Aksaray Haber - Aksaray Haberleri -
$ DOLAR → Alış: 3,93 / Satış: 3,95
€ EURO → Alış: 4,66 / Satış: 4,68

İmamlara Mektup

İmamlara Mektup
  • 01.11.2017
  • 736 kez okundu

İmamlık bugün itibariyle vakit namazlarını ücret karşılığında kıldırmak demektir. Müezzinlik de vakit namazları için ezan okumak demektir. Yani günde beş vakit namazda çalışan imam ve müezzinin görevi bundan ibarettir. Hatta tatil günlerinde (mesela dinî bayramda çalıştığı her gün için elli liradan fazla alıyor) çalışması durumunda aldığı ek ücretle imamın ya da müezzinin aldığı maaş 3 bin liranın üzerindedir. Öğretmenlerin aldığı maaşı eleştiren bu toplum, asgari ücretlinin beş dakika dinlenmesini bile diline dolayan milletimiz imamların aldığı maaşa ve çok az süreyle çalışmasına laf etmiyor.

Sabah, öğle, ikindi, akşam ve yatsı namazlarının hepsini imamın kıldırdığını ve ezanları da müezzinin okuduğunu kabul edelim. Çünkü çoğu zaman cemaatten birileri hoca efendinin işi varmış diyerek namazı kıldırıyor. Müezzinin yerine çoğu zaman da sevabı çok olur diyerek cemaatten birileri ezan okuyor. Diyelim ki, cemaate fırsat vermeden imam ve müezzin işini yapıyor. Ne kadar bir sürede yapar? En fazla iki saat sürer tüm bu işler. Üç saat sürdüğünü varsayalım. İki ya da üç saat sıcacık camilerde, lüks kaftanlar, yeni sarıklar içerisinde namaz kıldıran imam, ezan okuyan müezzin devletten yıpranma payı istiyor. Neyin yıpranması diye düşünmüş olabilirsiniz. Bazı imamların kendi ifadeleriyle millet yatarken sabahın soğuğunda veya millet evinde çay içerken gecenin bir yarısı yatsı vaktinde namaz kıldırmak yıpranma sebebiymiş. Elbette tüm imamlar böyle değil. Elbette her meslekte iyiler-kötüler var. Burada ayırt edici faktör karakterdir, kişiliktir.

İmam, müezzin, kayyım arkadaşlar!

Camiye cemaatle aynı vakitlerde bile gelmiyorsunuz. Cemaatin birçoğu ne kadar erken gidersem o kadar çok sevap alırım derken sizlerin büyük kısmı ezandan birkaç dakika öncesinde camide oluyorsunuz. Namaz biter bitmez de gidiyorsunuz. Birçok imam ek iş yaptığı için muhtemelen diğer işine koşuyor. İyi de sizin işiniz camidir. Sizin göreviniz cemaattir. Sizin amacınız din adamlığı değil midir? Din adamını görünce “Allah’ın adamı” demiyorsa birisi bunun sorumlusu sizler değil misiniz? Neden geç gelip erkenden camiden kaçıyorsunuz?

Müftü bey de bu yazıyı okuyunca “ne yapalım, mevzuata göre sadece vakitlerde camide olmak var. Görev bitince gidebilirler” diyecektir. Kusura bakmasın ama böyle değil durum. Hem unutulmasın ki sizin sorumluluğunuz çok önemli. Öğretmene öğrenciler başarısız olunca “neden?” diye soruluyor da koca camiler, milyonlarca liralık mabetler “niye boş?” diye sorulmuyor acaba. İnşasında harcanan paralar çok ciddi rakamlar. Sonrasında yakıtı, ışığı, faturaları ve diğer masrafları da hesap edilince imamlardan hesap sorulmalı. Hem de sıkı bir hesap olmalı. Üç bin liradan fazla maaş alan, ayrıca çoğunun ek iş yaptığı bu düzen sorgulanmalıdır.

Özellikle Ulu Cami gibi merkezdeki en büyük caminin personeli gün boyunca orada bulunmalıdır. İnsanlarla sohbet etmelidir. Diğer camilerin görevlileri de mahallelinin saygısını kazanmak adına, aldığı üç bin liradan fazla parayı hak etmek adına cemaatle samimi olmalıdır. “Böyle bir imamın arkasında namaz kılmam” diyenlere kızmak yerine o düşüncenin sahibinin gönlüne girmeye çalışmak en doğrusu olacaktır.

Kısacası imam, müezzin ve diğer görevlilerin yaptığı çok ama çok basit olan ama sorumluluğu çok ağır olan işlerini savsaklamasını istemiyoruz. Neredeyse her mesleğin başarısızlığının konuşulduğu bir ortamda din görevlilerinin başarısızlığının da masaya yatırılmasını istiyoruz.

Etiketler: /

ZİYARETÇİ YORUMLARI
  1. Abdullah Yıldız dedi ki:

    Doğru söze ne denir? İmamlar özeleştiri yapmalı.

YORUM YAZ