Aksaray Haber - Aksaray Haberleri -
$ DOLAR → Alış: 3,76 / Satış: 3,77
€ EURO → Alış: 3,98 / Satış: 4,00

Anne O Masalı Yine Anlat

Saliha TOPRAK
Saliha TOPRAK - saliha-toprak@hotmail.com
  • 22.11.2016
  • 912 kez okundu

Hadi anne lütfen, yine anlat o masalı… Çocukluğuma götür beni yeniden. Hani kız “ağacım ağacım; dökül de bir meyvelerini yiyim” demiş, ağaç da sallandıkça altınlar, mücevherler dökmüş… Kötü kalpli kız da bunu izleyip, Kınalı Yapıncak ağacın altından gider gitmez tekrarlamış aynısını; “ağacım ağacım; dökül de bir meyvelerini yiyim” demiş, ağaç kötü kalpli kız için de sallanmış ama bu kez çöplükler, pislikler dökülmüş. Tam burada katıla katıla gülerdik. Ellerimizi göğsümüzden aşağı doğru sürerek “ooooh!” derdik intikamımız alınmış olarak. Nasıl kaptırırdık kendimizi. Sen ne güzel masal anlatırdın anne. Ben hepsini  ezbere bilirim hala… Çocuklarıma, öğrencilerime anlattım yıllarca. Ama asla senin gibi değil. Hiç başaramadım anlatırken; o ses tonlarını,  canlandırmalarını, sahneden bir tiyatro izletiyormuş gibi tüm dikkati masala sağlayabilmeni…

Hayatı da bize hikayelerle anlatır ve öğretirdin. “Yapma, gitme” demeden. Kız annesinin izin vermediği eve gitmiş de limonata vermişler de içince kız bayılıvermiş de başına çok kötü şeyler gelmiş de… Çocuk, “şeker vereceğim” diyen adamın peşine düşmüş gitmiş de… “Annen seni çağırıyor gel götüreyim” demiş adamın biri de meğerse kaçıracakmış da… Masal anlatmadığın akşamlarda bu hikayeleri dinlerdik senden. Hiçbir yabancıdan bir şey almamayı, inanmamayı dolaylı yoldan ne güzel öğrenmiştik.

Korkmamayı, cesur olmayı öğrettin yeteneklerinle. Hiç cadıyla hortlakla, hurafeyle korkutmadın bizi. Her şeyin bilimsel bir açıklaması olduğunu anlamamızı sağladın. Sen dokunmazsan, kötülük yapmayacağını anlarsa karşıdan, hiçbir canlıdan zarar gelmeyeceğini öğrettin. Hiç çığlık çığlığa arıdan, fareden kaçmadık biz. “Yılan bile kımıldamazsan yanından geçip gider” derdin. Kocaman taş evimizde yalnız kalabildik. “Kimse kimseyi ömür boyu beklemez, elbet bir gün yalnız kalacaksın” derdin.

Mız mız olmamayı, düşünce “bir şey olmaz öpeyim geçer” sözlerinle dayanıklılığı, acıya katlanmayı hastalık hastası olmamayı öğrettin. Birinci vitesten öteye çıkamayan kızının yanına oturup, “haydi bakalım, beni Müşerref Teyzene bir atıver.” Diyerek cesaret verdin “acemisin korkarım” demedin.

“Ben yapamazsam kimse yapamaz.” Cümlesini öğrettin. Belki o dershanelerin, bilgisayarların, ansiklopedilerin olmadığı dönemde, sınavda başarılı olmamız için, kendine güven vermekten başka yolun olmadığı için…

Kanatlar yaptın melek olduk, Mehteran kıyafetleri, judo minderleri diktin. İngilizce bile çalıştın bizimle… Biliyormuş gibi dikkatle dinlerdin. “Tekrar oku bakayım o cümleyi” dediğinde bir yanlışımız var mıydı, nereyi beğenmemiştin bilmem… Ama yaptığımız bu tekrarla ezberlerdik. Ezbere dayalı eğitim sistemimizi sen çözmüştün ve bol ezber yaptık seninle.

Düşmana minderin çift serildiğini, dört atanın hakkının bir olduğunu, eften püften meselelerle yuva yıkılmaması gerektiğini, her zaman her şeye çok kolay ulaşılamayacağını… ve en önemlisi de  SABIRLI olmayı…

Annesizlerin Anneler Günü’nün çok zor geçtiğini tahmin ederek, suçluluk hissederdim çocukluğumdan beri, sana hediye alırken ve bu gün yaklaşırken heyecan duymaktan…

Şimdi seninle sen yokken konuşuyorum ya… Anlıyorum annesizleri. Suçluluk duymakta haklıymışım.

Seni ziyarete gelirken sadece sevdiğin çiçeklerle geleceğim ve o çok sevdiğin çiçeklerle dolu evin yerine, senin gibi bembeyaz mezarına!

Haydi anne yine bir masal anlat. Kınalı Yapıncak, “sallan” desin ağacına. Ama söyle o ağaca; altınlar mücevherler dökmesin bu kez. ANNESİZ ÇOCUKLARIN ANNELERİNİ VERSİN…

405579_2877833065991

 

YAZARIN SON YAZILARI
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ