| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Anasayfa |
Site Defteri |
İletişim |
Reklam |
Haber Ara |
Foto Galeri |
Videolar |
Anketler |
Sitene Ekle |
RSS Kaynağı |
Yazar Girişi
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
HABER ARAAKSARAY'a ÖZEL
HAVA DURUMU
EN ÇOK OKUNANLARSON YORUMLANANLAR
|
Üç çocuk
Son zamanlarda başbakan tarafından dillendirilen üç çocuk meselesini yazmadan geçemedim. Birkaç söz söylemek, düşüncelerimi sizlerle paylaşmak en doğrusu olur diye düşündüm.
Avrupa’ya komşu olan ülkemiz, en genç nüfusa sahiptir. Başta Avrupa olmak üzere dünyanın birçok ülkesine genç nüfus ihraç etmektedir. Her yıl binlerce gencimiz iş için, okumak için ülke kapılarını zorlamakta, ülkede kalanlar ise işsizlik pençesiyle boğuşmaktadır. Gün geçtikçe de, yenileri eklemekte, ülkenin en büyük sorunu haline gelmektedir. Aileler, çocuklarının geleceğinden kaygı duymakta, her gecen gün umutları tükenmektedir. Her başvurulan kapı yüzlerine kapanan gençler, hayattan umudunu kesmekte, yaşama tutunma umutları tükenmektedir. İşsizlerin birçoğu ise üniversiteleri bin bir zorlukla okumuş; işe girmede avantajlı olabilmek için, İngilizce, bilgisayar alanında kendisini yetiştirmiş kişilerden oluşmaktadır. Hal vaziyet böyle iken çocuk yapmaya teşvik etmenin nasıl bir mantığı olabilir insanın çok kafa yorması gerekir diye düşünmekteyim. “kimse aç kalmaz”, “herkesin bir rızkı vardır” anlayışı, gerçeklerle çokta örtüşmemektedir. Her geçen gün, işsizlikten, ekonomik sıkıntılardan insanlar ihtihar etmekte, suç işlemekte, cinnet geçirmektedir. Bilim adamları insanların açlıktan, susuzluktan dünyadaki insanların yarısının öleceğini söylüyor. Küresel kuraklık, gün geçtikçe etkisini gösteriyor, dünyada gıda daralması kendisini gösteriyor. Çok uzaklara gitmeye gerek yok, Afrika’da açlık ve yoksulluktan her gün ölen insanları ve özellikle çocukları görmek, meselenin ne kadar can yakıcı olduğunu anlamaya yeterlidir. Geri kalmış ve gelişmekte olan ülkeler evlenmek, çocuk yapmak ve çocuk sayısını artırmak gibi eğilime sahiptir. Bir çocuk için, “olurmu yanına bir daha yakışır”, “ çok çocuk berekettir” gibi düşünceyi tek doğruymuş gibi dayatırlar. Mahalle baskısı kurarlar, bireyler üzerinde. Gelişmiş toplumlarda ise doğurganlık nerdeyse durma noktasındadır. Hatta aile kurumları bile yavaş yavaş ortadan kalkmaktadır. Ülkedeki iş gücü ihtiyacı az gelişmiş ülkelerden karşılamaktadır. Avrupa ülkelerinde bu kadar yabancı işçinin olmasının en büyük nedenlerinden biriside budur. “Bakabileceğin kadar çocuk”, “güzel bir geleceğin kurulabileceği kadar genç nüfus” sanırım en doğru olanıdır. Bize düşende topluma bu bilinci vermektir. Dünyaya gelmekten başka suçu olmayan çocukların vebali kimin boynuna bilinmez ama; nüfus artışını teşvik etmek, bu veballeri kendi üzerine almak anlamına gelmez mi?
Facebook'da Paylaş |
SAAT-TAKVİM
KÖŞE YAZARLARI
DÖVİZ KURLARI
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||