Aksaray Haber - Aksaray Haberleri -
$ DOLAR → Alış: 5,68 / Satış: 5,71
€ EURO → Alış: 6,28 / Satış: 6,31

Siyasi, sosyal ve dini bakış açısıyla 15 Temmuz’da ne, neden, nasıl oldu?

Siyasi, sosyal ve dini bakış açısıyla 15 Temmuz’da ne, neden, nasıl oldu?
  • 02.11.2016
  • 1.149 kez okundu

Aksaray Üniversitesi (ASÜ) Rektörü Prof. Dr. Yusuf Şahin, 15 Temmuz’da Türkiye’nin bir uçurumun kenarından döndüğünü, milletin feraseti ve cesareti ile hain oyunun bozulduğunu söyledi.

Rektör Şahin, Dekanı Prof. Dr. Mehmet Bahaüddin Varol ve Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İsmet Emre, öğrencilere, ’u çeşitli yönleriyle anlattı.

– En Kötü Şey, En İyinin Mağlup Olmasıdır –

İslami İlimler Fakültesi ve Genç Mütefekkir Öğrenci Topluluğu’nun işbirliği ile düzenlenen “Siyasi, Sosyal ve Dini Bakış Açısıyla 15 Temmuz’da Ne, Neden, Nasıl Oldu?” başlıklı panelde ilk konuşmayı Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İsmet Emre yaptı. Meseleyi sosyal bakış açısıyla yorumlayan Emre, en kötü şeyin en iyinin mağlup olması olduğunu, bu yüzden en iyinin hiçbir zaman mağlup olmaması gerektiğini belirtti. Eflatun’un, “Devlet” adlı kitabında, “Bizim devletimizde bir ayakkabı ustası sadece ayakkabı işiyle uğraşır ve mesela kaptanlık yapmayı düşünmez. Bir tüccar sadece alışverişle uğraşır, ayrıca tarımla uğraşmaz…” dediğini anımsatan Prof. Emre, bu yaklaşım biçiminin devletlerin gücüyle orantılı gibi göründüğünü kaydetti. Osmanlı sistematiğine bakıldığında, 19’uncu yüzyılın başlarına kadar bir sorun olmadığını söyleyen Prof. Emre, şöyle devam etti: “Herkes kendi işinde, gücünde ve başka şeylerle uğraşmıyor. Ancak, zayıflama kendisini gösterdikçe, kötü şeyler dokulara nüfuz etmeye başlamıştır. Osmanlı’nın çöküş süreci biraz da organların yerli yerinde durmamasıyla ilgilidir. 1826 yılında tamamen bozulmuş askeri sistematik, II. Mahmut tarafından Batıya entegre, düzenli bir orduya geçişin sinyallerini verdiği anda krize dönüştürülmüş ve bizdeki ilk darbe girişimi orada kendisini göstermiştir. Sonra, yaklaşık 90 yıl boyunca, yani 1913’e kadarki süre içinde 6 darbe teşebbüsü daha olur. 1826, 1859, 1867, 1876, 1909, 1913, 1921, 1923, 1960, 1971, 1980, 1997, 2007 ve 2016 yılları darbe yıllarıdır.” Dekan Prof. Dr. İsmet Emre, sözlerini, şu tespiti yaparak sonlandırdı, “Bireyde olduğu gibi, devlette de hasta olmanın sebebi, dışarıdan teneffüs edilen havadır.”

– Sizi Aldatanlar Allah’la Aldatmasın –

15 Temmuz’u dini bakış açısıyla katılımcılarla paylaşan İslami İlimler Fakültesi Dekanı ve Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Bahaüddin Varol, Cumhuriyetin kuruluşunda canlarını feda eden ecdadın başlattığı İstiklal Savaşı’nın bugün hala sürdüğünü, yarın da süreceğini söyledi. “Eğer siz, bu coğrafyada Müslüman olarak, bu devlete ve bu millete sahip olarak varlığınızı sürdürmek istiyorsanız, bu mücadele hep devam edecektir” diyen Varol, 15 Temmuz gecesinde bir davetle sokaklara çıkan ve göğsünü siper eden tüm kahramanları dua ile andıklarını belirtti. FETÖ denilen örgütün söylemlerinde dini kullandığını; Allah, peygamber, iman dediğini anımsatan Prof. Varol, son derece önemli tespitlerde ve uyarılarda bulundu. Toplumda değer gören önemli hususlardan birisinin de duygular olduğunu kaydeden Varol, “Duygularımız, insanı insan yapan temel değerlerle bezendiğinde, bu kişiye çok şey katar. Ama duygularımızın sesine kulak vererek meylettiğimiz hareketleri iyi gözlemlemeliyiz. 15 Temmuz’da yaşanan olayın büyüklüğünü gün geçtikçe daha iyi anlıyoruz. Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de, ‘Sizi aldatanlar Allah ile aldatmasın’ buyuruyor. Bugün görüyoruz ki; bizi aldatanlar Allah’la, peygamberle, dini referanslarla aldattılar. İslam’da davet sadece Allah ve Resulünün yoluna yapılır. Allah’ın adı kullanılarak hiçbir şekilde gruplara, fırkalara, hiziplere, parçalanmış yapılara insanlar davet edilemez. Gençlerimizin çok dikkatli olması, aklını ve iradesini başkalarının insafına bırakmaması gerekmektedir” dedi. Varol, konuşmasının devamında, çeşitli ayetlerden ve hadislerden örnekler sundu.

– 15 Temmuz’da Bir Uçurumun Kenarından Döndük –

Panelin son konuşmasını yapan Rektör Prof. Dr. Yusuf Şahin, meselenin siyasi boyutuna yönelik değerlendirmelerde bulundu. Devlet tanımı ile sözlerine başlayan Prof. Şahin, bir yerin devlet olabilmesi için büyük veya küçük bir toprak parçasına sahip olması gerektiğini, bu toprak parçasında teorik olarak en az iki veya daha fazla sayıda insanın yaşıyor olması gerektiğini ve egemenlik sağlaması gerektiğini söyledi. Egemenliğin, bahse konu toprak parçası üzerinde yaşayan insanlarla ilgili son sözü söyleyebilme gücü ve kudreti anlamına geldiğine dikkat çeken ASÜ Rektörü, “Devlet, bizim normal şartlarda yapamayacağımız pek çok şeyi yapmamıza olanak sağlar ve tanım olarak, yaptırmak istediğini şiddet kullanarak yaptırabilir. Bunun ilk ayağı, ordu dediğimiz asker, polis ve zabıta kuvvetleri, diğeri ise modern, rafine şiddet araçlarıdır” dedi. FETÖ’nün bunu çok iyi çözümlediğini ve doğrudan şiddet aracı olan TSK ile Emniyete özel olarak odaklandığını, aynı zamanda rafine ve modern şiddet kullanma araçları olan yargı, sağlık, eğitim gibi alanlara da uzandığını belirten Şahin, “Bazen isyancı, bazen terörist, bazen darbeci gibi negatif sıfatlarla anılanlar, başarılı olunca devlet oluverirler. Devlette olanlar ise vatan hainliğinden idam edilebilirler. 1960’ta darbeyi yapanlar devlet oldu ve devlette bulunan Menderes ile arkadaşlarını idam ettiler. Neye göre? Bir anda devlet oluverdiler ve devlet araçlarını kullanmaya başladılar. Benzeri şeyi 15 Temmuz’da da yapmak istediler ve biz bir uçurumun kenarından döndük” dedi.

ASÜ Merkezi Konferans Salonu’nda düzenlenen, öğrencilerin ve akademisyenlerin katıldığı etkinlik yaklaşık 1,5 saat sürdü..

Etiketler: / /

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ