| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Anasayfa |
Site Defteri |
İletişim |
Reklam |
Haber Ara |
Foto Galeri |
Videolar |
Anketler |
Sitene Ekle |
RSS Kaynağı |
Yazar Girişi
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
HABER ARAAKSARAY'a ÖZEL
HAVA DURUMU
EN ÇOK OKUNANLARSON YORUMLANANLAR
|
Karanlık İlişkilerin Türkiye'ye Tuzağı
Bazı zamanlarda sert esen rüzgarın önüne geçemez, hakikati söylemeye çekinirsiniz. Ahmet Davutoğlu saldırı olduğu ilk anda ''biz geminin gitmesine izin vermedik'' diye çıkıp gerçeği söylemiş olsaydı, zannediyorum ya hain ilan edilirdi yada Siyonist damgası vurulurdu. Davutoğlu'nun bu itirafından sonra belki birileri hala daha gerçeği görmemek için ısrar ediyor olabilirler. Şahsım adına söylemem gerekirse ilk anda çıkıp da, İHH'nin farklı amaçlarının olduğunu söyleme düşüncesi içerisinde değildim. Bir ihtimal gerçeğin zamanı geldiğinde ortaya çıkacağını, diğer bir ihtimal de AKP'nin suçluları ortaya çıkaracağını düşünüyordum. Görünen o ki, biraz daha bekleyeceğiz. Gerçi ilk hamleyi Davutoğlu attı ama sonrası gelir mi meçhul... Ortada olan bir gerçek var; Türk vatandaşlarını Siyonist çocukları öldürmüş ve şuan da keyiflerini sürmektedirler. Öldürülen insanların kanları şuan için yerde kalmış, Türkiye hala nakıs bir konumdadır. Saldırıdan birkaç gün sonra İran'da yayınlanan bir makale de Türkiye'ye ''ACİZ KALDINIZ'' göndermesi yapılıyor, İsrail'e karşılık veremediler diye Türkiye'ye küçük düşürücü göndermelerde bulunuluyordu. Evet, bu meselenin fıkhı bir yönünün olduğu aşikar. Maddesel boyutu ise tamamen beklenmeyen furyalarla dolu. Türkiye Allah'ın izni ile zamanı geldiğinde İsrail'i yerle yeksan edecektir. Buna dair bir çok kati-emmareler vardır. Kuran-ı kerim ile - Ebu Davud'un Suneni, Sahihi Buhari ve diğer hadis kitaplarına detaylıca bakılabilir.
* ABD ve AB basınını takip edenler görüyor olmalılar-ki, saldırının ardından hemen bir eksen kayması tartışması başlatıldı. İsrail gündemden çıkarıldı, iktidar sert bir adım atamadı, daha önceden de dediğimiz gibi askeri anlaşmalar iptal edilmedi ve olan şehit düşen Müslüman kardeşlerimize oldu. İşler yolunda giderken neden böyle oldu? Ortadoğu'da yükselen yıldız ve Batı'da eli güçlü olan Türkiye, şimdilerde eksen kaybetmediğini anlatmak için ABD ve AB'de lobi yapma faaliyetlerine girmek zorunda bırakıldı. Neden, niçin ve nasıl?... Beyni zorlamaya gerek yok. Yafta vurmanın da bir anlamı yok. Soruyorum nerede görülmüştür bir geminin 600 kişi ile yardıma gittiği? Bir çok dernek her yıl Gazze'ye yardım götürüyor mu? El-hak götürüyor.(Liste isteyen olursa, dışişlerine başvurabilir? Yardım götürürken kaç kişi ile gittiklerine bakarsanız 15-20 bir ihtimal 50 kişiyi geçmiyor. Peki bu 600 neyin-nesidir kardeşim... Yardım mı götürüyorsun, çıkartmamı yapıyorsun? Yoksa tüm bunların dahilinde Türkiye'yi acziyet içinde mi bırakmak istiyorsun? * Fazla geriye gitmeye gerek yok. Şöyle iki ay öncesine bir kapı araladık mı hafiften ışık görünüyor. Gemi'nin ''ALBAYRAK'LI'' yazarı iki ay önce masa başı toplantı da şu ifadeleri kullanıyor; ''Arkadaşlar ne yapıp, edip GAZZE'yi Türkiye'nin gündemine sokmalıyız'' Kutluyorum kardeşlerimizi. Türkiye'nin gündemine öyle bir soktular ki Gazze'yi, 9 ölü 60 yaralı ve küçük düşürülen bir Türkiye gündemi... Her geçen günde İsrail'in Türkiye'deki aktif olarak çalışan medya üssü fotoğraf, video derken ülkemizi iyice rezil etmeye devam ediyor, Siyonistlere puan kazandırıyorlar. * Ayrıca İHH başkanına da geçen yazımızda bazı sorular sormuş cevap alamamıştık. 20 milyar dolar'ın nasıl toplandığı, 2 ay boyunca kimlerle görüştüğü, arkasındaki ilişkilerin neler olduğu hala bilinmiyor. İsterseniz sayın başkana birkaç soru daha soralım. Mesela diyelim ki; Sayın Başkan EL-KAİDE'den dolayı içeride yattınız mı- yatmadınız mı? İslam düşmanı El-Kaide ile olan bağlantılarınızın derecesi nedir? Neden şimdiye kadar bunları açıklamadınız? Niçin şimdiye kadar derneğinizdeki bazı kişilerin ve sizin Çeçenistan ile olan ilişkilerinizi bu millete anlatmadınız? Hatta daha da ileri götürelim şunu da soralım; ''Şahsiyetinizin, ölen Çeçen lider Ş.Basayev'in hanımı ile bir ilişkisi var mı -yok mu? Eğer varsa bu ilişkilerin boyutu bedir? Eğer bu sorulara verilecek cevabınız varsa buyurun söz sizde sayın Başkan... * El-hak Gazze'ye yardım götürülmelidir, hakikat Gazze perişan bir vaziyettedir. Gerçek, onları kurtaracak olan yine Allah'tır. Ve ALLAH'ın tayin ettiği erenler, alperenler ve şanlı Türk ordusunun Mehmetçikleridir. Ancak ve ancak... Çocuğu 5 aylıkken ana rahminden çıkarırsanız çocuğu öldürürsünüz. O rahme yabancı bir elin girmesine de zemin hazırlarsanız hem namusunuzu hem de sizi kurtaracak olan çocuğunuzu beş paralık etmiş olursunuz. Ondan sonra da Gazze olur Telaviv, İstanbul olur Washington, ORTADOĞU'da olur YAHUDİ-HIRİSTİYAN BİRLİĞİ... Buna hiç kimsenin hakkı yok. Haklı olabilirsiniz ama şuursuzca hareket edemezsiniz. Bir ülkeyi bir gemi ile peşinizden sürükleyemezsiniz. İsrail kafir ve zalimlerine karşı Türkiye'yi yem ettirerek Siyonistlere hizmet edemezsiniz.... Türkiye'yi şu durumda küçük düşüren, elini kolunu bağlayan 9 insanın ölümüne sebep olan bu dernek hakkında Türk devleti neden herhangi bir yaptırıma girişmez, niçin Türk-İslam stratejisi dışına çıkmamıza zemin hazırlayan bu derneğin ilişkileri ortaya dökülmez? Unutulmasın ki, Osmanlı'nın yıkılışına da ilk imzayı atan bir Türk'tü. O da Müslüman dı o da bu vatanın evladıydı. Ama onunda basireti kapanmış, o da komitacı olmuş o da gaflete düşmüş o da sultana isyan etmiş Masonlara hizmet ediyordu. İzin almadan filo'yu yola çıkaran şiacı İran ile arası iyi olan bu derneğe bir yaptırım uygulamak devletin boynunun borcu değil midir? Son bir soru da Denizcilik müsteşarlığına; Ergenekon'un üstlerinden olan Deniz kuvvetlerinin bir ucu müsteşarlığa uzandı mı bilemiyorum. Yalnız, devletin gemiye izin vermemesine rağmen Müsteşarlığın içerisinden kim ve hangi şahsiyet filo'nun önüne açarak ona yol verdi... * Sorduğumuz bu soruların cevabını arayanlar, sorunların içerisinde cevapları kendiliğinden bulacaklardır. Yok biz göremiyoruz diyen kardeşlerimiz varsa da, onlarda kusurumuzu bağışlasınlar. Zira bunları ulusal medyadaki gazeteciler yazmazken bizim gibi gerçeğin peşinden koşanların elinden de ancak bu kadar geliyor. Bakarsınız belki bundan sonrasını ulusal medya da devam ettirecek bazı delikanlı yazarlar çıkabilir...
***
İKİ TARAFIDA KURTARALIM...
Bazı arkadaşlar geçen yazımızdan dolayı eleştirdi, bazıları da küfür serenatları dizdi... Gemi ile ilgili yazılarımı geniş çerçeve de okuyan herkes görecektir ki, ne savaş istiyorum ne de filo'nun gönderilmesine karşıyım. Karşı olduğum mesele; Türkiye'nin çizmiş olduğu bir stratejisi var. Üstelik bu strateji yeni çizilmiş veya 20-30 yıllık basit bir projeden ibaret değil. Büyük ve 100 yıllık bir plan dahilinde hareket ediliyor. Birileri bunu bilmeyebilir, anlamayabilir. Siz keyfinizce yapılan bir hareketten dolayı ileride yapacağınız büyük hamleleri küçültmek zorunda kalıyorsunuz. Eğer kainatın sahibi yakın bir zaman da Türkiye'ye bir çıkış kapısı açmazsa emin olabilirsiniz Gazze'yi çok daha geç kurtarmaya vesile olacağız... Oysa böyle bir şey olmamış olsaydı, yakın bir dönem de Filistin için çok önemli hamleler yapılacaktı, ne yazık ki böyle şuursuzca bir hareket bizi inkisara uğratmış durumda. (Meselenin hayır ve şer yönünü izale ederek söylüyoruz) İçte rahat olmayan bir Türkiye, dışta rahat hareket edemez. Bırakın bir Ergenekon ve PKK illetinden kurtulalım. Şimdilik azda olsa yürüyen Ortadoğu ve Balkanlara yönelik stratejimizi de tekrar gözden geçirir ona göre de yeni hamlelerimizi atarız. Tabii bu tür Mason Enverler piyasaya çıkmazsa... * Son bir istekte okuyucu kardeşlerimize; Değerli kardeşlerim bana küfredebilir, hakarette bulunabilir, eleştirebilirsiniz. Biz dinimiz gereğince, sövene dilsiz, vurana kolsuz olanlardanız... Yalnız bir konu hakkında şunları söylemek istiyorum. Biliyorsunuz ki İslam'da iftira, zina, gıybet türündeki birçok günah ''KAFİR SIFATIDIR'' Bilmediğiniz, tanımadığınız insanlar hakkında çeşitli isnatlarda bulunmanız sizi diğer tarafta büyük bir sıkıntıya sokacaktır. Bir Müslüman olarak ben bu vebal altına girmek istemem. Yazılarımı okuyup bana iftira atan kardeşlerimin diğer tarafta benim yüzümden azap çekmelerini istemem. Bu konuda belki samimi olduğuma inanmıyorum olabilirsiniz. Varsın ne düşünüyorsanız öyle olsun. Nasıl olsa içimizi yaratan görüyor... Bu sebeplerden dolayı benim yazılarımı okuyup eleştirmek yerine, iftira edecek olan kardeşlerimiz varsa onlardan istirhamım yazılarımı okumamaları. Olur ya yazılanlardan dolayı sinirine hakim olamayıp, ansızın elinden veya dilinden çıkacak olan bir iftira yüzünden hesap vermek zorunda kalacaktır. Bende böyle bir günaha sebep olduğum için vebal altına gireceğim. Çift taraflı böyle bir şeyin olmaması için en iyi seçenek, bizim sayfamız yerine bizden daha kaliteli olan entelektüel aydınlarımızın köşelerine terki-diyar etmeleridir. Böylece her iki tarafı da sorumluluktan kurtarmış olacaktır. '' Ayrıca, yorum kısmında ciddi bir demokratik tartışma ortamı oluşturan ve önemli bilgiler paylaşan okuyucu kardeşlerimi de kutladığımı belirtmek isterim.''
Facebook'da Paylaş |
SAAT-TAKVİM
KÖŞE YAZARLARI
DÖVİZ KURLARI
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||