Aksaray Haber - Aksaray Haberleri -
$ DOLAR → Alış: 3,43 / Satış: 3,44
€ EURO → Alış: 3,67 / Satış: 3,69

Kabir Darende’de olsaydı bir Aksaraylı olarak bunu söylerdim

Kabir Darende’de olsaydı bir Aksaraylı olarak bunu söylerdim
  • 22.02.2016
  • 3.298 kez okundu

s-img1haberaksaray.com olarak röportaj serimizin ilkinde yazdığı kitabıyla son günlerde şehrin tanıtımına ve edebiyata yaptığı katkıyla gündemde olan genç araştırmacı ile kendisi ve kitabı hakkında konuştuk.

Sizi tanıyabilir miyiz?

1989, Salihler Şehri, Aksaray doğumluyum. İlk, orta ve lise öğretimimi Aksaray’da tamamladım. Samsun On Dokuz Mayıs Üniversitesi Veteriner Fakültesi’nden mezun oldum. Mezuniyetimden sonra vatani görevimi, Hava Kuvvetleri Komutanlığı’nda, Gıda Kontrol ve Hijyen Denetim Subayı olarak yaptım. Askerlik sonrasında, bir yıl özel bir şirkette, çiftlik veteriner hekimi olarak çalıştım. Bir buçuk yıldır da Aksaray Belediyesi Külliyesi’nde, Minyatür Müze Rehberi olarak görev yapıyorum.

Somuncu Baba’yı çok duyuyoruz ama pek bilmiyoruz sanki… Somuncu Baba kimdir?

O, sultanların sultanı, ariflerin tacı, şeyhlerin şeyhidir. Meşayıh-ı Kiram, onu bu övgülerle ve hatta daha fazlasıyla övmüşler iken, biz de dilimizin döndüğünce, eksikli cümlelerimizle o sultanı anlatmaya çalışalım.

Somuncu Baba için evvela şunu diyebiliriz ki, o, İstanbul’un Fethi’nin mayasıdır. “Bu ne demektir” derseniz, şöyle açıklayabilirim: İstanbul’un Fatihi, Sultan II. Mehmed Han’dır ya, işte o Ebu’l Feth olan Sultan’ın, onu yetiştiren birçok hocaları da olmuştur. İşte Fatih Sultan Mehmet Han’ın o hocalarının başında öyle biri gelir ki, o, Ak Şeyh olarak da bilinen Ak Şemseddin hazretleridir. Peki, Ak Şemseddin hazretlerini Ak Şemseddin yapan, onu nakış nakış işleyen nakkaş kimdir? O nakkaş da Hacı Bayram-ı Veli hazretleridir. Peki ya Hacı Bayram-ı Veli’yi Hacı Bayram yapan kimdir? Kimdir onu çiğ iken pişiren, ham iken olduran, Müderris Numan iken Bayram yapan? İşte onu Bayram yapan, ona bayram sevincini yaşatan da Somuncu Baba Şeyh Hamid-i Aksarayî hazretleridir.

İşte bu silsileyi takip ettiğimiz zaman, Somuncu Baba İstanbul’un fethinin mayasıdır dersek, hata etmiş olur muyuz? Olmayız!

s-img2Somuncu Baba’nın fırınında ekmekler pişerken, onun sohbetiyle de nice gönüller pişmiştir. Peki, Somuncu Baba’nın pişmesi nasıldır, ne zamandır?

Bu sorunuzun cevabını kitabımızdan bir parça ile verelim, Somuncu Baba’nın kendi dilinden onun pişme evresini öğrenelim.

“Ben çukurlu, düzlü, taşlı, sert, delik, deşik bir tarla idim. Taşlarımdan temizlendim, sürüldüm sonra ekildim ve başak verdim. Başaklarım doluydu ama buğday olarak kalmayı değil ekmek olmayı arzuluyordum, zira ekmek olup Âdemoğluna bir menfaatim dokunsun istiyordum. Bu sebeple evvela şeyh ba­bam Şemseddin Musa el-Kayserî’nin değirmeninde öğütüldüm, un oldum. Sonra kayın babam Şeyh Mahmud Mazdekânî’nin eleğinde elendim, saflaştım. Sonra Şeyhim Şadi-i Rumî Efendi tasavvuf su­yuyla hamur etti beni, yoğurdu, şekil verdi. Ve Şeyhim Sadred­din-i Erdebilî’nin gönül fırınında piştim, ekmek oldum.”

Tabiki Somuncu Baba’nın bu şeyhlerinden başka, onu pişiren iki büyük zat daha vardır. Bu zatlardan ilki, üveysî meşrep şeyhi Mevlana Bayezid-i Bestamî hazretleridir, ikincisi de “İlm-i ledün” şeyhi Hızır (a.s)’dır.

Somuncu Baba’nın kabrine Malatya- başta olmak üzere, birçok yer sahip çıkıyor. Sizin bu konudaki görüşünüz nedir? Bu işin doğrusu nasıldır?

Doğrusunu yalnız Allah bilir. Allah Âlim’dir.

Ancak “Aksaray mı? Darende mi? Veya bir başka yer mi?” sorusu, Somuncu Baba’nın hayatı üzerinde çalışıyorsanız, en çok karşılaşacağınız sorudur. Ama şu var ki, Aksaray ile Darende dışında, elinde belge ile kabri savunan bir başka yer de yoktur.

s-img3Ben bu kitabı yazarken niyetimi, Somuncu Baba hazretlerini ve tasavvufu anlatmak olarak almıştım. Kesinlikle memleket sevgisi gütmeden, hakikat neyse o şekilde bitirmeye de niyet etmiştim elhamdülillah. Ve hatta araştırmalarım devam ederken, kitabın sonunu Darende’de bitirmeye de karar vermiştim, tüm hemşerilerimi karşıma alma pahasına da olsa.

Beni, kabrin Darende’de olduğuna ikna eden kaynak “Arşiv Belgeleri Işığında Somuncu Baba’nın Neseb-i Alisi” kitabı idi. Ancak ne zaman ki, kitapta yazan bilgilerden şüphe edip, verilen o bilgileri araştırma cihetine gittim, işte o zaman hakikatin orada yazan gibi olmadığını gördüm. Kabrin Aksaray’da olduğu kuşkusuz doğruydu.

Osmanlı Arşiv Belgeleri dahil, Miratü’l Işk’tan, Menakıb-ı Akşemseddin’e, Sefine-i Evliya’dan, Nefehatü’l Üns’e, Semeretü’l Fuad’dan Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesine varana kadar bütün eserler, kabrin Aksaray’da olduğuna hemfikirdir.

Hâlbuki önemli olan da kabrin nerede olduğu değil, bizim o evliyalara mutabaat ediyor olmamızdır. Mevlana hazretleri nasıl buyuruyor? “Vefatımızdan sonra kabrimizi yerde aramayın, bizim kabrimiz ariflerin gönüllerindedir.”s-img4

Neden Somuncu Baba?

Evvela şunu belirtmem gerekir ki hakkında en çok malumat sahibi olduğum zat Somuncu Baba’dır.

Sonra, Hazret hakkındaki bilgileri en doğru şekilde yorumlamak istedim. Zira Hazretin kabri mevzusunda herkes bir fikir beyan ediyor ancak herkes neye inanmak istiyorsa onu söylüyordu. Ben HAK olanı söylemek istedim ve HAK olanı söyledim. Batıla düşmemek için bu niyeti aldım. Dediğim gibi, eğer ki kabrin Darende’de olduğu fikrine aklım ve gönlümle inansaydım, bir Aksaraylı olarak hiç şüphesiz ki hikâyeyi Darende’de bitirirdim.

Ancak esas niyetim “Emri bil maruf ve nehyi anil münkerdir” yani iyiliği emredip kötülükten sakındırmaktır. Bunu yapabilmek için de Somuncu Baba’nın örnek hayatı vesiledir.

Somuncu Baba ile ilgili yazılmış eserler var. Somuncu Baba Sırr-ı Esrar’ı okuyanlar, eserinizde, diğer eserlerden farklı ne bulacak?

Tasavvufta bir söz vardır, “Allah’a giden yollar, kulların nefesleri adedincedir.” O halde Muhabbetullah’ı-Aşkullah’ı anlatan tasavvuf eserleri de bu nefeslerdendir dersem, yanılmış olmam zannedersem. Zira okuduğu romanlardan sonra, Rabbine dönen çok kişi vardır. İş böyle olunca, bizim romanımız da Somuncu Baba’yı-Muhabbetullah’ı-Aşkullah’ı anlatan bir başka nefestir.

Salt bilgilerin yanında, farklı bilgiler de koyduk romana. Somuncu Baba’nın Adana’da Nebi Sufi’yi ziyareti, Somuncu Baba’nın hocalarından Mahmud Mazdekâni ve Şeyh Şadi-i Rumî hakkında bilgiler, Somuncu Baba’nın “Kalaycı Menkıbesi” gibi…

s-img5Ve Somuncu Baba’nın kabrinin yanında yatan Pertev Sultan ve Kemal Sultan ile ilgili bilgiler de koyduk. Onların Somuncu Baba’nın müridi değil, başka zatlar olduğu fark ettik ve bunu okuyucu ile paylaştık.

Şeyh Kemal Sultan (k.s.): Hazreti Ali (r.a.) Efendimiz’in sırdaşı olarak bilinen Kümeyl bin Ziyad (r.a.)’a nispet edilen Kümeylî Tarikatı’nın pirlerindendir.

Şeyh Pertev Sultan (k.s.): Pîr-i Türkistan, Pîr-i Târik-i Yesevi Hoca Ahmed Yesevi hazretlerinin halifelerindendir.

Ayrıca romanın iç içe geçmiş iki olay ile kurgulanmasıyla, okuyucunun sıkılmadan ve büyük bir merakla okuması sağlanmıştır. Elhamdülillah bunu başarmışız, yorumlar çok güzel.

Halkımızın kitabınıza ilgisi nasıl oldu?

Okuyanlardan çok güzel yorumlar alıyorum. Ağlayarak okuduklarını söyleyenler de var. Neticede ben, Allah rızası için gözlerden bir damla yaşın çıkmasına vesile olabilmişsem eğer, maksat hâsıl olmuştur demektir.

Başka projeleriniz var mı?s-img6

Araştırmalarına başladığım ama ne zaman yapacağıma karar vermediğim birkaç araştırmamdan bahsedeyim.

Aşk-ı Hakîkî – Yusuf Hakîkî Baba ve Hacı Bayram-ı Veli

Aşkın Pazarı – Emir Sultan

Aşk Şehidi Maşukî – Oğlan Şeyh İsmail Maşukî ve Pîr Ali Sultan Aksarayî

Sanki “kitap yazıldı ve konu kapandı” gibi bir yanlış anlama içinde olanlar vardı ama siz kaliteli bir romanla çıtayı yükselttiğiniz için size başarılar diliyoruz.

Allah kaleminizi, zihninizi keskin eylesin.

Asıl ben haberaksaray.com’a teşekkür ederim.

Etiketler: / / /

ZİYARETÇİ YORUMLARI
  1. sezgin özdemir dedi ki:

    Somuncubabanın mezarı Darende de.
    Aksarayda olursa. Darendedeki vakıfın geliri elden gider.
    Trilyonlarına ekleme yapamazlar.
    Gelin vazgeçin Aksarayda demeye.
    hörmetlerimle

    1. Sezgin Özdemir'e dedi ki:

      Ahmet Kuşsan çok güzel söylemiş. Hak Batıl meselesi. Bizimkiler gerçeği ortaya çıkarmışlar. Aşkın Sırrını okuduk bi de Sırrı Esrarı okuyalım.

  2. Sercan Emek dedi ki:

    Dün gece haberi gördüm, sabah külliyeye gittim. Ahmet Kuşsan anlattı, ben dinledim. Arkadaşın hoş bir sohbeti var. Sanki bir an o devirlere gittim, geldim. Çıkışta kitabını da aldım. Kapak arkasını okumak bile beni heyecanlandırdı. Güzel bir esere benziyor.

  3. Hasan Hisari dedi ki:

    Mahmut Ulu, M. Fırat Gül ve Ahmed Kuşsan. Bu üçü şehrimizin yetiştirdiği ulusal çapta üç kalem sahibi.
    Biz sahip çıkarsak şehrimiz ulusal manada temsil edebilirler.

YORUM YAZ