| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| Anasayfa |
Site Defteri |
İletişim |
Reklam |
Haber Ara |
Foto Galeri |
Videolar |
Anketler |
Sitene Ekle |
RSS Kaynağı |
Yazar Girişi | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
HABER ARAAKSARAY'a ÖZEL
HAVA DURUMU
EN ÇOK OKUNANLARSON YORUMLANANLAR
|
ALLAH'A TESLİM OLAN ORDU!..
Bugün Türk tarihinin en beyaz dramının yıl dönümü. 22 Aralık. 1914 yılının 22 Aralık’ında başlayıp 5 ocak 1915’te sonlanan “Sarıkamış Savaşı”nın sene-i devriyesi… Şehitlerimizi bizim yerimize anlatan Rus Kurmay Başkanı Pietroviç şakınlık içinde önce ateş emri verir. Sonra eline almıştır dürbününü. Dünya tarihinin görmediği sahneye işte o zaman şahit olur. Bugün bu satırları okusak bile savaşın ne demek olduğunu, ecdadımıza hürmetin nasıl olacağını idrak ederiz. (tabi ki, idrak yollarımızda enfeksiyon yoksa!..) İlk sırada diz çökmüş beş kahraman. Omuz çukurlarında yuvalanmış mavzerleri ile nişan almışlar. Tetiğe asılmak üzereler. Asılamamışlar. Kaputa yakaları Allah’ın rahmetini o civan delikanlıların vücuduna akıtmak istercesine, semaya dikilmiş, kaskatı...Hele bıyıkları, hele bıyık ve sakalları... her biri birer fütühat oku misillü dimdik...Ve gözleri.Dinmiş olmasına rağmen, kahredici tipinin bile örtüp gizleyip kapatamadığı gözleri.. Hepsi açık. Tabiata, başkumandana, karşıdaki düşmana ve kadere isyan eden, ama Allah’ına teslimiyetle bakan gözleri, açık. Vallahi apaçık. İkinci sırada bir manzara ki, hiçbir heykeltıraş eşini yapmaya muvaffak olamamış. Başları korkutucu katılıkta semaya dönük, bilekleri üzerinde kümelenen kara rağmen, güçlerini dile getiren, sağrılarındaki fişek sandıklarını debelenip yere atmağa tenezzül etmemiş iki katırın başındaki altı esatir güzeli Mehmet... Sandıkları bir avuçlamışlar ki, kainatı biz o hırsla avuçlayıvermişizdir. Öylesine kaskatı kesilmişler... Ve sağ başta Binbaşı Mustafa Nihat.... Ayakta. Yarabbi bu bir ayakta duruştur ki, düşmanı da, kindarı da, mel’unu da Allah’a sığındıkları günkü çaresizlik içinde yere çökertiş velvelesi halinde.. Belindeki fişekliklerinin o kurban olunası çıkıntılarını örtüp yok etmeğe, gece düşen tipi bile razı olmamış. Boynundaki dürbünü sol eli ile kavramış, Havada kalmış kal’a sancağı gibi... Diğer eli, belli ki semaya kalkıp rahmet dilerken öylesine donmuş... Hayrettir, başı açık, Gür kara saçları beyaza bulanmış... Moskova’da Krasnaya Bulvarı’ndaki askeri Müzede Kurmay Başkanı Pietroviç’in karargahına gönderdiği rapor, hıçkırıklı bir ağıt gibidir:”Allahü Ekber dağlarındaki son Türk müfrezesini teslim alamadım. Bizden çok evvel Allahları’na teslim olmuşlardı. 24.12.1914” Milyonlarca, milyarlarca, katrilyonlarca… Fatiha’lar göndermek için daha ne bekliyoruz. ----------------- Dün bir arkadaşım işine giderken yolun kenarında yaklaşık olarak 65-70 yaşında bir teyze el arabası yanında nefes nefese dinlenmeye çalışan teyze görmüş. Yükü de temizlenmesi gereken eldiven çuvalları. Öz be öz kardeşimiz olan Özbekistan’lı teyzemize yardım etmiş. Siloların oradan turizm otelcilik okulu yanına kadar taşımış. Teyze çok ucuza hatta köle gibi çalışarak az da olsa ekmek yiyebilmek için çalışmak mecburiyetinde. Hadi orasına lafımız yok da teyzeyi o soğukta o yaşta el arabasıyla yormak, nefes nefese bırakmak reva mı? O eldivenleri kadının evine bırakmak çok mu zor. Teyzemiz arkadaşıma, kimsesinin olmadığını söylemiş. Haftada bir o eldivenleri alıp, yaşamak için, kimseye muhtaç olmamak için çalıştığını söylemiş. Şahsen ben bu durumlara çok üzülüyorum herkesin üzüldüğü gibi ama bu teyze daha bir acıttı içimi. Özbekler başta olmak üzere Türkistanlı kardeşlerimiz bizim zor günlerimizde bize hep destek olmuştur. Hele de Sarıkamış Savaşı’nın cereyan ettiği günlerde ve sonrasında fedakarlık destanı yazmışlardır. O günlerin hatırına öz kardeşlerimize hak ettikleri ilgiyi göstermek çok mu zor?
Facebook'da Paylaş |
SAAT-TAKVİM
KÖŞE YAZARLARI
DÖVİZ KURLARI
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||