Aksaray Haber - Aksaray Haberleri -
$ DOLAR → Alış: 3,88 / Satış: 3,90
€ EURO → Alış: 4,57 / Satış: 4,59

Göz tansiyonu kör edebilir!

Göz tansiyonu kör edebilir!
  • 20.03.2017
  • 893 kez okundu

Aksaray Eğitim ve Araştırma Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Op.Dr. Erdoğan Yaşar, halk arasında göz tansiyonu olarak bilinen Glokom rahatsızlığının, fazla belirti vermeyen sinsi bir hastalık olduğunu ve teşhiste geç kalınması halinde körlüğe neden olduğunu açıkladı.

Göz Hastalıkları Uzmanı Op.Dr. Erdoğan Yaşar, halk arasında olarak bilinen Glokom rahatsızlığının, fazla belirti vermeyen sinsi bir hastalık olduğunu ve teşhiste geç kalınması halinde körlüğe neden olduğunu açıkladı.

Glokom rahatsızlığında erken teşhisin çok önemli olduğunu ve görme kaybına engel olduğunu açıklayan Aksaray Eğitim ve Araştırma Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Yaşar, “Glokom (göz tansiyonu) fazla belirti vermeyen sinsi bir hastalıktır. Maalesef hastaların yarısından çoğu hastalığından habersiz olarak yaşamaktaktadır. Bu nedenle 40 yaş üzeri risk faktörü olan kişilere yılda bir kez diğer kişilere ise 2-3 yılda bir göz tansiyonlarını ölçtürmelerini öneriyorum” dedi.

Aksaray Eğitim ve Araştırma Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Erdoğan Yaşar;

“Halk arasında göz tansiyonu ya da Karasu Hastalığı olarak da bilinen Glokom, sıklıkla göz tansiyonu yüksekliği ve görme siniri hasarı ile seyreden kronik, ilerleyici ve geri dönüşümsüz görme kaybına neden olabilen bir hastalıktır. Göz tansiyonunun normal değeri santral kornea kalınlığına göre kişiden kişiye değişmekle birlikte 21 mm Hg üstü değerler yüksek göz tansiyonu olarak kabul edilmektedir. Tüm dünyada yaklaşık 70 milyon insanda Glokom bulunmakta olup bununda yaklaşık onda birinin bu hastalık nedeniyle kör olduğu tahmin edilmektedir. Katarakttan sonra dünyada en önemli ikinci körlük sebebi olup, geri dönüşümü olmayan körlük sebepleri içinde ise ilk sıradadır. Yine Glokom her yaşta görülebilmekle birlikte 40 yaş üzerinde daha fazla görülüp, sıklığı ilerleyen yaşla daha da artmaktadır” dedi.

Aksaray Eğitim ve Araştırma Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Erdoğan Yaşar açıklamasında şu bilgilere yer verdi.

Glokomun belirtileri nelerdir?

Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Erdoğan Yaşar;“Genellikle Glokom hastalarında belirti olmamakla birlikte bazı hastalarda ara ara bulanık görme, göz ve baş ağrıları, geceleri ışıklar etrafında hare yada halka görmeler ve karanlıkta televizyon izlerken oluşan göz ağrıları görülebilmektedir. Glokom hastalığı sıklıkla belirti vermediği için malesef hastaların yarısından çoğu hastalığından habersiz olarak yaşamaktaktadır. Özellikle hastalığın başlangıç döneminde genelde hasta şikayeti olmadığından doktora başvurulmadığı için hastalığın tanı konulması gecikerek görme sinirinde geri dönüşümsüz hasar meydana gelmektedir ”dedi

Risk faktörleri nelerdir?

Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Erdoğan Yaşar“Risk faktörleri arasında ailede glokom öyküsü, diyabet, hiper-hipotansiyon, yüksek hipermetropi-miyopi, guatr, migren,kalp- damar hastalıkları, uyku apnesi, geçirilmiş göz yaralanmaları ve cerrahileri, romatizmal hastalıklar, uzun süreli kortizonlu ilaç kullanımları yer almakla birlikte bu hastalarda normal insanlara göre glokom riski artmış olduğu için düzenli göz muayeneleri yaptırmaları önerilmektedir” dedi.

Teşhis nasıl konulur?

Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Erdoğan Yaşar“Glokom teşhisinde, göz içi basıncının ölçülmesi (göz tansiyonu), gözün drenaj açısının incelenmesi (gonyoskopi), göz dibi muayenesi (görme siniri muayenesi) ve görme alanı ve-veya OCT, HRT (görme siniri hasarı tespiti) ölçümleri yapılıp değerlendirilerek tanısı konulmaktadır” dedi.

Tedavide ne yapılır?

Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Erdoğan Yaşar“Glokom tedavisinde en önemli aşama erken tanı olup erken tedavi ile göz tansiyonu düşürülerek göz siniri hasarı durdurulmakta ve görme kaybının ilerlemesi önlenmektedir. Tedavide Glokomun tipine ve evresine göre göz tansiyonu düşürücü damla ya da damlalar ilk aşamada kullanılarak göz tansiyonu o kişi için planlanan normal değerine düşürülmesi sağlanmaktadır. Tedaviye yanıt vermeyen hastalarda lazer ve cerrahi tedavilergerekmektedir.Buna ek olarak geç dönemde tanı konulan ya da sürekli ilaç kullanımının uygun olmadığı olgularda doğrudan lazer girişimleri ya da cerrahi yöntemlere de başvurulabilmektedir ”dedi..

Etiketler: /

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ