Söylemek istersiniz ona, bağırmak haykırmak istersiniz gitme kal diye. Ama dışarıya hiçbir ses duyulmaz. Karşınızdaki sizin içinizde kopan o fırtınaları duymaz, duyamaz bile.
Nasıl duysun ki zaten; siz hep içinizden konuşmuşsunuz onunla. Gitme kal benimle bile diyememişsizin. O yalnızca sizin GİT dediğinizi duymuş.
Hiçbir şeyi istemediğiniz kadar çok onun yanınızda kalmasını istiyordunuz belki ama karşısına geçince aklınızdan geçirdiğiniz tüm kelimer, tüm cümleler sanki bir gemiye binip yola çıkmıştır okyanusun bilinmezlerine. Tamam GİT dersiniz o zaman; kısa ve öz.
Anlar karşınızdaki de, gitmek istemese bile sizin ağzınızdan o kelime dökülmüştür. Bitkin gözlerle bakar yüzünüze, sevilmediğini düşünür belki. GİT dediniz siz ona, bunu neden söylemiş olabilirsiniz ki? Belli ki artık beni sevmiyor diye düşünür, içi burkulur belki, hissettirmemeye çalışır duygularını, bitkinliğini, hayal kırıklığını. Arkasını döner ve gider, yemin eder arkasına bakmayacağına yürürken. Son kez sana bakarsa gözlerinden yaşların boşalacağını bilir çünkü. Bunu göstermek istemez sana, çekinir, artık sevgili değilsinizdir, utanır biraz.
Bazen de bilir karşınızdaki sizin onu sevdiğinizi, git dediğinizde aslında kal demek istediğinizi. Ama bu sefer de kızar size, sevmese daha iyi olurdu der. Bu nasıl bir gururdur ki; bana KAL diyemiyor diye sinirlenir. Canı daha çok yanar o zaman, onu sevmemenize dayanabileceğini ama sizin bu kadar güçsüz olduğunuzu görmeye dayanamayacağını bilir. Nefretin tohumlarını bu noktada atmaya başlar. Hiç kimseden olmadığı kadar nefret eder sizden. Güçsüzlüğünüze, korkaklığınıza, sorumluluklardan kaçışınıza küfreder, isyan eder hayata.
Aslında herşey sizin elinizdedir: KAL demek de GİT demek de.
Sonuçlarını tam kestiremezsiniz belki ama neyin sonucu başından bellidir ki!
Gerçek olan mutlu olmak değil midir? Eğer bunun için karşınızdakine KAL demeniz gerekiyorsa, söyleyin bunu ona.
Serde erkeklik vardır ama sevgi, aşk karşılıklı yaşandığında dünya harikasına dönüşen duygulardır ve karşılıklı birbirine doğru adımlar atmayı gerektirir.
Belki bir an gelicek ve KAL demek o adımlardan biri olacak. O zaman da serde erkeklik vardır, ben bunu söyleyemem mi diyeceksin!
GİT dediğin an kaybedersin, attığın tüm adımlar havada kalır, karşındakiyle bağlantıyı kesmişsindir artık.
Burada tek suçlu da KAL demeyi bilemeyen korkaktır...
Alıntıdır...