Aksaray Haber - Aksaray Haberleri -
$ DOLAR → Alış: 3,70 / Satış: 3,71
€ EURO → Alış: 4,34 / Satış: 4,36

Afganistan’da Varlığımız

Hasan CANKURT
Hasan CANKURT - cankurt_hasan@hotmail.com
  • 17.07.2017
  • 661 kez okundu

            “’da Varlığımız” derken aslında kastettiğim ’da Türkçenin ve Türk dillerinin varlığıdır. Çünkü,  bir ülkede Türkçe konuşuluyorsa ve Türkçe öğrenilmek isteniyorsa ya da Türkçe önem verilen diller arasına alınıyorsa işte orada Türk varlığı da vardır. ’ı her ne kadar önceleri biliyor olsam da hakkındaki incelikleri ya da ayrıntıları yakın dostum Firuz Fevzi’yi tanımakla elde ettim, diyebilirim.

Firuz Fevzi, lisans ve yüksek lisans eğitimini Türkiye’de Erzurum Atatürk Üniversitesinde tamamlamış, Kocaeli Üniversitesinde doktora eğitimine devam eden ve aynı zamanda Kabil Devlet Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı’nda öğretim görevliliği yapan Afgan kökenli bir eğitimcidir. Adeta bir kültür elçisi gibi Türk-Afgan dostluğu adına yayınlar yapmakta, makaleler ve yazılar kaleme almakta, tebliğler sunmaktadır. Kendisinin bütün yazılarını okudum, Afganistan’ın sosyal, bilimsel, kültürel ve iktisadî durumu üzerinde sayısız sohbetlerimiz ve görüşmelerimiz oldu. Afganistan’daki Türkçe, Türkoloji ve Türk lehçeleri hakkında epey bilgiler edindim kendisinden. Fevzi’nin 40’ın üzerinde tebliğ sunduğunu bizzat bilenlerdenim ve hemen hemen hepsini inceledim. Öyle ki Afganistan’daki Türkçe ve Türkoloji’nin şu andaki durumunu ele alan iki makale kaleme aldık beraber. Söz konusu makalelerimizden birincisi Celal Bayar Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisinde yayımlandı. Diğer makalemizi Gazi Üniversitesinde Fuat Köprülü adına yapılan bir sempozyumda sunduk ve şu an yayım aşamasında. “Afganistan’da Necip Fazıl” başlıklı tebliğimizi Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesinde ilgililerle paylaştık. Firuz Fevzi’den edindiğim oldukça somut bilgileri ve onun aracılığıyla okuduğum kitaplar ışığında edindiklerimi okurumla paylaşmak istiyorum. Umuyorum ki kadim senelerden beri devam eden Türk-Afgan dostluğuna ve Afganistan’daki Türk varlığının en somut göstergelerinden biri olan Türkçenin varlık davasına az da olsa katkım olur. Açık yüreklilikle söyleyeyim ki verdiğim veya vereceğim bilgilerin asıl sahibi dostum Firuz Fevzi’dir. Ete kemiğe bürünmüş birçok bilgiyi kendisiyle yaptığım sohbetlerde elde ettim. Vereceğim bilgilerin bir kısmı da birlikte kaleme aldığımız ortak çalışmalarımızın mahsülüdür.

Biz, Afganistan denilince Sovyet Rusya işgaline kahramanca cevap veren mücahitleri hatırlarız. Afgan coğrafyasında etnik kökenleri Peştun, Tacik, Hazara, Özbek, Türkmen, Tatar, Belucî olan mücahitleri…  Ancak üzülerek belirteyim ki Rus işgaline karşı yekvücut olan bu etnik gruplar bugün artık birbirlerine çok uzaktırlar. Her ne kadar Amerika ve Nato destekli yeni kurulan bir Afgan devletinin varlığından söz etsek de Afganistan’da ideal anlamda bir birlikten kesinlikle söz edemeyiz. Her şeye rağmen iyi gelişmeler yoktur diyemem elbette. Ancak söz konusu birlik için bütün Afgan uluslarına, bütün Afgan dostlarına yani bizlere de birtakım görevler düşmektedir. Bizlerin Afganistan’daki Türk varlığından, Türkçeden, Türkoloji’den, Türk kökenli dillerden söz etmemiz, Afgan milletinin bütünlüğüne zarar verecek gibi algılanmasın. Afganistan’da Türkçenin var olması, bütün Afgan uluslarını kucaklayan, onların birliğine hizmet eden sevgi, hoşgörü ve barış dilinin varlığı demektir. Türk diline duyulan sevgimiz kesinlikle ırkî temeller üzerine oturmamaktadır. Unutulmamalıdır ki gönüller sultanı Mevlana bugün Afganistan sınırlarındaki Belh şehrindendir. Sultan şairlerin büyüklerinden Hüseyin Baykara ve onun aziz dostu, Türk dilinin büyük üstadı Ali Şir Nevai Herat’tandır.

Afganistan coğrafyası, eski çağlardan beri önemli ticaret ve istila güzergâhlarının üzerinde kurulmuş olmasıyla pek çok kavmin birbirine karışıp eridiği bir alan haline gelmiştir. Bugün burada yaşayan ve geçmişleri çok eskilere dayanan Türk toplulukları, Afganistan’ın siyasi ve kültürel tarihinde oldukça önemli rol oynamışlardır. Yıllarca bu coğrafyada kurulan Türk devletlerinin varlığıyla paralel, Türkçe edebiyat dili olarak kullanılmış, bugün bile hala klâsikliğini koruyan birçok Türkçe eser kaleme alınmıştır. 18. yüzyılda gelişerek günümüzü de içine alan birtakım siyasi gelişmeler neticesinde maalesef bu coğrafyada Türkçe konuşmak ve yazmak yasaklanmıştır. Asya’nın kalbi olan Afganistan’da günümüzde yasak ve baskılar tam manasıyla bitmemiş olsa da bazı demokratik gelişmeler, Türkçenin gelecekte eski gücüne kavuşacağının önemli işaretlerindendir.

Akhun İmparatorluğu, Gazneliler Devleti, Selçuklular, Gurlular, Harzemşahlar, Timurlular, Babürlüler ve Afşar Türkmenlerinin hakimiyetinde Türk tesiri altında kalan Afganistan’ın bilhassa kuzeyinde bugün de Türk varlığı kuvvetli bir şekilde hissedilmektedir. Buralardaki Türk varlığının gücü paralelinde gelişen Türkçe ve Türkoloji’nin temellerini, Mustafa Kemal Atatürk zamanında gelişen Türk-Afgan dostluğunda aramak gerekir. Atatürk, 19 Mayıs 1921’de Emanullah Han’ın birtakım ekonomik ve askerî taleplerine istinaden Afganistan’a askerî bir  heyet gönderdi. 1923-1960 yılları arasında Türk bilim adamları, Afganistan Devleti kurumlarında çok değerli hizmetlerde bulunmuşlardır. Afgan Milli Eğitiminde müsteşar olarak çalışanlar: Prof. Dr. Hasan Vasfi Menteş, Prof. Dr. Emin Ali Çavlı, Prof. Dr. İsmail Hikmet Ertaylan, Prof. Dr. Ethem Menemencioğlu vd. Kabil Üniversitesinde değişik bölümlerde dersler vermişler, eğitim seviyesinin yükselmesine olumlu katkılar sunmuşlardır. Afganistan’da Türkiye Türkçesi eğitiminin temelleri ilk defa 1932 yılında Prof. Dr. Kamil Rıfkı Urga tarafından atılmıştır. Türkçe eğitimi ilk yıllarda tercüman aracılığıyla verilmiş, sonraki yıllarda Türkçe kursları açılmıştır. Türkiye’nin sıkıntılı yıllarında bile Türkiye’den birçok akademisyen, subay ve öğretmen, kardeş ülke Afganistan’a gönüllü olarak gitmiştir. Afganistan ordusunun temellerini Türk subaylar atmışlardır. Bu nedenle Afganistan’da halen askerî birçok terimin Türkçe olarak kullanıldığı bilinmektedir. 1964 yılına kadar Afganistan’daki Türkçe eğitimi; Afganistan Dışişleri Bakanlığında, Eğitim Bakanlığında, askerî okullarda, Kabil Üniversitesi Hukuk Fakültesinde, Tıp Fakültesinde ve Siyasal Bilgiler Fakültesinde Türk eğitimciler tarafından verildi. 1963’te Afganistan’da anayasanın yenilenmesi, birtakım siyasi faaliyetlere izin verilmesi ve suçluların serbest bırakılması gibi önemli gelişmelerin akabinde Afgan Türkleri, kısmen de olsa rahatladılar. Özbek aydınların girişimiyle 1963 yılında Afganistan milli radyosunda haftalık 2 saat Özbek Türkçesi’yle yapılacak programların yayınlanmasına izin verilmesi, Afgan Türkleri için ve bölgedeki Türkçenin varlığı açısından oldukça önemlidir. 1964 yılından sonra Afganistan Devleti, Sovyetler Birliği’ne yaklaştığından Türk eğitimciler Türkiye’ye dönmek zorunda kalmışlardır. 1978 yılında da Özbek Türklerinin kendi dillerinde birkaç dergi ve gazete çıkarma izni aldığını görüyoruz.

Afganistan’daki varlığımızı anlatmaya devam edeceğim… Görüşmek dileğiyle…

ZİYARETÇİ YORUMLARI
YORUM YAZ