Akşam olurken, bir de sonbahar gelirken nedense karamsarlık hissederim.Evsizler,aç açıkta olanlar,yaşlılar,yalnızlar ve tükenip gitmenin verdiği bir huzursuzluk çöker içime…Yarına çıkamama,yeniden yaza kavuşamama ve bir günün bitmesi ile bir ömrün sonuna da bir adım daha yaklaşılması…
Nerden çıktı bu karamsar giriş derseniz; yağmurdan. Yağmur romantikleştirir bazılarını,yürüyüş yapıp yağmurda ıslanma arzusu duyar kimileri,’’uyusam şöyle yağmurun sesinde ninni gibi’’ diyenler vardır,cam önünde şiir yazan,senaryo roman yazanlar belki…
Ben de karamsarlaşırım. Sokakların halini düşünürüm.Tıpkı geceye,karanlığa girmek veya soğuk kış günlerinin başlangıcı eylüller ekimler gibi, ‘’ne olacak şimdi’’ diye tasalanırım.Kim bilir kaç kişinin evini,iş yerini su basacak kaç kişi sırılsıklam olacak,ya hayvanlar,onlar ne yapacak gibi…
En çok emekliler ‘’hava durumu’’ izlermiş.Çok ilginç değil mi?Ne işin var senin havayla?Artık otur sıcak evinde izle camdan dışarıyı…Hayır efendim .Ben de emekliyim ve hava durumu beni çok ilgilendiriyor ve yağmur beni korkutuyor.Benim bulunduğum odada,kafamı kaldırdığımda görebileceğim yerde asılı bir saat olmalı,hava durumunu da bilmeliyim.Oysa ne saatlik ne de havalık işimiz kaldıJ
Bu güzel doğa olayı, çiftçilerin gök yüzüne gözlerini dikip, hasretle beklediği,yaşam kaynağımız, benim için ne yazık ki huzursuzluk ve felaket duygusu uyandırıyor.Geçen yıl sele kapılıp ölen yedi fabrika işçisini,İstanbul gibi koca metropoldeki yaşanan sel olayını,başbakanımızın ‘’derelerin intikamı’’şeklindeki açıklamalarını anımsıyorum.Çocukluğumdan kulağımda kalan; sel felaketi bekleyişlerinin çağrışımı belki.
Ulu ırmak ne çok taşarmış, ne çok sel gelirmiş Aksaray’a…Dereler taşmaz hale getirilebiliyor ve ‘’intikam’’almaktan vazgeçebiliyor demek ki.İnsanlar korkularını yenmeyi öğrenebilir mi,yağmurlar sadece bereket getirebilir mi,akşamlar güzel günlere gebe,sonbaharlar sarı yaprak ve hasat şeklinde düşünülebilir mi bilmiyorum.Ben henüz başaramadım.
Yağmurların; çocuk tekerlemeleri eşliğinde’’yağ yağ yağmur, teknede hamur,arabada çamur ver Allah’ım ver, sicim gibi yağmur’’ sesleriyle nazlı nazlı yağması,akşamların,karanlığın değil aydınlığın müjdecisi olması,hiçbir canlının aç ve açıkta kalmaması umuduyla…Korkusuz ve tasasız günler diliyorum.