| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| Anasayfa |
Site Defteri |
İletişim |
Reklam |
Haber Ara |
Foto Galeri |
Videolar |
Anketler |
Sitene Ekle |
RSS Kaynağı |
Yazar Girişi | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
HABER ARAAKSARAY'a ÖZEL
HAVA DURUMU
EN ÇOK OKUNANLARSON YORUMLANANLAR
|
ERVAH İLE ULU CAMİ ARASINDA TÜNEL VAR MI?
Aksaray’a gelen misafirleri gezdirirken genelde Ulu Cami’den başlarım. Şehrin merkezi Cami-i Kebirlerdir; yani Ulu Camiler. Camide namaz kılanlar ya da gezmek için gelenlerin muhakkak fark edeceği gibi girişte, sağ tarafta iç içe iki kemerli kapı vardır. Büyük kapı hemen fark edilir ama küçük kapı biraz daha dikkat ister. İşte bu kapıların ardında bir gizem yattığı söylenir. Bu kapılardan girilince, uzun, ince bir tünelden Ervah’a hatta Kılıç Arslan Tepesi’ne çıkıldığını iddia edenler az değildir. Bu bir şehir efsanesi midir, yoksa gerçekten de bağlantı var mıdır bilinmez ama hem caminin hem de Ervah’ın gizemini arttırdığı şüphesiz!.. Bahsettiğim kapıya elinizi dokunduğunuzda taşların nemli olduğunu hatta elinize bir miktar kum geldiğini hemen hissedersiniz. Öncelikle şunu belirteyim ki, burası sarnıcın girişiydi. Hıristiyanlar döneminde caminin olduğu yerde kilise vardı[1] ve bahsettiğimiz yer su deposuydu. Bilindiği gibi Hıristiyanlar sarnıçtan su içerlerdi. Müslümanlar ise taze su tüketirdi. Bu sarnıcın ilerisinde bir tünel var mıydı, maalesef kontrol etme şansımız yok. Ama bu kapıdan girildiğini, ellerinde meşalelerle tünelden ilerlediklerini, eğilerek gittiklerini bu tünelin ortalarına doğru meşalelerin söndüğünü ve dönmek zorunda kaldıklarını iddia edenler var. Bunu rahmetli Mahir Südemen’e sormuştum. “Yok böyle bir şey” demişti. Faruk Zeki Perek, “Büyük Devrim Çağında Aksaray” isimli kitabını hazırlarken merhum fotoğrafçı Kadir Üçyıldız’dan aktardığı bir bilgide şunları söyler: “Ervahın üstündeki tepede ‘ağzı açık’ denen yarım daire şeklinde, tepesi kiremitle örtülü, üstünde zamanla otlar bitmiş bir gözetleme yeri vardı. Derinliği on metre kadar gelirdi. Halk arasında bir ucunun Ulu Cami’ye kadar gittiği söylenirdi[2].” Her şehrin bir ya da birkaç efsanesi vardır. Bahsettiğim efsane de olabilir hakikat de!.. Çünkü, Kapadokya’nın altı adeta köstebek yuvası gibi kazılmış zamanında. Metrolardan daha karmaşık bu sistemi yapanlar şehrin merkezinde, yani Hıristiyanlığın hüküm sürdüğü dönemde, herhangi bir tehlike anında kaçabilmek için tünel kazmış olamazlar mı?
Facebook'da Paylaş Bu habere toplam 1 yorum yazılmıştır. Rici
[ 26 Eylül 2011, 13:53 ]
Ha kardaş çok haklısın büykler anlatırdı ulu caminin yanında koca bir magara gibi tünel vardı diye anlatırlardı. Helal sana çok iyi bir iş başarmışsın eger o tüneli bulursan unutulmaz lar arasına girersin.V eo arada ki yolda kısalır kısa mesafeden insanlar ervaha ulaşır.Ha gayret.
|
SAAT-TAKVİM
KÖŞE YAZARLARI
DÖVİZ KURLARI
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||