| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| Anasayfa |
Site Defteri |
İletişim |
Reklam |
Haber Ara |
Foto Galeri |
Videolar |
Anketler |
Sitene Ekle |
RSS Kaynağı |
Yazar Girişi | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
HABER ARAAKSARAY'a ÖZEL
HAVA DURUMU
EN ÇOK OKUNANLARSON YORUMLANANLAR
|
PKK ile Görüşmek Doğru mu?
Devlet bir terör örgütüyle görüşebilir mi?
Elbette görüşebilir. Hele örgüt dikkate alınacak bir tabanı olan ve yılardır çöz(e)mediğiniz bir problemle ilgili ise, devlet inisiyatif alır ve problemi çözmek için örgütle de görüşebilir; teröristlerle de. Devletin temel sorumluluğu bir şekilde problemleri çözmek ve güvenliği sağlamaktır. Devlet aklı pratik ve pragmatik bir akıl olmak zorundadır. Problemleri çözmek için pek çok aracı ve argümanı devreye sokar. “Son terörist kalana kadar savaşacağız!”, “asla kan dökücülerle masaya oturmayız!” türü söylemler kamuoyunun gazını almak ve yüreğini serinletmek için söylenebilir. Ama devlet gerçekten böyle düşünüyor ve böyle davranıyorsa problem vardır. Devlet akıl tutulmasına, basiret tıkanıklığına maruz demektir. Nitekim Osmanlı devleti dahil pek çok eski ve köklü devlet asilerle, bozguncularla mücadele etmiş, bu mücadelelerde silah kullanmayı, kan dökmeyi genellikle en sona bırakmıştır. Asileri bazen parayla, bazen makamla, bazen hileyle halletmenin yollarını aramışlardır. Zorla hizaya getirme ve teslim alma en son ve en zor çözümdür. Akıllı devlet adamları ve bir geleneğe sahip devletler bu türden problemleri kolayken ve küçükken halletmenin yollarını aramışlardır. Bizde ise, pek çok yazıda ifade ettiğimiz üzere problemin (PKK) büyümesi ve içinden çıkılmaz bir hal alması için içeriden ve dışarıdan yoğun bir gayret ortaya konmuştur. Son 5-10 yıl hariç, devlet ve organları adeta bu sorunu derinleştirmek, karmaşıklaştırmak için çalışmışlardır. Zira problem üzerinden nemalan devlet, derin devlet içinde kesimler bulunmaktaydı. 2009 yılından bu tarafa örgütün temsilcileriyle devlet 5 defa görüşmüş. MİT’ten bir müsteşar yardımcısının ve eski başbakanlık müsteşar yardımcısı, şimdinin MİT müsteşarı Hakan Fidan’ın katıldığı görüşmelerin medyaya sızması üzerine Hakan Fidan: “hem Öcalan’la hem PKK’lılarla Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla ve ‘özel temsilcisi’ sıfatıyla görüştüğünü” ifade etti. (http://www.ntvmsnbc.com/id/25250212/ 18.09.2011) Devletin, hükümetin PKK ile oluşacak tepkiye rağmen cesaret gösterip görüşmeler başlatması takdir edilecek bir durum. Demek ki devlet ve hükümet cenahı çözüm konusunda samimi. Problemin çözümünü istiyor. Nitekim “Açılım”la Habur’dan bir sürü teröristin girmesine ve İstanbul’a kadar memleketin heryerinde propaganda yapmasına fırsat verilmesi bu samimiyeti ve niyeti gösteriyor. Ancak örgüt problemin çözümü noktasında samimi değil. Beslendiği, varlığını borçlu olduğu “çatışma” sürecinin bitmesini ve hayatın normalleşmesini istemiyor. Görüşmelerde de geçtiği üzere devletin bütün samimiyetine rağmen Habur sürecini bir tahrik ve provokasyon sürecine çevirmesi, her fırsatta barışı dinamitlemesi örgütün samimiyetsizliğinin delillerinden bir kaçı. Silvan’la birlikte başlayan saldırılar ise bu konuda örgüte en küçük bir güven duyulamayacağını, duyulmaması gerektiğini ortaya koyuyor. Kürt vatandaşlar dışarıya sızan ve hükümeti zora sokan bu ses kayıtları sonrası PKK’nın kargaşa ve çatışmadan başka bir yol bilmediğini, atılan bütün adımları sabote ettiğini görmeleri gerekiyor. PKK artık hem ülkenin güvenliğinin, hem de Kürt sorununun çözümünün en büyük engelleyicisi, takozudur. Devlet ve Kürtler bu takozu birlikte ortadan kaldırmalı ve Kürt sorununun çözümü için daha tutarlı, makul muhataplar bulmalıdır. PKK baskısından yakasını kurtarabilmiş, şiddetle arasına mesafe koyabilmiş BDP bu konuda muhatap olabilir. Ancak şu anda BDP bütünüyle örgüt güdümünde. PKK-KCK’nın emir ve talimatları dışında milim kıpırdayacak inisiyatife sahip değil. Parti, Milletvekilleri ve il teşkilatları örgütün oyuncağı. 18 yaşındaki eli silahlı bebeler koca koca adamları esir almış, sürüklüyorlar. Görüşme doğru ise devlet nerede hata yaptı? Devlet, daha doğrusu hükümet hayata pembe gözlüklerle bakan, biraz İslamcı, biraz liberal tarafları olan bazı aydınların ve düşünce kuruluşlarının dolduruşuna geldi. Bunlar demokratikleşme ve hakların genişletilmesi ile örgütün kendiliğinden çözüleceğine, sorunun hallolacağına hükümeti, özellikle o dönem içişleri bakanı olan Beşir Atalay’ı ikna ettiler. Sürecin içine Cumhurbaşkanını, Başbakanı soktular. Problemin (PKK) başından bu tarafa ebeliğini yapan MİT de sürece dahil oldu ve Cumhurbaşkanını, Başbakanı yanlış yönlendirdi; kamuoyunu gereksizce umutlandırdı. Gerçekte ciddi bir hazırlık yoktu; iyi çalışılmış, adımları belirlenmiş bir proje yoktu. MİT önderliğinde, bazı İslamcı-liberal aydınların gazıyla hükümet ucuz kahramanlık peşine düştü. PKK ve arkasındaki güçler tabloyu görüyordu. Hükümeti masaya oturttular, görüşmeleri kaydettiler. Hükümete atması gereken adımları attırdılar ve sonra bombayı kucaklarında patlattılar. 2 yıl sonra da ses kaydını patlatarak hükümeti 2. bir defa zora soktular. Hükümet bu konuda basiretle hareket edemedi. Manipülasyona geldi ve birilerinin dolmuşuna binerek adımlar attı. Oysa devlet PKK ile mücadelede yapılması gereken bütün herşeyi yapıp, onları köşeye sıkıştırıp veya en azından zora sokup masaya oturmuş olsa idi; örgüt bu süreci sabote edemezdi. Örgüt her türlü saldırı imkânına sahipken açılım sonrası bir de dokunulmazlık kazandı. Habur’la propagandasını yaptı; kamuoyuna, özellikle Kürtlere “bakın ben çözümden yanayım!” mesajını verdi. Sonra da kontrollü bir şekilde süreci sabote etti ve makbuzu hükümetin eline verdi. Sorunun çözümü için yeterince adım atılmadığı noktasında liberalleri ve Kürt kamuoyunu ikna etti. Bu nedenle Habur ve Açılım sonrası aydınlar hükümeti eleştirmeye devam etti. İyi niyetle bir açılım ve örgütle müzakere süreci başlatıldı. Ama devlet masaya eli zayıf oturdu. Örgüt açılımı hem genişleme, hem dokunulmazlık fırsatı olarak çok iyi kullandı. PKK-KCK operasyonları durduruldu, engellendi. Örgüt şehirleri, yerleşimleri teslim aldı; sandıklara hükmetti. Paralel devlet yapısını kurdu. Örgüt habire mevzi kazanırken ve Kürtleri, bölgeyi tahakküm altına alırken Açılım Uykusunda olan hükümet ve liberaller “aman süreci sabote edecek operasyon yapmayın, aman KCK’ya dokunmayın!” diye örgüte alan açtılar. Çok kötü yönetilen süreçte taşlar bağlandı, köpekler salındı ve pazarlık masasına oturuldu. Şu çok açık diplomatik ve pratik bir davranıştır: pazarlık masasına oturacağınız muhatabın elindeki kozları asgariye indirir ve alanını daraltırsanız pazarlık marjınız artar, eliniz güçlenir. Açılım sürecinde hükümet operasyonları durdurarak, KCK yapılanmalarına dokunmayarak kendi elini bağladı, ama örgütün elini güçlendirdi. Buna rağmen, maksadı üzüm yemek olmayan örgüt süreci sabote etti ve bomba hükümetin kucağında patladı. Bu noktadan sonra örgüte en küçük bir müsamaha tanınmamalı, şiddetle üzerine gidilmelidir. Örgüt etkisinden kurtulamayan, ama bundan rahatsız olan BDP, kıskaçtan kurtarılarak sivil-siyasi muhatap haline getirilebilir. Bu noktadan sonra örgüt, PKK marjinalleştirilmeden, belirli oranda kontrol altına alınmadan hiç bir çözüm mümkün değildir. Artık taşlar salınıp, köpekler bağlanmalıdır. Eğer pazarlık masasına oturtulacaksa taşı yiyen ve aç kalan it, diz çöktürülecek ve pazarlık masasına zayıf oturtulacaktır. Yusuf GEZGİN
Facebook'da Paylaş Bu habere toplam 1 yorum yazılmıştır. asker
[ 09 Kasım 2011, 14:28 ]
görüşecektik yalvaracaktık da bu akan kanların akan assker kanlarının analara babalara kim h3esabını vereck hibe mi edilsin şehirler karışsın asker kaybı şehit haberleri her geçen gün kötyüye giden bi durum var ortada adam diye karşısına aldığı apo yu hükümet en kısa zaman da asıp idam etmeli dağdaki destekçisi olan basitlerde aponunu yanına en kısa zamanda yok edilip gönderilmeli bence kurucu ve destekçilerin hak ettiği en iyi birşey var ama verilmeyen onların elde edemediği mevcut hükümetin vermediği veremediği yalvarmak yerine infaz ve ölümleri faydasız otların yok edilip ortadan kaldırılarak gül bahçelerine yer ayırılmasıdır
|
SAAT-TAKVİM
KÖŞE YAZARLARI
DÖVİZ KURLARI
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||