Aksaray Haber - Aksaray Haberleri -
$ DOLAR → Alış: 3,50 / Satış: 3,51
€ EURO → Alış: 3,91 / Satış: 3,92

Faydasız Merak

Mustafa Fırat GÜL
Mustafa Fırat GÜL - mustafafiratgul@hotmail.com
  • 14.06.2017
  • 519 kez okundu

İnsanımızın genelinde vardır. Başka bir ifadeyle boş işlerle uğraşmayı çok severiz millet olarak. En basit örneğime zannediyorum kimsenin itirazı olmayacaktır. Bilgiye önem verdiğimizi iddia eden bizler gram kalitesi olmayan klipleri milyonlarca kez izlerken yılların emeği ve kıymetli bütçelerle çekilen belgeselleri binlerce kez bile seyretmeyiz. Bizi ilgilendiren haberlere bazen saliseler; ama moda, dedikodu, kıyafet(sizlik) mevzularına günlerimizi ayırırız. Yalan mı?

Bunun gibi bir araştırmacının paylaşımlarındaki/yazılarındaki bırakın detaya, geneline bile dikkat kesilmek yerine olmadık şeyleri merak ederiz.

Mesela aşağıdaki konuşmaların bir kısmı yüzüme bir kısmı da arkamdan yapılanlardır:

  • Hocam! Senelerdir gazetelerde yazıyorsun. Her yazıdan şu kadar alsan bu kadar yapar. Epeyce kitap yazdın. Kitap başı falan alsan toplamda filan yapar!
  • Fırat’a ne var yahu! Ekmek elden su gölden gezip duruyor!
  • Adam eski fotoğraflardan başka bir şey bilmiyor ama ne hikmetse araştırmacı oluyor!

Sayfayı işgal etmek istesem daha ne (traji)komik şeyler var da… Neyse. Bunlar en çok güldüklerim. Evet, merak iyidir ama insanı bilgiye, doğruya götüren merak iyidir. Faydasız merak bir işe yaramaz. Yine de “meraklı Melahatları” bir defalığına ciddiye alıp yazayım.

 

  • Düzenli olmasa da on bir senedir gazete yazılarıma devam ediyorum ve bu yazılarımdan tek kuruş dahi almadım.
  • Vermiş olduğum onlarca konferanstan ve ulusal ya da yerel televizyon kanallarındaki konuşmalarımdan da tek kuruş almadım.
  • Kitaplarım yerel tarih araştırmalarını ihtiva ettiğinden ve herhangi bir yayınevinden çıkmadığından satışı zaten yok. Bin bir zahmetle hazırladığım bu kitapları -bazen bin bir nazla- basan kurumların da para verdiği yoktur. Mesela üniversitemiz ya da başka bir kurum kitaplarımı tek kuruş telif ya da emek hakkı ödemeden basmıştır. Ki, zorla değildir bu. Ben istemesem basılmazdı. İstedim ki, madem bu kadar emek vermişim. Öyleyse okurlarla buluşsun.
  • Ben “bir iki ay asgari ücretle çalış hele. En geç iki ay sonra kadrolu ya da sözleşmeli olarak devam edersin” diyerek sekiz sene kandırılan birisiyim. Bu süre zarfında, yani sekiz sene boyunca tek bir asgari ücretle, kirada oturan ve de hafta sonları inşaatta çalışarak arşivlere giden birisiyim. Kusura bakmasınlar ama 10 bin liradan fazla maaş alıp, rahat koltuğundan “Fırat da araştırmacı mı kardeşim. Eski fotoğraflardan kitap mı olur?” diye burun kıvıranlara takılıp kalsaydım bugün küstürülmüş, sindirilmiş olurdum. İnadına mücadele ettim. Hem asgari ücretle evimi geçindirdim hem de para kazanmadığım halde kitaplarımı, makalelerimi yayınladım.
  • Eski fotoğraflardan oluşan çok güzel kitaplar var dünyada. Ülkemizde de bu tip eserlerin sayısı gün geçtikçe artıyor. Hem de akademisyenler daha çok üzerinde durmaya başladı. Fakirin yayımlanmış 16 kitabı var ve bunların sadece 3’ü eski fotoğrafların bilgilerle yorumlanması. Ayrıca fotoğraf albüm kitapların hiçbirisinden tek kuruş almadım. Alsam ayıp mı? Günah mı? Elbette değil ama almadım. Biliyorum ki, çoğu hasedinden kuduruyor. Ama bu kıskançlar her zaman olacaktır. Takılmıyorum bu karnı dar, gönlü dar olanlara.

Yaptığım işlerde genellikle destek değil köstek gördüm. Ya birileri önümü kesmek için bir yerlere şikayet etti ya da önümü tıkamak için zorbalığı seçti. Mesela 2012’de Somuncu Baba Sempozyumu’na sunduğum ve bilim heyeti tarafından kabul edilen orijinal tebliğim sabık belediye reisi tarafından iptal ettirildi. Neden? Çünkü aramız iyi değildi ve sempozyumu belediye düzenliyordu. Yani gücüne güvenerek zorbalık yaptı ve ilmî bir çalışmayı engelledi. Daha sonra sempozyumun akademik danışmanı, belediye reisinin zorlamasıyla yaptığı yanlış için mahcup olduğunu ifade etti.

Yine aynı dönemde belediye reis yardımcılarından birisi Meslek Yüksekokulu’nda -her zaman olduğu gibi ücret almadan- verdiğim konferans sonrasında bana mesai saatlerinde izin verilmemesi için bağlı olduğum müdüre talimat verdi.

Kısacası, meraklı Melahatların dediği gibi değil meseleler. Birileri intihalle iki kapak arasına aldıklarını kitap diye pazarlayıp cebini doldururken ben ve benim gibiler de sağlığı el verdiği sürece üretmeye devam edecek.

Şer’iyye sicili ve Aksaray Dağarcığı gibi birinci el kaynak niteliğindeki eserler için tek cümle kuramayanlar ne hikmetse eski fotoğraflardan oluşan albüm-kitaplara sarıyorlar. Yazık! Onun için diyorum ki, zarfı bırakın mazrufa bakın!

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ