| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| Anasayfa |
Site Defteri |
İletişim |
Reklam |
Haber Ara |
Foto Galeri |
Videolar |
Anketler |
Sitene Ekle |
RSS Kaynağı |
Yazar Girişi | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
HABER ARAAKSARAY'a ÖZEL
HAVA DURUMU
EN ÇOK OKUNANLARSON YORUMLANANLAR
|
Bir bedelli askerin anıları...
Paralı askerlik çıktı böyle oldu!
Oysa askerlik eskiden böyle miydi? Tıpkı tüfeğin icat olup, mertliğin bozulduğu gibi… İşte zamanımızın askerlik hizmeti! İşte zamanımızın askerlik hizmeti ile ilgili, ilginç bir askerlik hikâyesi: Zamanımızın askeri Mehmet; sabah 07.30’da kalkar. (bu askerlik çekilir iş değil sabahın bu saatinde kalkılır mı yaa? Diye içten homurdanır!) Annesini, askere gidişini görmek ister diye, uyandırır: Anne: Hııı, tamam oğlum, güle güle, çıkınca kapıyı çekersin, der… (Nerde o davullu zurnalı, kına yakılarak uğurlanan askerlik!) Evden çıkarken apartman görevlisi Ahmet Efendi ile karşılaşır: Ahmet Efendi: Sabah sabah hayırdır? Mehmet: Askere gidiyorum der. Ahmet Efendinin gözleri dolu dolu olur. Çünkü aklına Hakkâri’de askerlik yapan oğlu gelmiştir. Oğlunu nasıl da askere uğurlamışlardı… Ahmet Efendi: Benim oğlum da Hakkâri’de, 6 ayı kaldı, nereye düştün? Mehmet: Aksaray’a... Ahmet Efendi, eski Konya’ya bağlı ilçe, yine il Aksaray sanır... Ahmet Efendi: Allah’a emanet ol, derken sesi titrer! Sabah trafiğinde Aksaray askerlik şubesine gitmek, Mehmet’in epey zamanını alır... Yolda çok sıkılır, bu saatte uyanık arkadaşı olmadığı için telefonla da konuşamaz.Aklından, her giden söylüyordu telefon yasak diye, demek böyle oluyormuş... Uzun bir zaman geçer ve Mehmet Askerlik şubesine gelir... Kapıdaki üniformalı askere müracaatı nereye yapacağını sorar. Asker, eliyle bir yeri gösterir... Mehmet gibi 3 - 5 kişi bekliyordur, Mehmet de arkalarına takılır. Aradan 25-30 dakika geçer, Mehmet hâlâ bekliyordur. Aklından anlatılanlar doğruymuş... Askerlikte zaman hakikaten geçmiyormuş diye geçirir… Geçmeyen zaman diliminde saat 12.00’ye gelirken, görevliler Mehmet’in evraklarını verirler. Mehmet bankaya gelir. Orada da bir kuyruk! İçinden, bu askerlik ne kadar zor diye geçirirken, birden aklına telefonunu kullanmak gelir. Telefonuna baktığında, yasağın kalktığını(!) görür ve yasağı kaldıranlara, kısaca bir dua kondurur! Sonra açar telefonu ve sıra beklerken, sevgilisiyle görüşür... Mehmet sevgilisi ile görüşünce biraz olsun rahatlar ve yaptığı görevin zorluğundan, stresinden sıyrılır!.. Sevgilisi ile konuşurken, onu çok özlediğini söyleyip, askerlikteki zorlu koşullardan(!) bahseder. Mehmet içinden, bu kız beni unutmaya mı başlamıştı ne diye geçirir. O sırada veznedar: Mehmet: Hesabımdan vatan borcu ödeyeceğimde der. Veznedar gerekli işlemi yapar, dekontu Mehmet’e verir. Mehmet vatan hizmetini yapmanın rahatlığı ile “Vatan sağ olsun” diyerek, küçük bir sevinç çığlığı atar. Vatan hizmetine duyarsız veznedar, Mehmet’e cevap bile vermez. Mehmet için yine uzun bir yolculuk başlamıştır. Bu dönüş yolculuğudur. Çünkü Mehmet bedeli bankadan ödemiş ve tezkere almak için yeniden şubeye doğru yollanmıştır! Mehmet tekrar şubeye gider. Öylesine yorulmuştur ki; ayaklarına kara sular inmiştir. Evet, Mehmet 5 saattir askerliğin kralını yapmaktadır! Mehmet, askerlik hizmetinin ne kadar zor olduğunu, oradan oraya koştururken, yemeyi, içmeyi unutur, aç kalır. Terhis olduktan sonra, aç kalınca neyle beslendiğini anlatacak birçok anısı olmuştur. Bu açlığın üzerine bir de soğuk hava eklenince, askerlik anıları birden çoğalır... Mehmet Askerlik şubesine zor da olsa ulaşır ve bankodaki askere dekontu verir. Asker: Lütfen 5 dakika bekleyin, şimdi tezkereni vereceğiz der… Mehmet askerliği bitirmenin keyfi ile, şafak 5 der ve askere gülümser.., Ancak asker cebinde 30 bin lirası olmadığı ve askerlik görevini elbise, postal giyerek yaptığı için gülmez. Mehmet içinden; bu askerlik ne kadar zormuş, her fırsatta adamı eziyorlar diye geçirir. Komutan: Mehmet al bakalım tezkereni der. Komutan, Mehmet’le dalga geçer gibi yarım ağızla “Vatan size minnettar yavrum” diye söyler. Mehmet, tam da vatan sağ olsun, diye bağıracağı sırada, komutan çıkabilirsin der. Mehmet, Askerlik şubesinden çıkarken son bir kez dönüp arkasına bakar. Ve aklından, ne anılarım vardı bu koca nizamiyede diye geçirir. Ve sonunda Mehmet hürgeneral olmuştur. Tezkereyi alınca ve askerliğin zor koşullarından kurtulunca, koşa koşa evine döner. Mehmet, apartmana girerken yine Ahmet Efendi ile karşılaşır... Ahmet Efendi: Ne o bey askere gitmedin mi, der... Mehmet: Gittik geldik Ahmet Efendi, diyerek, askerliğin ne kadar zor olduğundan bahseder, yedik askerliği diye söylenir ve ekler: Darısı senin oğlanın başına... Sonra Ahmet Efendiye doğru, ne zorluklarla aldığı elindeki kapı gibi tezkereyi sallar... Dedik ya zamanımızda askerlik böyle bir şey! Belli bir yaşa kadar askere gitme, yoklama kaçağı, bakaya gibi suçları işle… Sonra da bastır parayı postal bile giyme! Mesut KARİP
Facebook'da Paylaş Bu habere toplam 1 yorum yazılmıştır. Yrd. Doç. Dr. İbrahim Baykan
[ 14 Aralık 2011, 12:50 ]
Askerliği bu hale getirenler katmerli haram ve katmerli kul hakkı kazandılar bu ayıp ve günah onlara yerter der artar bile.
|
SAAT-TAKVİM
KÖŞE YAZARLARI
DÖVİZ KURLARI
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||