Aksaray Haber - Aksaray Haberleri -
$ DOLAR → Alış: 5,72 / Satış: 5,74
€ EURO → Alış: 6,31 / Satış: 6,33

Ne, Nasıl Yazılır Ki?

Mustafa Fırat GÜL
Mustafa Fırat GÜL - mustafafiratgul@hotmail.com
  • 08.05.2019
  • 495 kez okundu

En son yazımın üzerinden iki hafta bile geçmedi. Küçücük kız çocuğuna yapılan tecavüz, minicik bir bedene yapılan bir vahşetle birlikte hayatı karartılan ailenin durumundan dolayı bırakın iki haftalık yazmama tepkisini iki asır yazmasam ne kaybederim?

Bu kadar büyük bir acıyı yaşatanların olduğu dünyada yazmasam olmaz mı? Elbette olur. Ama mesele birinin yazmamasıyla, birinin susmasıyla, birinin işyerini açmamasıyla, birinin hastasını muayene etmemesiyle, birinin işini terk etmesiyle çözülür mü? Elbette çözülmez.

Rutin bir işi geçici olarak terk etmek cılız da olsa bir tepkidir. Kimsenin umurunda olmasa da yapanın insan olduğunu hatırlaması için, kendisine saygısını yitirmemesi için önemlidir.

Bu şekildeki tepkilerden, yani yazanın yazılarından ya da yazanın yazmamasından etkilenecek olsa caniler ve vahşiler hiçbir sorun olmaz. Hiçbir hak gaspı olmaz.

İnsanlık tek bir tarifle yapılabilir mi bilemiyorum ama insanlar tek bir tanıma asla sığmaz. İki ayağın taşıdığı bedenin üzerinde gövdesi, kolları, başı olan, düşünen, gören, duyan her canlı insan mıdır?

Ya da insan kime denir?

İşte zor soru bu bence. Daha doğrusu hepimiz için oldukça zor bir meseledir kimin insan olup olmadığı. Neşet Ertaş merhum “insandan doğanlar insan olurlar, hayvandan doğan hayvan olurlar” derken insandan doğan, insan olan ve de insan görünen herkesin insan olduğunu kabul ederken bu sözleri yazdığında veya kendi deyimiyle havalandırdığında 5 yaşındaki hatta daha da küçük çocuklara tecavüz edildiğini duymuş mudur?

Hiç sanmıyorum!

Neyi, nasıl yazmalıyız bilemiyorum.

Yukarıda da izah ettiğim gibi sinirlendik, üzüldük, kızdık, sitem ettik, tepkiliyiz diye işimizi terk etsek nasıl olacak? Elbette olmayacak ama neyi, nasıl yazacağız? Başka bir ifadeyle neyi, nasıl yapacağız?

Hayatın devam ettiğinin farkındayım; işime devam etmek zorunda olduğumun bilincindeyim. Ama bir taraftan tarihî belgeler üzerinden çalışıp konuyla alakalı bilgi vermekle aklım, fikrim, duygum hep bu canilerin nasıl olup da türeyebildiği ve yok edilemediğindeyken neyi, nasıl yazacağım?

Biliyorum ki daha iyi insanlar olacağız. Ama sadece canımız, cananımız değil etrafımız da umurumda olacak. Kendi çocuğumuz evde olsun da başkasının çocuğu isterse fırtınada kalsın demeyeceğiz.

Olur da denk gelirsek niyeti bozuklara (halkımızın tabiriyle ırzı bozuk) birisine zarar vermesin diye orada bekleyeceğiz. Nöbet tutacağız annesi-babası gelene kadar. O da yoksa polisi, jandarmayı bekleyeceğiz. Bu da mı olmadı? O zaman o niyeti bozuğun zarar verecek başka yerlerini de biz bozacağız. Şiddet meraklısı olduğum için değil ama acil müdahale gerekiyorsa çocuklara zarar verecek bir cani ile karşılaşırsam yumruklarıma güveneceğim. En fazla ben haksız olurum şiddet uyguladığım için. Ama çocuklarımıza uzanamaz eller.

Evet, böyle düşünüyorum. Toplum olarak üç maymunu oynamayalım. Yeri geldiğinde müdahil olalım. Şerefsiz, kanı bozuklar meydanları boş bulamasınlar. Eskiden olduğu gibi Allah’tan korkmayanlar bâri kuldan utansınlar.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ