| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Anasayfa |
Site Defteri |
İletişim |
Reklam |
Haber Ara |
Foto Galeri |
Videolar |
Anketler |
Sitene Ekle |
RSS Kaynağı |
Yazar Girişi
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
HABER ARAAKSARAY'a ÖZEL
HAVA DURUMU
EN ÇOK OKUNANLARSON YORUMLANANLAR
|
SİYASETTE NEREDEN NEREYE GELDİK
Biz ; ‘’kardeşlik, işçi hakları,yoksulluk ve işsizliğin olmadığı bir dünyanın hedeflendiği,eğitim ve fırsat eşitliği içinde bir yaşam’’söylemlerinin konuşulduğu bir ailede büyütüldük. Politika her zaman ve her yerde yaşam biçimimiz oldu. Ben bunların her ailede konuşulduğu,herkesin bildiği ve herkesin aynı görüşlere sahip olduğu (veya olması gerektiği) Düşüncesiyle ortaokul sıralarına oturmuşken, baktım ki hayır. Savunduğumuz kişiler, bizi burjuva olarak adlandırıyor.Hiç unutmam bir matematik öğretmenimiz vardı.’’Sen sosyetesin ‘’diye kendince beni arkadaşlarımın içinde aşağılardı.’’Sosyeteler solcu olamaz,hizmetçilerle yaşar,partiler-eğlenceler yapar’’derdi.Ben de o çağlarda savunduğum ve ailemizde konuşulan konuların,okuduğumuz kitapların,erken yaşta aldığımız kültürel eğitimin sonucunda bu öğretmenin beni ne ile ve ne için suçladığını anlayamazdım.Çünkü bizim evde hakikaten her zaman bir yardımcımız olurdu.Ve biz gerçekten arkadaşlarla toplanıp dans eder eğlenirdik.’’Ama annem altı çocukla,babamın sürekli gelen yatılı ve yemekli konuklarıyla nasıl yalnız başına baş edebilir ki’’ derdim.O zamanlar Aksaray’da o konukları ağırlayacak ne otel ne de restoran vardı… Eşitlik, sınırların olmadığı mutlu bir dünya,eğitim ve sağlığın devlet tarafından karşılandığı üstün hizmet alan,maaşı yüksek işçi ve memurların olduğu,suçun sıfırlandığı bir ülkeyi,her kesimin yüksek standartlara sahip olabildiği yaşam biçimini istemek,savunmak,neden kabul görmüyordu ve neden hele de bana yakıştırılamıyordu? Sonra bu öğretmenimiz evlendi.Aksaray’da o zaman için çok lüks sayılan bir kaloriferli daire tuttu.Bir de hizmetçi!!! O çok eleştirdiği ojeli tırnakları ve kuaförlü saçları karısında abartı şekilde görülmekteydi. Bir de araba aldı. (o zaman kimse kaloriferli evde oturmuyordu ve az kişinin arabası vardı) . Neye kızıyor göründüyse hepsini hemen yaşamına soktu. O orta okul yıllarımda beni bir çok eleştiren bu tiplerden çoğu da aynı bu örnekteki gibi bir hayat sürmekte gecikmedi. Her zaman kızdığım ve şaşkınlıkla izlediğim bir durumdur bu. Solcular fakir olmalı,ya da fakirmiş gibi görünmeli.Parka ve bot giymeli.Pasaklı ve yağlı saçlarla,kirli tırnaklarla gezmeli.Sağcılar da saçları kısa ,bıyıkları uzun,kumaş pantolon,beyaz gömlekle gezmeli ve sesleri iyice kalın olmalı,’’K’’ ler ‘’G’’şeklinde ve kahramanlık şiiri okur gibi bağırarak,etkili ve yetkili sesle ağır abi modunda olmalı. Ama siyasetten ‘’GÜZEL’’olarak anımsadığım,her zaman takdir ettiğim bir kural vardı eskiden…Her kesin ne olduğu bilinir,gizlenmez,kimse MASKE kullanmaz,ASLA OY SATILMAZDI.Her kes görüşünü açıkça söyler,belli eder,toplantılar yapılarak fikir tartışmaları yapılırdı.Kitaplar okunur,bu kitaplar üzerinde konuşulur,herkese söz verilir ve fikirlerini savunmaları sağlanırdı.Biz bir siyasetçi çocuğu olarak,annemizle evlere oy istemeye gittiğimizde;içeriye buyur edilir,bu olayı bir ev ziyareti havasında çok güzel ağırlanarak yaşardık.Ev sahibi bize ;‘’biz babamızdan dedemizden beri Demirelciyiz,başka yere oy vermeyiz ‘’ derdi sesinin ve yüzünün kibarlığı bozulmadan, biz de saygı duyar,misafirperverliklerine teşekkür eder ayrılırdık o evden…Kimse kimseye küsmezdi.Görüşlere saygı vardı.O zaman da konvoylar yapılırdı,anımsarım.Arabalar birbirine selam ve yol verir,insanlar el sallardı. Günümüzde OYLAR pazarlığa açılmakta…Hiç kimsenin siyasi görüşü belli değil,herkes her an çıkarının olduğu görüşe zıplayabilir.Tüm solcular birbirine düşman ve yorgun demokrat olmuş.Savunduğumuz ilkeler ve fikirler,uğruna savaş verdiğimiz kesimler bize karşı.Sağcılarla solcular aynı fikirleri savunuyor.Atatükçülük SUÇ sayılmakta.Atatürk rozeti takana ters bakılmakta.Resimlerini asan esnaf kalmamış…Kim neyi neden yapıyor bilmemekte ve bilinmemekte,kitapların yerini evlerde yapılan SOHBET TOPLANTILARI almış.Hatta bu görevler okullardaki etüdlere ,gönüllü ablalara ağabeylere verilmiş.Onlar bu yavrulara,teyzelere ne doldurursa o geçerli GÖRÜŞ olmuş.Oy karşılığı‘’CENNET’’ vaat edilmekte. İnsanların en masum en mahrem inanışları,yani yaradanla arasında olması gereken ibadetleri sorgulanmakta,sınava sokulmakta ve karışılmakta… HEMEN HERKESİN BU DURUMA ‘’DUR’’DEMESİ umuduyla mutlu haftalar.
Facebook'da Paylaş Bu habere toplam 1 yorum yazılmıştır. Yrd.Doç.Dr.İbrahim baykan
[ 21 Temmuz 2010, 11:52 ]
Maalesef dile getirdiğiniz sorunların kaynağı toplumdan kaynaklanmaktadır.Ülkede trafik kazası oluyor kurtulan yaralının cebini karıştırıyor.Saliha hanım sizinde çok güzel değindiğiniz gibi maalesef TOPLUM YAMUK.Liderler deseniz al birini vur ötekine.Terör zirve yapmış liderler bıyık tipi peşinde.Yazıklar olsun.
|
SAAT-TAKVİM
KÖŞE YAZARLARI
DÖVİZ KURLARI
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||