Aksaray Haber - Aksaray Haberleri -
$ DOLAR → Alış: 5,32 / Satış: 5,34
€ EURO → Alış: 6,07 / Satış: 6,10

Balık Sırtı Ya Da Deizm

Mustafa Fırat GÜL
Mustafa Fırat GÜL - mustafafiratgul@hotmail.com
  • 16.01.2018
  • 782 kez okundu

Şimdiye kadar okuduklarımdan, dinlediklerimden, tartışmalarımdan öğrendiğim kısa ve öz olarak şudur: , din ve elçi göndermeyen, insanların işine karışmayan (ceza ve mükafat yok yani) bir Tanrı/yaratıcı inancıdır. Deistlerin sayısı -dünya genelinde- gittikçe çoğalırken teistler azalıyor. Semavi dinlere (ki ben son dinin yani geçerli tek dinin İslam olduğuna iman eden birisiyim) inananların özellikle de gençlerin azaldığı bir hakikat. Tarih boyunca din üzerinden çok tartışmalar olmuştur. Günümüzde çok daha fazlasıyla tartışılıyor. Yarın da tartışılacak şüphesiz. Herkesin kendisine göre bir doğrusu var. Neredeyse her dindarın bile kendine göre bir “doğru din” tanımı var. Bu sadece İslam için de değil; başka inanışlarda da bunu izliyoruz, duyuyoruz ve okuyoruz.

Son zamanlarda Aksaray’da da deistlerin sayısının arttığını bizzat gözlemliyorum. Bazılarıyla tartışıyorum. Tartışmak derken akla ilk gelen şekliyle beş-on dakika içinde masayı devirerek, birbirimize kin güderek değil. Mümkün mertebe nezaket çerçevesinde. (Her ne kadar bazıları tadını kaçırsa da!)

Neden deizme sarıldıklarını anlamaya çalışıyorum. Bazıları “sen tarih araştırmacısısın, ne anlarsın din işinden” diye kendini bu işin uzmanı bizi de aceminin de acemisi görse de elbette bu hakikati yansıtmıyor. Çünkü bunu diyenin kendisi de hiçbir şeyi tam olarak kavrayamamış. Aslında bir durum yaşıyor. Yani ben bu bakışa aynı şekilde mukabele etsem, daha konuşmanın başında “senin dinin sana benimki bana” desem hatlar kopacak. Müslümanlığın, dedikleri gibi saçma olmadığını, son ve mükemmel dinin İslam olduğunu, vahşi-cahil-yobazlara bakarak dini yargılamanın yanlış olduğunu anlatmaya çalışan bizlerin tutumu karşı tarafın kararını ziyadesiyle etkiliyor. En naif, en anlayışlı, yobazlıktan en uzak Müslümanlardan olduğunuzu iddia ederek konuşmaya başlayıp bir anda sinirlenip karşı tarafa “kafir” gibi davranırsanız işte o zaman sadece onu değil; aynı zamanda o kişinin etkilediği kişileri de de kaybetmiş olursunuz. Zaten birçoğu, ki sadece gençler de değil, ellili yaşlardakilerin bile kafası karışıkken, din adına konuşanların çamlar devirdiğini, sevgi yerine iğrençlik sergilediğini görenlerin elden kayıp gitmesi insanı üzüyor. Hele bir de bu durumlara bizler, yani deizmin-ateizmin kurtuluş olamayacağını anlatmaya çalışan bizler, kim neye inanırsa inansın, bana ne demeyi hazmedemeyen bizler farkında olmadan sebep olursak işte daha da büyük olur kayıplarımız.

Sosyal medyada, kafe ortamlarında “deistlerin-ateistlerin daha iyi, daha müreffeh”; Müslümanların ise “yobaz, cahil, vahşi” olduğunu anlatanların ve bunlara inananların sayısı artıyor. Bu doğru mu? Elbette değil.

Yakın zamanda haberlere de yansıdı ki Amerika’da dünyanın düz olduğuna şeksiz-süphesiz inanan bir grup tüm insanlara da bunu anlatmaya çalışıyor. Bu kadar cahil olanlar Müslümanlar mı pekâlâ? Afrika’da, Hindistan’da yaşananları “zaten adamlar ilkel, cahilliğin dibi” diye ciddiye almayanlar Amerika’da ve Avrupa’da tarikat yapılanması adı altındaki cehaleti neden görmez? Tamam Müslümanların çoğu dinini bilmiyor. İndirilmiş din yerine uydurulmuş dine sarılanların da sayısı fazla. Bazı cemaat ve tarikatların çocuklara cinsel saldırıları bir hakikat. (Ki, bu konunun lamı cimi yoktur. Eğer ortada bir suç varsa hem de en iğrencinden bir suçsa Allah onları kahretsin demekle birlikte zerre miktarı tolerans tanımadan pişman edilmeliler)

Eleştirilerini sadece Müslümanlara yönelten deistlere birazdan bir filmin özetini aktaracağım. Bunu yapmamdaki maksat “Bakın! Hıristiyanlar da sapık, görün bakalım kimmiş problemli!” diyerek dindaşlarımızın pisliğini örtmeye çalışmak asla değildir. Allah böyle bir zilleti bana yaşatmasın. İslam öğretiyoruz ayaklarıyla çocuklarımıza tecavüz eden o iğrençlerden nefret eden, imkân olsa onlara hak ettikleri cezayı elleriyle vermek isteyecek kadar tiksinen birisi olarak istediğim sapıklığın, cahilliğin sadece Müslümanlarda olmadığını, başka toplumlarda, dinlerde hatta en medeni görünün/geçinen ülkelerde de olabildiğini hatırlatmak. İslam dinine nefretlerinin yersiz olduğunu anlatmaktır muradım. Hiçbir semavi din böyle bir vahşeti tasvip ve tavsiye etmez. İnsanın suça, şiddete meyilli olduğunu, meseleyi ademoğlunun sorunu olarak görmenin isabetli olacağını anlatmaya çalışıyorum.

Filmin özeti şöyle: “Gerçek bir hikâyeden uyarlanan Spotlight, taciz olayıyla gündeme gelen bir kilisenin kendini aklamaya çalışmasını ve bu tacizi aydınlatmaya çalışan Boston Globe gazetesi yazarlarını konu alıyor. Gazetenin yazarlarından oluşan “Spotlight” takımı, Katolik Kilisesi’ndeki taciz iddialarıyla ilgili eski defterleri deşer. Bir senelik araştırmaları sonucunda, Boston’ın üst düzey dini, yasal ve idari birliğine ait on yıllarca gizlenen gerçeklere parmak basılır”. (beyazperde.com sitesinden alınmıştır)

Pekala dünyanın birçok bakımdan ileri ülkelerindeki sapıklıkları, çarpıklıkları, yobazlıkları, tarikatlarının saçmalıklarını anlatarak deistleri tekrar İslam dinine döndürmeyi başarabilir miyiz? Müslümanlara olan nefretlerini bertaraf edebilir miyiz?

As-la!

Akl-ı selime uygun davranmak ve mantık çerçevesinde yaşamak zorundayız. Öyle ya da böyle toplumda farklı düşünenler olacak. Fakat insanlar kendilerince/güçlerince düşüncelerini anlatacak. Tıpkı bu satırların yazarının da yaptığı gibi!..

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ