Aksaray Haber - Aksaray Haberleri -
$ DOLAR → Alış: 5,41 / Satış: 5,44
€ EURO → Alış: 6,13 / Satış: 6,15

Öğretmenin İsyanı

Mustafa Fırat GÜL
Mustafa Fırat GÜL - mustafafiratgul@hotmail.com
  • 05.06.2018
  • 406 kez okundu

Çok öğretmen arkadaşım var. Sıklıkla görüştüklerimden bazılarının isyanları çoğumuzun da isyanı olduğu için bugün bunu yazmak istedim. Kısaca özetlemek gerekirse, okulların bazılarında öğretmenlerin iki-üç hafta evvelinden eğitimi tamamlaması. Öğrenciler için zaten uzun olan yaz tatilinin erkenden başlatılıp birkaç hafta daha uzatılması.

Bazıları bu hususta hemen şu savunmayı yapıyorlar: “Ne yapalım yani, müfredata göre ders bitince biz de çocuklara ister gelin ister gelmeyin diyoruz”. Fakat ders demek, eğitim demek sadece dağıtılan kitaplara göre konuları bitirmek, bitirince de “ders bitti okul paydos” değildir. Hemen bir örnek vereyim, hem de kendi kızımdan. Kızım Şeyh Edebali Ortaokulu’nda öğrencidir. Geçen hafta hiçbir ders işlenmemiş. Okullarına gidip sınıflarında öğretmen göremeyen çocuklar bu hafta gitmeyecektir artık. Halbuki müdürleri çocuklara “birkaç kişi de olsanız dersiniz boş geçmeyecek” demiş. Ama öğretmenler müdürün bu hassasiyetini pek paylaşmamış olacaklar ki, okulda oldukları halde lütfedip sınıflara girmemişler. Bakınız ders demiyorum, sınıf diyorum. İlle de üçgenlerden, yapım-çekim eklerinden, şundan bundan anlatmaya gerek yok. Çocuklarla birlikte senenin tekrarını yapmak minvalinde birkaç konuda sohbet olsa, sene içinde unutamadıkları birkaç hatırayı yeniden anlatsalar, gülseler-hüzünlenseler fena mı olur? Yine bildiğim başka bir örnek vereyim. Diğer kızım Rafet Bozkurt (eski Necip Fazıl) okulunda. Geçen hafta hiç aksatmadan ders yaptılar. Öğretmenleri test çözdürüyor, kitap okutuyor. Bu hafta da devam edecekler. Daha yakın tarihe kadar son günde bile ders işlenirdi. Karne verilmeden hemen öncesinde sınıfta tüm öğrenciler beklediğimizi, öğretmenlerimizin güzel öğütlerini dinlediğimizi hatırlarım. Yaşayanların ellerinden öper, ebediyete intikal edenlere de Allah’tan rahmet dilerim.

İşte bazı öğretmen arkadaşın da isyanı okulu erkenden bitiren ama girmediği ek dersin, kursların ücretlerini alanlara. Mesela 17-18 senedir öğretmenlik yapan bir öğretmen aynen şöyle dedi: “Fırat kardeşim! Bazı meslektaşlarıma çok kızıyorum. Sosyal medyadan güzel sözler, ayetler, hadisler paylaşıyorlar ama iş ciddiye gelince, bırak fedakarlığı aslî görevi yerine getirmeye gelince kimsecikler ortalarda yok. İşte ben bu tezata dayanamıyorum. Kimisi beş bin lira aldığı halde maddi sıkıntılardan bahsediyor. Elbette böyle olursa paranın bereketi olmaz!”. Başka bir öğretmen de seminerlerin formalite olmasından şikayetçi. “Ya hiç olmasın ya da seminer olacaksa faydasını görelim” diyor. Ve şöyle devam ediyor: “Okullar kapanıyor ve başlıyor seminer. Seminer ne demektir? Eğitimde daha faydalı nasıl olunurun bilimsel yönden cevaplanmasıdır. Başka ülkelerde eğitim ne durumda. Ne gibi değişimler ve gelişmeler olduysa bunlar anlatılır. Eğitimle alakalı yayınlar irdelenir. Ama böyle olmuyor maalesef. Üç saat oturup, üstüne de ek ders alıp dağılıyoruz. Mış gibi yapmaktan usandık artık”.

Velhasılı eğitim dönemini çok iyi değerlendirmemiz lazım. Geçenlerde yazmıştım. Mart sonu başlayıp tüm nisan ve mayıs ilk haftasına kadar şehrimizdeki tüm liselerden öğrenciler tarihi eserleri gezmişlerdi. Gezinin yarısında ben anlatmıştım. 5 bin civarında öğrenci gördüm. Gördüm ki gençlerimiz maalesef çok boş. Daha önce de dediğim gibi gençlerin bu halinin tek sorumlusu öğretmenler değil. Onlarla iletişim kuramayan, örnek olamayan, eğitimin evde başladığını ihmal eden aileler. Tüm bunlarla birlikte okullarda karne verilene kadar eğitimin devam etmesi gerektiğine inanıyorum. Öğrencilerin mukayese-muhakeme yeteneğinin güçlenmesi için gayret gösteren öğretmenlere selam ve hürmetlerimle.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ