| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Anasayfa |
Site Defteri |
İletişim |
Reklam |
Haber Ara |
Foto Galeri |
Videolar |
Anketler |
Sitene Ekle |
RSS Kaynağı |
Yazar Girişi
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
HABER ARAAKSARAY'a ÖZEL
HAVA DURUMU
EN ÇOK OKUNANLARSON YORUMLANANLAR
|
İstiklal Marşı ve Milli Şair Mehmet Akif Ersoy
12 Mart 1921, Türk Milleti’nin haykırdığı kahramanlıkların şiirde anlam kazanması, 12 Mart 1921, coğrafyaları titreten cesaretin, gücün ve azmin tercümesi, Nice destanların yazıldığı ‘Kurtuluşun’ müjdecisi, TBMM tarafından İstiklal marşımızın, milli marş olarak kabul edildiği tarihtir 12 Mart 1921… Kabul edilişinin üzerinden geçen 89 yıla rağmen her okunuşunda duygu, her hatırlanışında kahramanlık, her satırında bir destanın ifadesidir İstiklal Marşı. *** İstiklal harbinin ortasında milli bir devlet kurma düşüncesinin filizlendiği dönemde, milli bir marş için bir yarışma başlatılmıştır. Birçok şair, yazar iştirak etmiştir bu yarışmaya… Hepsi birbirinden değerli, hepsi ayrı bir heyecanın metni… Lakin biri olacaktır milli şair ve onun güftesi İstiklal Marşı… Yarışma kapsamında altı ay içerisinde toplam 724 şiir gelmiştir milli marş olabilmek için, onların içerisinden de altı tanesi seçilmiştir. Bu altı marş içerisinden milli marş olacak metni seçme görevi TBMM’nindir artık. Milletvekilleri her şiir için uzun düşüncelere kapılıyor, hepsinde ayrı bir gurur duyuyorlardı. Ancak okunduğunda yürekleri titretecek, üzerinden asır geçse bile aynı heyecanla okunabilecek bir metin bulunamıyordu. Son altıya kalan şiirler güzeldi… Güzeldi güzel olmalarına fakat istenilen tat tam olarak yakalanamamıştı. Bir şeyler eksikti… Kimisinde fazla duygu vardı, kimisinde ise eksik bilgi… Maarif vekili Hamdullah Suphi Tanrıöver’in aklına Mehmet Akif Ersoy geliyordu bu kutlu metni yazmak için. Lakin Mehmet Akif yarışmaya katılmayacağını ve bunun sebebinin de, kazanan kişiye verilecek paradan kaynaklandığını birçok defa dile getirmişti. Buna rağmen Maarif vekili kararlıydı, ikna edecekti şairi… Maarif vekili Tanrıöver Mehmet Akif Ersoy’a bir teklifle geldi; “Yeter ki yaz, sana ödül verilmeyecek” ısrarlarıyla ikna edebilmeye çalışıyordu şairi, sanki geleceği görmüşçesine… Mehmet Akif Ersoy, ısrarlara dayanamayarak ‘evet’ der ve milli marşı kaleme almaya başlar. Kutlu bir süreç başlamıştır artık… Uykusuz geçirilen gecelerde, milli marşın o eşsiz mısraları kaleme alınmış, milli mücadele eşsiz bir dille yorumlanmaya başlamıştı. Bu kutlu sürecin sonucunda her satırında duygu, her satırında coşku, her satırında Türklük ve her satırında milletin son destanını anlatan o muhteşem dizeler ortaya çıkmıştır. Bağımsızlık ülküsünden bir adım bile geri adım atmayan, şanlı bir topluluğun tarihe geçen şanlı bir metnidir bu… Mehmet Akif Ersoy’un yazdığı şiirin TBMM’de okunmasına gelmiştir sıra… Mehmet Akif, son dakikaya kadar şüphe içinde kalmış, ‘acaba beğenilecek mi’ kaygısıyla şiirin TBMM’de okunmasına kadar heyecanla beklemiştir. Bu kutlu metinlerin yazılmasında aracı olan, zamanın Milli Eğitim Bakanı Hamdullah Suphi Tanrıöver okuyacaktır şiiri… Emin adımlarla çıktığı kürsüde şöyle başlayacaktır sözlerine: “Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak. O benim milletimin yıldızıdır parlayacak! O benimdir, o benim milletimindir ancak!” Tüm TBMM üyeleri dikkatle dinlemektedirler. İlk dizeden sonra gururla dolan vekiller, son dizenin okunmasıyla birlikte çok büyük bir alkış tufanını koparmışlardır. TBMM milletvekilleri ayaktadırlar ve hepsi de Türk’ün milli marşını ayakta, hiç bitmeyecekmiş hissi veren bir coşkuyla alkışlamaktadırlar. Mehmet Akif’in şiirinin okunmasıyla birlikte yüreklerde yeni marşın kabulü gerçekleşmiştir. Böylesi bir manzara neticesinde yapılan oylamada Mehmet Akif Ersoy’un şiiri, resmi olarak İstiklâl Marşı olarak kabul edilmiştir. Mehmet Akif Ersoy, daha önce de kabul etmeyeceğini belirtmesine rağmen kendisine verilmek istenen ödülü, üzerinde bir palto dahi olmamasına, eşinin astım hastalığı içerisinde kıvranmasına rağmen kabul etmemiştir. Bu hareketiyle bir büyük mükâfatı daha almıştır gönüllerde… O artık ‘Milli Şair’dir. Gövdelerini vatan uğruna siper ettikleri, kurşunları bittiklerinde dipçiklerle düşmanın üzerine yürüyen şanlı bir neslin ifadesidir İstiklal Marşı. Tecellisi bayrakta, mükâfatı ahirette, destanı millette, ilk gün gibi, bugün de aynı coşkuyla… “Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilâl! Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helâl. Ebediyen sana yok, ırkıma yok izmihlâl: Hakkıdır, hür yaşamış, bayrağımın hürriyet; Batuhan ÇOLAK
Facebook'da Paylaş |
SAAT-TAKVİM
KÖŞE YAZARLARI
DÖVİZ KURLARI
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||