| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| Anasayfa |
Site Defteri |
İletişim |
Reklam |
Haber Ara |
Foto Galeri |
Videolar |
Anketler |
Sitene Ekle |
RSS Kaynağı |
Yazar Girişi | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
HABER ARAAKSARAY'a ÖZEL
HAVA DURUMU
EN ÇOK OKUNANLARSON YORUMLANANLAR
|
ANNE BABA OLMAK
Anne baba olmak… Sanırım dünyanın en büyük keyifli ve aynı zamanda en büyük sorumluluğu ve en zor zanaatı. Düşünsenize bir insan yetiştiriyorsunuz. Size benzeyen, sizin iyi ve kötü genlerinizi almış, hastalıklarınıza, zekanıza, olumlu veya olumsuz tüm kalıtsal özelliklerinize aday bir birey adayı gelmiş elinize; minicik. O’na dışarıdan kazandıracaklarınız olacak ve doğuştan kazandırdıklarınızla harmanlanacak. Sizin bir kopyanız olacak olması bile iyi mi kötü mü bilemeden korkuya kapılarak, O’na hem çok gurur duyarak bakacaksınız , hem de hep “acabalar” yaşayacaksınız. Büyüme sürecinde takip edecek; “şu huyunu da aynı dayısından, teyzesinden almış” diyecek babalar, beğenmedikleri davranışlarda. Anneler de kızına bazen “tıpkı kaynanam” veya “kızlar halaya çekermiş ne kadar da doğru”… Ya da oğullarına bakıp; “çekmiş işte n’olacak aynı dedesi” gibi, hatta daha ileri giderek “çektiğin damarlar…” diye başlayan cümleler kurarak öfkelerini dile getirecekler. Başarılarında, güzelliklerinde ise hep kendimizden paylar çıkaracağız. “Ay şu güzelliğe bak, gözleri aynı ben”… “Bu çocuk çok zeki canım, babama çekmiş çok şükür!” Bizim sülale zaten hep böyle güzel ve zekidir. Çocuklarım da tam bizi yansıtıyor. O bayıla bayıla aldığımız, hısım olup övdüğümüz aile çocuğumuzda bir yansıma belirtisi gösterirse üzülürüz. Bebek doğduğunda; babalar, kendi annelerinin “bebeğe nasıl bakılacağı” konusundaki engin bilgilerinin uygulanmasını isterken, anneler de kayınvalidenin mümkünse eve hiç uğramamasını ama kendi annelerinin de bebeğin yanında nöbet tutmasını isterler. Her iki tarafın anneleri de bebeğin bakımını hangi taraf üstlenmişse, ya da en çok kimin dediği uygulanıyorsa, bu bakımın ve uygulamanın ne kadar yanlış olduğu konusunda uzun nutuklar, hatta ses yükseltilmesi ve tartışmalar yaratabilir. Düşünmezler ki bu olay, yani doğum çok doğal, her yetişkinin bunu kendi başına içgüdüsel olarak halledebileceği bir durumdur. Onlar bu yeni anne babayı dünyaya getirdiğinde kimseden yardım almaya gerek duymadan bu çocukları yetiştirebildilerse, o çocuklar da bu işi başarabilirler. Elbette ana babaların görevi hiç bitmemekte ve çocuklarımız bizim için hiç büyümemekte ama onlardan bir talep gelmedikçe karışılmaması en doğrusudur. Tabi mümkünse! Anımsarsak bizim annelerimize kayınvalideleri, bebeğin karnı ağrıdığında sıcak toprak sarılması, sarılık olmasın diye yüzlerine sarı örtü örtülmesi, su verilmemesi, dilinin altının jiletle kestirilmesi, ayakta sallanması… gibi öğütler verdiğini, bir kısmının bunları uyguladığını biliyoruz. Ama ne kadar zor şartlarda, doktorun, antibiyotiğin, bebek bezlerinin, çamaşır makinelerinin olmadığı dönemlerdi ve çoğu en iyi okuduysa ilkokul okumuşlardı. Şimdiki aileler mümkünse susmalı. Anne babalara, doktorlar ve uzmanlar yol göstermeli. Eski yanlışlar unutulmalı. Anne babanın yanında bebek sevmenin ayıp olduğu dönemler mazi oldu. Biz Sezen’in şarkısındaki gibi; eski radyolarız artık. Susup, ağırlığımızca bir köşede dekor olan. İzin verildiği sürelerde bebekleri sevip, parka götüren ve hediyeler alan… Tüm yeni anne babalara kolaylıklar diliyor ve bebeklere “hoş geldiniz” diyorum.
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
|
|
![]() |
ACİZLİK Mİ TAVİZ Mİ?23 Mayıs 2012 |
| |
| Döviz | Alış | Satış |
| Dolar | 1.8387 | 1.8476 |
| Euro | 2.3264 | 2.3376 |