Aksaray Canlı    Aksaray Tanıtım    Aksaray Tarihi    Künye  
Aksaray ~ Aksaray Haberleri ~ Aksaray Haber
Anasayfa | Site Defteri | İletişim | Reklam | Haber Ara | Foto Galeri | Videolar | Anketler | Sitene Ekle | RSS Kaynağı | Yazar Girişi

HABER ARA


Gelişmiş Arama

NÖBETÇİ ECZANELER

Aksaray Nöbetçi Eczaneler

AKSARAY'a ÖZEL

Şehitlerimiz

Aksaray'lı Şehitlerin listesi..

Belediye Başkanları 2009 Aksaray Belediye Başkanları listesi..

Telefon Rehberi

Aksaray ili telefon rehberi..

Köy Muhtarları 2009 Aksaray Köy muhtarları listesi..
Aksaray Tanıtım Filmi İlimizle ilgili tanıtım filmi..

Aksaray il Haritası

Ayrıntılı görebileceğiniz harita..

Mahalle Muhtarları 2009 Aksaray Mahalle muhtarları listesi..

HAVA DURUMU

EN ÇOK OKUNANLAR

ALLAH'A TESLİM OLAN ORDU!..

Mustafa Fırat GÜL
Okunma  Yazar : Mustafa Fırat GÜL
Mail  E-Mail : mustafafiratgul@hotmail.com
Yorumlar  Yorum Sayısı : 0
Okunma  Okunma : 2247
Tarih  Tarih : 22 Aralık 2011, 00:14

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto


Bugün Türk tarihinin en beyaz dramının yıl dönümü. 22 Aralık.

1914 yılının 22 Aralık’ında başlayıp 5 ocak 1915’te sonlanan “Sarıkamış Savaşı”nın sene-i devriyesi…  Şehitlerimizi bizim yerimize anlatan Rus  Kurmay  Başkanı  Pietroviç  şakınlık  içinde   önce  ateş  emri  verir. Sonra  eline  almıştır  dürbününü. Dünya  tarihinin  görmediği   sahneye  işte    o  zaman   şahit  olur. Bugün bu satırları okusak bile savaşın ne demek olduğunu, ecdadımıza hürmetin nasıl olacağını idrak ederiz. (tabi ki, idrak yollarımızda enfeksiyon yoksa!..)

İlk sırada diz çökmüş  beş  kahraman. Omuz çukurlarında yuvalanmış  mavzerleri  ile  nişan  almışlar. Tetiğe asılmak üzereler. Asılamamışlar. Kaputa  yakaları  Allah’ın  rahmetini   o  civan  delikanlıların   vücuduna  akıtmak  istercesine, semaya  dikilmiş,  kaskatı...Hele  bıyıkları,  hele  bıyık  ve  sakalları... her biri  birer  fütühat  oku  misillü  dimdik...Ve  gözleri.Dinmiş  olmasına  rağmen,  kahredici   tipinin  bile   örtüp  gizleyip   kapatamadığı  gözleri..  Hepsi açık. Tabiata,  başkumandana,  karşıdaki düşmana ve  kadere  isyan  eden,  ama Allah’ına   teslimiyetle  bakan   gözleri,  açık. Vallahi apaçık.

İkinci sırada bir manzara ki,  hiçbir  heykeltıraş  eşini yapmaya muvaffak  olamamış. Başları korkutucu katılıkta semaya dönük,  bilekleri üzerinde kümelenen kara rağmen,  güçlerini dile  getiren,  sağrılarındaki   fişek  sandıklarını debelenip   yere  atmağa  tenezzül  etmemiş iki  katırın  başındaki  altı esatir  güzeli  Mehmet... Sandıkları bir avuçlamışlar ki,  kainatı biz  o  hırsla  avuçlayıvermişizdir. Öylesine kaskatı kesilmişler...

Ve  sağ  başta Binbaşı  Mustafa Nihat.... Ayakta. Yarabbi  bu bir  ayakta  duruştur ki,  düşmanı  da, kindarı  da, mel’unu  da Allah’a  sığındıkları   günkü  çaresizlik  içinde yere çökertiş  velvelesi  halinde.. Belindeki fişekliklerinin o kurban olunası çıkıntılarını örtüp yok etmeğe,  gece  düşen  tipi  bile razı  olmamış. Boynundaki dürbünü sol eli ile kavramış,  Havada kalmış kal’a   sancağı  gibi... Diğer eli,  belli ki semaya kalkıp rahmet dilerken öylesine donmuş... Hayrettir,  başı açık, Gür kara saçları beyaza bulanmış...

Moskova’da Krasnaya Bulvarı’ndaki askeri  Müzede Kurmay  Başkanı Pietroviç’in   karargahına  gönderdiği   rapor,  hıçkırıklı  bir  ağıt  gibidir:”Allahü Ekber  dağlarındaki son  Türk  müfrezesini  teslim  alamadım. Bizden çok evvel Allahları’na teslim olmuşlardı. 24.12.1914”

Milyonlarca, milyarlarca, katrilyonlarca… Fatiha’lar göndermek için daha ne bekliyoruz.

-----------------

Dün bir arkadaşım işine giderken yolun kenarında yaklaşık olarak 65-70 yaşında bir teyze el arabası yanında nefes nefese dinlenmeye çalışan teyze görmüş.  Yükü de temizlenmesi gereken eldiven çuvalları. Öz be öz kardeşimiz olan Özbekistan’lı  teyzemize yardım etmiş. Siloların oradan turizm otelcilik okulu yanına kadar taşımış. Teyze çok ucuza hatta köle gibi çalışarak az da olsa ekmek yiyebilmek için çalışmak mecburiyetinde. Hadi orasına lafımız yok da teyzeyi o soğukta o yaşta el arabasıyla yormak, nefes nefese bırakmak reva mı? O eldivenleri kadının evine bırakmak çok mu zor. Teyzemiz arkadaşıma, kimsesinin olmadığını söylemiş. Haftada bir o eldivenleri alıp, yaşamak için, kimseye muhtaç olmamak için çalıştığını söylemiş. Şahsen ben bu durumlara çok üzülüyorum herkesin üzüldüğü gibi ama bu teyze daha bir acıttı içimi. Özbekler başta olmak üzere Türkistanlı kardeşlerimiz bizim zor günlerimizde bize hep destek olmuştur. Hele de Sarıkamış Savaşı’nın cereyan ettiği günlerde ve sonrasında fedakarlık destanı yazmışlardır. O günlerin hatırına öz kardeşlerimize hak ettikleri ilgiyi göstermek çok mu zor?


Facebook'da Paylaş


Yazdırılabilir Sayfa Word'e Aktar Tavsiye Et Yorum Yaz

Bu Yazarın Önceki Yazıları

Son Haberler

SAAT-TAKVİM

KÖŞE YAZARLARI

ACİZLİK Mİ TAVİZ Mİ?23 Mayıs 2012

ANKET

Nevzat Palta Belediye Başkanlığı için tekrar aday olursa




Tüm Anketler


DÖVİZ KURLARI

  Döviz Alış Satış
  Dolar 1.8387 1.8476
  Euro 2.3264 2.3376

GAZETE BAŞLIKLARI

Hürriyet Sabah Milliyet
Star Cumhuriyet Radikal
Yeni Şafak Türkiye Gözcü
Akşam Zaman Posta
   

Anasayfa  Künye  Arşiv Reklam  İletişim  Sitemap  RSS

Hosting : agt Bilişim Yazılım : Mydesign
Yönetim : Gökhan TURGUT - 0.506 878 12 16