Rahmetli dedem arada bir içini çekerek “Bina ve zina çoğalıyor, dünya batacak” Deyip dururdu. Bize bu sözler; O yıllarda çok komik bir tekerleme gibi gelse de büyüdükçe dedemin ne demek istediğini daha iyi anlar olduk.
Bu konunun iki öznesi var birincisi bina, ikincisi ise zina. Siz zinayı serbest bırakırsanız toplumda gayri resmi çocukların yeri ve sayısı belirsiz olur. Hatta birbirini tanımayan kardeşler birbirleriyle bilmeden evlenir.
Binayı ise; kaçak ve çürük yaparsanız en hafif depremde başınıza yıkılır. Devlet yetkililerin yalancısıyım; ülkemizdeki konutların yarısı çürük ve kaçakmış. Bu yapıları bir gecede uzaylılar gelip yapmadı ve başka ülkelerin belediyeleri de bunlara göz yummadı. Ne yaptıksa yine bizler yaptık. Uzmanlara göre bu kaçak ve çürük binaların yıkılıp yerine sağlamlarının yapılması seksen yıl alacakmış. Tabi ki; bu süre içerisinde seksen kere deprem olmaz ise. Toplum olarak zaten unutkan bir toplumuz. Bu yaşanan acıları da unuturuz ta ki; bir yenisi başımıza gelinceye kadar.
Olası bir İstanbul depreminde ülkenin bölünebileceğini söylüyorlar; doğrudur. Siz tüm varı yoğu İstanbul’a taşırsanız; baba yatırımları da buraya yaparsanız sonucuna da katlanırsınız. Uzmanlar İstanbul’da olası bir depremde çadır kuracak alanın bile kalmadığını söylüyorlar. Hatta ölü sayısı çetelesi bile tutanlar var. Kimilerine göre üç yüz bin; kimilerine göre yedi yüz bin.
Yapın beyler yapın bina da yapın zina da. “Camı kıran parasını öder.”