Aksaray Haber - Aksaray Haberleri -
$ DOLAR → Alış: 3,88 / Satış: 3,89
€ EURO → Alış: 4,57 / Satış: 4,59

Türkiye Amerikan İlişkileri

Mustafa Fırat GÜL
Mustafa Fırat GÜL - mustafafiratgul@hotmail.com
  • 17.10.2017
  • 335 kez okundu

Gündem inanılmaz hızlı değişiyor. Tarih araştırmacısı olarak ve de özellikle Aksaray tarihini araştıran birisi olarak kendi çalışmalarımı paylaşmak önceliğim. Ama bazen genel konulara özellikle de gündemi ziyadesiyle meşgul eden mevzulara değinmek istiyorum. Bu değinmek belki sadece yorumdan ibaret de kalabilir. Çünkü işin uzmanları her cephesini tartışırken ben de ya minik bir katkı sunmaya ya da sadece ve sadece yorumumu aktarmaya çalışacağım. Daha önce de ulusal/uluslararası birkaç meselede düşündüklerimi aktarmıştım.

Evimde televizyon hiç olmadı. Gün boyunca da işimle meşgulüm. Yani gün içinde ya da akşamları başkalarına göre daha az şeyden haberim oluyor. Buna rağmen yine de gündemin kesafeti insanın başını döndürüyor. Neye şaşıracağınızı ya da üzüleceğinizi bilemiyorsunuz. Bazen evde radyodan dinlediğim, genellikle de internetten okuduğum haberler karşısında benim yapacağım bir şey olmuyor. Tıpkı sizin gibi! Ama hayat devam ediyor…

***

Osmanlı ile ilk defa -1800’de- George Washington’un ziyaretiyle irtibat kuran Amerika Birleşik Devletleri daha dün, yani 1783’te bağımsız bir devlet olarak ortaya çıktığı için genelde “tıfıl devlet nasıl olur da bu kadar güçlü olur?” sualine takılıp dururlar. Nasıl başardıysa başardı ama hakikat şu ki dünyanın süper gücüydü tek başına. Son zamanlarda gücüne çok yaklaşan hatta geçenler de oldu. Ki, zaten Amerika’nın en büyük telaşı da bu yüzden.

Amerika’ya Osmanlı’nın yardım ettiğini yakın zamandaki çalışmalar sayesinde öğrendik. Özellikle II. Abdülhamid döneminde Amerika’daki orman yangınında zor günler geçiren halk için 300 altın gönderildiğini biliyorsunuzdur. Ve daha da önemlisi Abdülmecid’in padişahlığı döneminde Amerika’nın komşusuyla (Meksika) yaşadığı savaşta develere muhtaç olduğu ve bunun temini için de neredeyse Osmanlı’dan başka satın alabileceği yer kalmadığı bir durumda Osmanlı develeri satmak yerine hibe ettiğini okumuşsunuzdur. Yani şunu diyorum. Türk- ilişkileri tarihçesine bakıldığında Osmanlı’nın alicenaplığına, yani Türklerin Amerika’ya yardımı hatırlandığında biraz da olsa vefa gerekir diye düşünüyor insan. Ama bu mümkün değil. Çünkü kanlarında, genlerinde dostluk yok bunların.

Daha aklım birçok şeye ermediği günlerde, çocukluktan gençliğe adım attığım dönemde Gülağaç’ta çay bahçesi işletirdik. Ve bu mekânda kaset de satardık. Müşterinin ilgisini çeksin diye bazı kasetleri gün içerisinde sesini biraz daha açarak dinletirdik. İşte o günlerde aklımda kalanlardan birisi de “Amerika katil katil” sözleriyle Mahzuni Şerif’in sesidir.

Defol git benim yurdumdan
Amerika katil katil
Yıllardır bizi bitirdin
Amerika katil katil

 Devleti devlete çatar
İt gibi pusuda yatar
Kan döktürür silah satar
Amerika katil katil

Japonya’yı yiyen velet
Dünyadaki tek nedamet
İki yüzlü kahpe millet
Amerika katil katil

Amerika’nın kalleşliğini yıllardır dinleriz, okuruz. İstiklal Harbi’nin yaşandığı günlerden bu yana yamuk yapan riyakâr Amerika’nın defterinin dürüldüğünü herkes gibi ben de görmek istiyorum. Bunun için hepimize görev düşüyor desem “ne alakası var canım, bu hükümetin işi” diyeceksiniz. Kısmen haklısınız ama öncelikle bilinçli vatandaşlar olmak zorunda olduğumuzu, tarih-siyasetle birlikte dostu-düşmanı bilmek mecburiyetimizi hatırlatmama gerek yok sanırım.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ