Aksaray Canlı    Aksaray Tanıtım    Aksaray Tarihi    Künye  
Aksaray ~ Aksaray Haberleri ~ Aksaray Haber
Anasayfa | Site Defteri | İletişim | Reklam | Haber Ara | Foto Galeri | Videolar | Anketler | Sitene Ekle | RSS Kaynağı | Yazar Girişi

HABER ARA


Gelişmiş Arama

NÖBETÇİ ECZANELER

Aksaray Nöbetçi Eczaneler

AKSARAY'a ÖZEL

Şehitlerimiz

Aksaray'lı Şehitlerin listesi..

Belediye Başkanları 2009 Aksaray Belediye Başkanları listesi..

Telefon Rehberi

Aksaray ili telefon rehberi..

Köy Muhtarları 2009 Aksaray Köy muhtarları listesi..
Aksaray Tanıtım Filmi İlimizle ilgili tanıtım filmi..

Aksaray il Haritası

Ayrıntılı görebileceğiniz harita..

Mahalle Muhtarları 2009 Aksaray Mahalle muhtarları listesi..

HAVA DURUMU

EN ÇOK OKUNANLAR

Mustafa Kemal'in Seccadesi...

Prof. Dr. Ramazan DEMİR
Okunma  Yazar : Prof. Dr. Ramazan DEMİR
Mail  E-Mail : rdemir@akdeniz.edu.tr
Yorumlar  Yorum Sayısı : 1
Okunma  Okunma : 3235
Tarih  Tarih : 12 Şubat 2011, 00:54

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto


Çanakkale Savaşlarında Türk Mehmetçiği sadece emperyalizme karşı savaşmıyordu; ayrıca karşılarında, emperyalistlerin kandırıp cepheye sürdükleri Müslüman askerler de vardı. Çanakkale’ye getirilen Hintli Müslüman askerler, nereye, ne için ve kiminle savaşmaya gittiklerini bilmeden...

Mescitli Gemiler

Güya Müslümanlıklarına herhangi bir “müdahil” olmadığını göstermek için “Mescitli Gemiler” oluşturulmuştu İngilizlerce... Hintli Müslümanları Çanakkale cephesine taşıyan büyük 3 İngiliz savaş geminin belli alanlarına Kur’an’dan ayetler ve hadisler asılarak, askerlerin namaz kılmaları için mescitler bile sağlanmıştı. Hintli Müslümanlar, dindaşı Türklerle savaşmaya gittiklerinden bihaberdiler…

Bu gerçekler, Selanik’teki İngiliz Başkonsolosluğundan Dış İşleri Bakanlığı'na yazılan belgede yer almaktaydı. Mondros’ta İngilizlerin üç nakliye gemisine bazı ayetler ve hadisleri asarak mescit haline getirdiklerini resmen kayıt altına alıyordu. Müslüman Hintlilere burada namaz kılma imkânı sağlayarak Türklere karşı savaşacaklarını gizlediklerini sanıyorlardı. O da yetmiyormuş ki Hintli Müslüman’la askerlerin Ramazan ayında oruç tutmalarına müsaade edildiği, yiyeceklerin İslami esaslara göre hazırlandığı dikkatle propaganda ediliyordu…

Aynı belgede zavallı Müslümanların kimin ile savaşa girişeceklerinden de habersiz olduklarından de bahsediliyordu. Sıkı sansür nedeniyle bu Müslüman askerlerin savaş hakkında hiç bir bilgileri de olmadığı anlatılıyordu belgede... Çanakkale savaşları aynı zamanda İngilizlerin savaş hilelerini de ortaya çıkarıyordu böylece…

**

İşte böyle hilelerle Çanakkale’ye getirilen sömürge askerlerle Türk vatanını işgal etmek istiyorlardı. Güney cephesinde Osmanlı askerlerinin Bağdat’tan ayrılırken artlarında masum ve endişeyle bakan Araplar, gelecekte kendilerini koruyacak bir başka gücün olamayacağını bilerek endişelerini gizleyemiyorlardı. Ancak yapılacak bir şey olmadığını da biliyorlardı. İngilizler tarafından organize edilen bu mescitli gemi gibi Arap şeyhlerini satın alarak Türk askerini arkadan hançerlemenin vereceği sonuçlar ileride son derece ilginç bir taktiğin gizemini ortaya çıkaracaktı; o günlerde sade Arap toplumu bunun farkında değildi...

**

Çanakkale Zaferi, Türk askerinin sarsılmaz iradesi ile Türk tarihine altın harflerle yazılırken bir yandan da dünyanın şahit olduğu pek çok acıyı da gündeme taşıyordu; İtilaf Devletlerin donanması Çanakkale Boğazında Nusrat Mayın Gemisi kahramana yenilip derin sulara gömülürken bir yandan da pek çok acı gerçeğin de böylece su yüzüne çıkmasını sağlıyordu…

**

Hediye Edilen Seccade...

Öte yandan, Mustafa Kemal’in dindarlığı hakkında ileri geri konuşan meczupların, iftiralarına cevap olacak nitelikte bir olayı burada sırası gelmişken hatırlatmak isterim. "Tarihin Yıkılmaz Kalesi Çanakkale" adlı eserde zaferden sonra, savaşın gidişatını değiştirerek Çanakkale'yi "geçilmez" hale getiren Mehmetçik ve onun komutanı Mustafa Kemal'e hediye edilen iki seccadeden bahsediliyor ki, son derece önemli bir olaydır.

Çanakkale Savaşları, Mustafa Kemal’in ve Türk varlığının milli şuurunun ortaya çıkmasına vesile olmuş kahramanlık destanlarıdır. Bu kahramanlığın hatırası olarak ve o zor fakat başarılı günleri hatırlatmak amacıyla, Mustafa Kemal Atatürk’e, Elazığ Valisi Sabit Bey tarafından hediye edilen iki seccadenin üzerlerine, Çanakkale Zaferi'ni hatırlatması için, Çanakkale haritaları işlenmişti... Bu incelik ve kadirşinaslık Gazi Paşa’yı son derece memnun etmişti...

Mustafa Kemal, seccadelerden birini Latife Hanım’a verir, yatak odasında namazını kılması için, bir tanesini de çalışma odasındaki soyunma dolabına koydurur. Ve kimsenin olmadığı saatlerde seccadeyi serer üzerine diz çöker, derin tefekküre dalar, kendi parasıyla Elmalı Hamdi Yazır’a yaptırdığı “Kuran Meali” tercümesini dikkatle okur. Bu ibadet sahnelerine araç olarak da o hediye edilen Çanakkale Haritalı seccade eşlik ederdi...

**

Aslında bu seccadelerin bir uzun hikâyesi vardır; yeri gelmiş iken onu da aktaralım; Elazığ Valisi Sabit Bey, Gazi Paşa için Çanakkale Zaferi hatırası olması için Sanayi Mektebi'ne üç seccade hazırlanması talimatını verir...

Neden üç tane, o bilinmiyor; belki bir tanesi de Fikriye Hanım için olabilir diye akla geliyor. Fakat işler yolunda gitmez; kalifiye halı ustaların azlığından dolayı bu seccadelerin tamamlanması uzun süre alır... Seccadelerin hazırlanması sürerken, o arada Enver Paşa’ya bir ulakla hediye gönderilir...

Vali, Gazi Paşa için ısmarlanan üç seccadeden biten bir seccadeyi, Enver Paşa’ya, "Allah sana çok önemli, şerefli ve büyük bir zafer ihsan buyursun" ayeti yazılı bir levha ile birlikte hediye olarak gönderir...

Geriye kalan iki seccade bittikten sonra Gazi Paşa’ya ulaştırılır.

İşte seccadelerin hikâyesi...

Neden mi anlattım bunu?

İngiliz riyakârlığını gösteren mescitli gemi ile taşınan Müslüman Hintlileri ve kendilerini kandırmış olabilirler, fakat ne Tanrı’yı kandırabildiler ne Türk’ün Çanakkale zaferini engelleyebildiler...

Gazi Paşa, samimi ve içten bir Müslüman olarak, Tanrı’ya yapacağı ibadetin neden gizli olması gerektiğinin sebebini arif olan anlar; yine de açıklayalım; Gazi Paşa, kimsenin yaptığı ibadetten dolayı etkilenip “din ticareti” yapmaması için ibadetini gizli yapmıştır. Sıradan bir vatandaşın ibadetini açıktan yapması ayrı şey, liderinki ayrı şeydi... İstismara meydan vermemek için, din istismarcıları için kötü örnek olmamak için...

Gazi Paşa, günümüzdeki din tüccarlarını tahmin ettiği için ibadetini hep saklı tutmuştur toplumdan...

Dini kullanarak milleti aldatmamıştır...

Eğer isteseydi, yani dini kullanmak isteseydi, kendisini “halife” ilan ederdi...

Ve o zaman Gazi Paşa’ma kimse “yobazca” laflar da söylemezdi...

Ama bunu yapmadı...

Tanrıya karşı görevin gizliliği, yani ibadetin de kabahatin de gizli olması gerektiğini anlatması kadar mükemmel bir davranış olabilir mi?

Tabii ki anlayana...


Facebook'da Paylaş


Yazdırılabilir Sayfa Word'e Aktar Tavsiye Et Yorum Yaz

Bu habere toplam 1 yorum yazılmıştır.

Nizamettin Yılmaz [ 26 Mart 2011, 17:04 ]
Hayırlı akşamlar Ramazan bey, hep eleştirel olarak yorum yazmak, muhatabı belki üzüyordur, fakat, bir yazı paylaşılmak için yazıldıysa müsbet veya menfi düşünceler de kaçınılmaz neticeler olur düşüncesindeyim. Bu yazıyı kaleme almama vesile olan yazınız, 31.01.2010 tarihli 'Mustafa Kemal'in Seccadesi' makaleniz. Kaynak, Haber Aksaray sitesi. Atatürk'ün dindarlığını gizli yaptığını ve bu şekilde yapmanın da doğru olduğu minvalde bitirdiğiniz ve arkasından da bütün mütedeyyin insanları da kapsama içine alacak şekilde kullandığınız 'yobaz' ibaresinden duyduğum rahatsızlığımı iletmek için düşüncemi paylaşıyorum. Yazınız da anlattığınız tarihlerde Atatürk'ün ibadet hassasiyeti tarihçe de kayıt altındadır. Konjoktür o zaman öyle gerektiriyordu, bir Balıkesir'de okuduğu hutbe veya Meclis'imizin açılış töreni de bu hassasiyetini gösterir. Fakat, bu durum 1918-1921 yılları arasını kapsar. Bu kısa bir dönemle de bir liderin bütün ömrünü ölçülendiremeyiz. Yaşça benden büyük bir komşumun (Türkiye'den) anlattığı gerçek hayattan bir hikaye aklıma geldi, sizinle paylaşmak istiyorum. Bir bürokrat gezi için Almanya'ya gidiyor, yanında götürmesinden fazla alkollü içecek ve bir de küçük el dokuması halı götürüyor. Gümrükte memur soruyor, içeceğe akşamcı olduğunu ima eden el kol hareketi yapıyor, küçük halı için de işaretle seccade olduğunu anlatıyor. Fakat, gümrük memuru da işaretle bizim bürokrata ikisinin birarada olamayacağını, birinden birinin vergisini vermesi gerektiğini izah ediyor. Ben de diyorum ki; son zamanlarında yalnızlığını zoraki ve gönüllü sofra yaranlarıyla eğlenerek geçiren birinin dindarlığını ve her güzelliği Atatürkçülük zırhıyla karartmaya çalışan oligarşik azınlığın durumunu basiretli milletimize havale ediyorum...

- TÜM YORUMLAR -

Bu Yazarın Önceki Yazıları

Son Haberler

SAAT-TAKVİM

KÖŞE YAZARLARI

ACİZLİK Mİ TAVİZ Mİ?23 Mayıs 2012

ANKET

Nevzat Palta Belediye Başkanlığı için tekrar aday olursa




Tüm Anketler


DÖVİZ KURLARI

  Döviz Alış Satış
  Dolar 1.817 1.8258
  Euro 2.3205 2.3317

GAZETE BAŞLIKLARI

Hürriyet Sabah Milliyet
Star Cumhuriyet Radikal
Yeni Şafak Türkiye Gözcü
Akşam Zaman Posta
   

Anasayfa  Künye  Arşiv Reklam  İletişim  Sitemap  RSS

Hosting : agt Bilişim Yazılım : Mydesign
Yönetim : Gökhan TURGUT - 0.506 878 12 16