici tipinin bile örtüp kapatamadığı gözleri!.. Apaçık!.. Tabiata da, başkumandana da, karsısındaki düşmana da isyan eden ama Allah’ına teslimiyetle bakan gözler…Açık,vallahi apaçık!..

İkinci sırada öyle bir manzara ki, hiçbir heykeltıraş benzerini yapmayı başaramamıştır. O ürkütücü ayaza rağmen, sağlarında fişekleri debelenerek üzerlerinden atmaya tenezzül etmemiş iki katırın yanında başları semaya dönük, altı masal güzeli Mehmet… Sandıkları bir avuçlamışlar ki, hayati biz ancak böyle bir hırsla avuçlayıvermişizdir. Öylesine kaskatı kesilmişler.Ve sağ başta binbaşı Mustafa Nihat. Ayakta… Yarabbi, bu bir ayakta duruştur ki, karşısında düşmanı da, kâfiri de, lanetlisi de Allah’ın huzurunda diz çöküş halinde gibi. Endamı, düşmanı dize getiren bir tekbir velvelesi gibi. Belinde, fişeklerinin yuvalarını tipi ile kapatmaya bütün gece düşen kar bile razı olmamış. Sol eli boynundaki dürbünü kavramış. Havada donmuş, Kale sancağı gibi… Diğer eli belli ki, semaya uzanıp rahmet dilerken öylesine taslaşmış. Hayrettir, başı açık. Gür erkek kömür karası saçları beyaza bulanmış…”

 “Allahuekber Dağları’ndaki Türk müfrezesini esir alamadım. Bizden çok evvel Allah’larına teslim olmuşlardı. 24.12.1914 Perşembe

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ