Aksaray Canlı    Aksaray Tanıtım    Aksaray Tarihi    Künye  
Aksaray ~ Aksaray Haberleri ~ Aksaray Haber
Anasayfa | Site Defteri | İletişim | Reklam | Haber Ara | Foto Galeri | Videolar | Anketler | Sitene Ekle | RSS Kaynağı | Yazar Girişi

HABER ARA


Gelişmiş Arama

NÖBETÇİ ECZANELER

Aksaray Nöbetçi Eczaneler

AKSARAY'a ÖZEL

Şehitlerimiz

Aksaray'lı Şehitlerin listesi..

Belediye Başkanları 2009 Aksaray Belediye Başkanları listesi..

Telefon Rehberi

Aksaray ili telefon rehberi..

Köy Muhtarları 2009 Aksaray Köy muhtarları listesi..
Aksaray Tanıtım Filmi İlimizle ilgili tanıtım filmi..

Aksaray il Haritası

Ayrıntılı görebileceğiniz harita..

Mahalle Muhtarları 2009 Aksaray Mahalle muhtarları listesi..

HAVA DURUMU

EN ÇOK OKUNANLAR

İYİ İNSANLARIN ÖYKÜLERİ "İYİ" BİTER

Saliha TOPRAK
Okunma  Yazar : Saliha TOPRAK
Mail  E-Mail : saliha-toprak@hotmail.com
Yorumlar  Yorum Sayısı : 1
Okunma  Okunma : 5068
Tarih  Tarih : 11 Ağustos 2011, 20:06

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto


          Mucizelere inanıyorum. Hele de kadınlara yapılan haksız olaylarda bir el uzanıyor ve olumsuz olayı tamamen ters çeviriyor.

          Karı-koca bir incir çekirdeğini doldurmayacak bir sebeple kavga ettiler. Kadın o kadar sinirlendi ki evi terk edeceğini söyleyerek valizini toplamaya başladı. Adam kadının ciddi olduğunu görünce; ”sen dur ben gideyim bari” şeklinde centilmence bir teklif yaptı. Kadın  o kadar karalıydı ki “hayır ben giderim” diye ısrar etti. Her ikisi de valiz toplamaktayken , saçma sapan bir tartışma yüzünden bir yuva dağılacaktı ki; telefon çaldı.

 Zamanlama inanılmazdı. Telefondaki ses “bir maniniz yoksa size geleceğiz.” Diyordu. Kesinlikle reddedemeyecekleri, her ikisinin de çok sevip değer verdiği bu aileye “buyurun” dediler. Valizler boşaltıldı. Hiç kavga etmemiş çok mutlu çifte dönüştüler. Her şey o gün yoluna girdi. Bir şeyden haberi olmayan o misafire her ikisi de minnet duydular. Ama bunu kendilerine bile itiraf etmediler. Tabi bir kahve sohbetinde kadın bu olayı bana anlatıncaya dek. “Ben bu zamanlama ve misafir sayesinde hala evliyim. Gitsem nereye gidecektim, kocam gitse bir daha “gel” diyemeyecektim. Sebebini bile unuttuğumuz bir konu yüzünden kaç yıllık yuvamızı bozuyorduk. Bu ders üzerine bir daha ufak tartışmalarla evi terk etmelere kalkışmadık. ” Dedi… Sizce de o misafirin o anda araması, bilmeden her şeyi yoluna koyması bir mucize değil miydi?

          Yakından tanıdığım biri bir zamanlar, “yerinde olsam daha saygın insanlarla görüşürdüm,  kenar mahallelere düğün ,  ölüm , bayram ziyaretleri yapıyor. Hiç bir daveti geri çevirmiyor. Mevkisine yakışmıyor” diye eleştirmişti bir arkadaşını…  Gün geldi; o hep arzuladığı mevkie kendisi de kavuştu …

Ne oldu dersiniz? Sabahın 7’sinde hiç olmadık birinin evinde kazara çenesinden vuruldu. Özellikle “çenesinden” vurulması hayatının dersiydi. Kimse O ‘nun böyle büyük laflar ettiğini bilmediği için; her kes şaştı kaldı. Bu saatte bu mevkili kişinin bu olmadık insanın evinde ne aradığına? O serseri kurşunun neden O’nun çenesine geldiğine…

          Daha komik olanını anımsıyorum; eskiden kadınların ayın belirli günlerinde konuk günü vardı. Tüm kabul günlerinde olduğu gibi bu günlerde de bol “dedikodu” olurdu. Kadının biri çıktı; ulu orta şöyle dedi konuğun birine: “şekerim senin kocan dost tutmuş, e  kocanı elinde tutamazsan tabi başka kadınlara gider, o senin suçun”. Vs… vs…

Bu sözleri söylediği kadının dünya başına yıkıldı tahmin edersiniz. Ama ağzını açıp, tek kelime etmedi.

O zamanlar Türkiye’de tek kanal dönemi. TRT… Günlerden 31 Aralık, Yıl başı. Tek eğlencemiz mandalina ve kuruyemiş eşliğinde TRT izlemek ve saat 12’de çıkacak olan dansöze dek uyumamayı başarmak. Henüz saat sekiz. Evlerde sofra hazırlığı telaşı… TRT’ler açık. Muhabir almış kameramanı arkasına “Ankara’daki evlerde yıl başı nasıl kutlanmakta” programı yapıyor. Apartmanlara giriyor herhangi bir zile basıyor. Karşısına çıkan aileyle; “ yeni yılı nasıl karşıladıklarına” dair söyleşiler yapıyor.

Çat kapı bir daireye geldiler. Kapıyı kim açtı dersiniz? Bu kabul gününde “şekerim senin kocan dost tutmuş. Elinde tutmayı becerememişsin” diyen kadının kocası…  Arkasında  genç metresi. Kadının kucağında  bir bebek.   Bebeğin   babası da bu adamcağız. Ağızları bir karış açık bakıyorlar. Muhabir soruyor bir şeyler bunlar da yanıtlıyor; “hebele, hübele”… Arka  planda bir masa. Yılbaşı sofrası kurulmuş. Kadın kocasını elinde tutmayı bilmiş ama adam yine de Ankara’da ev açmış, dostunu da o eve yerleştirmiş. Yetmemiş bir de BEBEK yapmış!

Tabi konuk kabul günlerimizde bu konu çok konuşuldu. Muhakkak ki tüm şehir izlediği için başka yerlerde de konuşuldu. Bu konuda konuşmayan ve yorum yapmamayı tercih eden tek kişi vardı O da bu konunun muhatabı olan “senin elinde tutamadığın kocan” diye alaycı bir şekilde eleştirilen yüce kadın!

Bu öyle bir mucize ki; milyonun yaşadığı başkentte sen tut, onca evi geç, gel bu adamın dostuna tuttuğu evin ziline bas. En izlenen günde ve saatte tüm şehre; bu kadının kocasını  bebeği  ile göster.

          Erkekler sürekli bu yanlışları yapar, bunu da illa birilerine anlatma ihtiyacı duyar. Son bir mucize örneği geldi aklıma:

           Adam Ankara’ya gider. Gitmişken de şöyle bir otel lobilerinde gezinir. Barda bir kadınla tanışır. Kadın şarkıcıdır. Yenilir- içilir… Adam memlekete döner. Hiç övünecek birini bulamayınca “Ankara’da neler yaptın?” diye öylesine, sormuş olmak için soran karısına bu tanışmayı anlatır. “ Yaaa adı neymiş bildiğimiz bir sanatçı mı?” Diye manalı manalı ve kırgın sorar kadın. Adam saf saf devam eder.”Nisan Beler”  Kadının yüzü düşer, canı sıkılır. Ne tepki vereceğini bilemez… Bunu gören aptal koca; “yok canım, olmadı böyle bir şey… Seni kızdırayım biraz diye şaka yaptım. Hiç bu isimde şarkıcı duydun mu, ben uydurdum” der. Bu arada Tv açıktır ve spiker şu anonsu yapmaktadır: “Şimdi de karşınızda Nisan Beler!”

O günden sonra ve önce ne basında, ne yayımda bu ismi kimse duymaz. O anda Tv’ de çıkıp adamın yalanını yüzüne vurduran bu mucize olaydan sonra bu isim mazide kötü bir anı olarak kalır.

Sadece benim gözlemlerimi anlatmak bile birkaç sayfalık daha  yazı demek olduğuna göre kim bilir sizler neler yaşamışınızdır.

İnsanların aklının ermediği ,adını koyamadığı olayların tamamı; neredeyse hep “iyi” olanın kazanmasından yana mucizelerdir. Ben bunu bilir bunu söylerim. Siz iyi olmaktan vaz geçmeyin, gerisi kendiliğinden hallolur.  Ve bunu yaşayarak veya duyarak öğrenirsiniz. Mucizelerin sizden yana gelişmesi dileklerimle…


Facebook'da Paylaş


Yazdırılabilir Sayfa Word'e Aktar Tavsiye Et Yorum Yaz

Bu habere toplam 1 yorum yazılmıştır.

Nizamettin Yılmaz [ 12 Ağustos 2011, 10:23 ]
Hayırlı Ramazan' lar Saliha Hanım, konu itibarıyla nasıl davranmamız veya nasıl yaşamamız gerektiği yönünde yönlendirici güzel bir yazı, teşekkürler. Fakat, mucize ifadesinin islami literatürdeki karşılığını belirtmek istiyorum. Mucize: İnsanların yapmasında aciz kaldıkları ve ancak Allah tarafından peygamberlere nasip olan harika, kerametten yüksek, fevkalede hadise. Bu anlatılanlar da ilahi tevafuklardır, biz sıradan insanlara has hadiseler, muhabbetle...

- TÜM YORUMLAR -

Bu Yazarın Önceki Yazıları

Son Haberler

SAAT-TAKVİM

KÖŞE YAZARLARI

ACİZLİK Mİ TAVİZ Mİ?23 Mayıs 2012

ANKET

Nevzat Palta Belediye Başkanlığı için tekrar aday olursa




Tüm Anketler


DÖVİZ KURLARI

  Döviz Alış Satış
  Dolar 1.817 1.8258
  Euro 2.3205 2.3317

GAZETE BAŞLIKLARI

Hürriyet Sabah Milliyet
Star Cumhuriyet Radikal
Yeni Şafak Türkiye Gözcü
Akşam Zaman Posta
   

Anasayfa  Künye  Arşiv Reklam  İletişim  Sitemap  RSS

Hosting : agt Bilişim Yazılım : Mydesign
Yönetim : Gökhan TURGUT - 0.506 878 12 16