Aksaray Haber - Aksaray Haberleri -
$ DOLAR → Alış: 3,84 / Satış: 3,85
€ EURO → Alış: 4,51 / Satış: 4,52

Ihlara Vadisi Kitabı’na Dair

Mustafa Fırat GÜL
Mustafa Fırat GÜL - mustafafiratgul@hotmail.com
  • 23.11.2017
  • 249 kez okundu

1926 doğumlu Ihlaralı yazar İbrahim Şimşek bitmek tükenmez bilmeyen enerjisiyle, gençlere taş çıkartan azmiyle yeni bir kitaba daha imza attı. “Ihlara Vadisi-Kapadokya’nın İncisi” isimli bu kitap daha yeni çıktı. İbrahim Şimşek amcamız her zamanki gibi büyük bir nezaket ile kitabı imzalayarak bana gönderdi.

Telefonda bir kuru teşekkürü herkes yapar elbette. Bu nezaket karşısında ne söyleyeceğimi bilemedim. Hem 91 yaşında olacaksınız, hem hafızanız berrak, kulaklarınız, gözleriniz gayet sağlam olacak. Bunlar elbette günümüze göre insanı şaşırtacak özellikler ya da güzellikler. Fakat bu saydıklarım bir yerde normal karşılanabilir. Denilebilir ki “bunda ne var?  91 değil 92, 93 yaşında hatta 95 yaşında da hafızası yerinde gözleri iyi gören, kulakları iyi duyan var” diyebilirsiniz. Fakat kaç kişi tanıyorsunuz 91 yaşındayken kitap yazan? Hem bu kitabı için günde saatlerce mesai harcayan, bunun için Anadolu yakasından Avrupa yakasına giden, kitabını titizlikle hazırlayan ve bu kitapları herhangi bir para kazanma amacı gütmeden kitap sevenlere hem parasız hem de kargo ücretini cebinden ödeyen kaç kişi tanıyorsunuz? Ve yine soruyorum kaç kişi tanıyorsunuz halen yeni çalışmalar yapmak için heyecanlanan? Zannediyorum ki bu yazıyı okuyanlar bu yaşta eğer birisi bu şekilde çalışıyor ve de kitap yazıyorsa ona saygı duymak bir borçtur. O’nun bu memleket sevdasına doğduğu toprakları özlemesine ve sevgisine ve de hizmetine kim şapka çıkarmaz, kim saygı duymaz? Ben şahsen bu azmin karşısında, bu sevginin karşısında, bu vefanın karşısında, bu samimiyetin, bu nezaketin, bu muhabbetin ve de bilimsel ciddiyetin karşısında saygı ile eğiliyorum huzurunuzda. İbrahim Şimşek amcamıza teşekkürler ediyorum. Umarım bu gayretiniz bizlere örnek olur. Umarım ufacık sebepler yüzünden bilimsel çalışmalara kapısını kapatan, memleketine küsen nice insanlara ibret olur. Gelelim kitap hakkındaki düşüncelerimize.

“Ihlara Vadisi-Kapadokya’nın İncisi” isimli kitap Özgür Yayınları’ndan çıkmış toplam 280 sayfalık. Bu kitap aynı zamanda birkaç kişinin emeğinin olduğunu gösteriyor. İbrahim Şimşek haricinde onun yeğeni Erdal Karacan da bu esere emek vermiş. Araştırmalar yapmış. İbrahim Şimşek ile birlikte Erdal Karacan Bey’i de tebrik etmek gerekiyor.

Kitabın başlarında Cumhuriyetin ilk yıllarında Ihlara’daki yaşam koşulları başlıklı bölüm oldukça önemli. 1926 doğumlu yazar İbrahim Şimşek’in bizzat müşahede ettiği günleri anlatıyor. Özellikle bu kısımda insanı üzen, üzerken de düşündüren sıtma gerçeği var ve bu başlık sıtmadan ölen gençler diye yazılmış. Yazıdan şöyle bir alıntı paylaşmak istiyorum:

“Bugün gibi anımsıyorum. Adana’ya giden Ihlara Köyü gençlerinin birçoğu pamuk çapalarken zehirli sıtmaya tutulmuşlar. Vaktinden önce dönmüşlerdi. Uzun süren hastalıktan sonra kinin hapı bulunamadığı için gerekli tedavi yapılamamıştı. Yoksul halk çaresizlik içinde kalmış bir günde ateşli sıtma hastalığından ölen 20’den fazla köy delikanlısının cenazesi taşınmıştı köy mezarlığına”.

Yazar İbrahim Şimşek yine çocukluğunun geçtiği Ihlara Köyü’nden farklı örnekler veriyor. 1930’lu yıllardan bahsederken aynen şöyle diyor:

“Köyümüzde okur-yazar sayısı parmakla gösterilecek kadar azdı. Hele kadınlardan okur-yazar hiç yoktu. Erkeklerden de köyün medresesine gidenlerin çoğu matbaada basılan yazıyı okurlardı da el yazısı, mektup gibi dilekçe gibi şeyleri okuyamaz yazamazlardı. Köyümüzde doğru dürüst okuyup yazan iki kişi vardı. Biri köyümüzün imamı Mahir Hoca öteki de Başçavuş emmiydi. O günlerde mektup okutmanın bedeli 10 taze yumurta; mektup yazdırmanın bedeli ise canlı bir tavuktu”.

İbrahim Şimşek çocukluğu ve akabinde gençliğini de anlatıyor bu bölümde. Kitapta sadece Ihlara Vadisi anlatılmıyor. Yakın çevresine de değilmiş. Bu yönüyle önemli bir kitap. Ihlara ve civarında hangi medeniyetler yaşamış bunlardan kitapta bahsediliyor.

Tabii ki kitabın eleştirilecek kısımları  da yok değil! Örneğin Kapadokya isminin anlamı için “güzel atlar ülkesi demektir” diye not düşülen kısmın yakın dönemde hakikati yansıtmadığı ortaya çıkmıştı. Ki, Kapadokya’nın anlamı diye her yerde karşımıza çıkan “güzel atlar diyarı” anlamını aslında bir gazeteci uydurmuş. Daha doğrusu 2015’te itiraf etti. 80 İhtilali’nden sonra Yunanca isimlerin kullanılması istenmediği için Kapadokya sözcüğünün Yunanca ile alakası yok, bu Persçedir ve anlamı da güzel atlar diyarıdır demiş. Bu kitapta maalesef yine aynı yanlış tekrar edilmiş.

Yine 1877-78 yılında cereyan eden Osmanlı-Rus Savaşı bilindiği gibi “93 Harbi” diye bilinir ve bu çok meşhurdur. Fakat burada tırnak içinde koyu harflerle “92 Harbi” olarak belirtilmiş. Belki de gözden kaçan bu yanlışın 2. Baskıda düzeltilmesi elbette isabetli olacaktır. Kitabın orta kısımlarında mesleklerden, eğitimden, Ihlara’da yaşayan ailelerden ve bu ailelerin fertlerinden, başarılarından örnekler var. Yerel anlamda düşündüğümüzde önemli araştırmalar. Kitabın sonuna doğru gurbetteki Ihlaralılar hakkında bilgiler verilmiş. Son kısımda ise 1830 nüfus kayıtlarındaki 68 hanedeki nüfus aynen aktarılmış.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ