Aksaray Canlı    Aksaray Tanıtım    Aksaray Tarihi    Künye  
Aksaray ~ Aksaray Haberleri ~ Aksaray Haber
Anasayfa | Site Defteri | İletişim | Reklam | Haber Ara | Foto Galeri | Videolar | Anketler | Sitene Ekle | RSS Kaynağı | Yazar Girişi

HABER ARA


Gelişmiş Arama

NÖBETÇİ ECZANELER

Aksaray Nöbetçi Eczaneler

AKSARAY'a ÖZEL

Şehitlerimiz

Aksaray'lı Şehitlerin listesi..

Belediye Başkanları 2009 Aksaray Belediye Başkanları listesi..

Telefon Rehberi

Aksaray ili telefon rehberi..

Köy Muhtarları 2009 Aksaray Köy muhtarları listesi..
Aksaray Tanıtım Filmi İlimizle ilgili tanıtım filmi..

Aksaray il Haritası

Ayrıntılı görebileceğiniz harita..

Mahalle Muhtarları 2009 Aksaray Mahalle muhtarları listesi..

HAVA DURUMU

EN ÇOK OKUNANLAR

Romantik Aşk ve Şirk

Elif TÜRKER
Okunma  Yazar : Elif TÜRKER
Mail  E-Mail : elifturker2@hotmail.com
Yorumlar  Yorum Sayısı : 2
Okunma  Okunma : 8372
Tarih  Tarih : 12 Ocak 2012, 18:27

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto


Sevgi duygusunun Allah'a değil, yarattıklarına yönlendirilmesi şirki ortaya çıkaran önemli bir neden. Özellikle kadın-erkek arasındaki "romantik" ilişki, insanları şirke saptıran en önemli konulardan biri.
Romantik sevgi anlayışında sevgililer, birbirlerini Allah'tan bağımsız varlıklar olarak görür, Allah'a olan sorumluluklarını birbirlerine karşı yerine getirir ve Allah'a duymaları gereken aşkı birbirlerine karşı hissederler. Sabah gözlerini açtıklarında, o gün de uyandırarak kendilerine yeni bir fırsat vermiş olan Rabb'lerine şükretmek yerine, birbirlerini düşünür, birlikte olmayı hayal ederler. Gün içinde Allah'ı değil, birbirlerini anarlar. Allah'ı hoşnut etmek yerine birbirlerini hoşnut etmeye çalışır, Allah ve din için değil, birbirleri için özveride bulunurlar.
Bu ruh halindeki kişiler birbirlerini adeta ilah edinirler. Zaten bunu kimi zaman kendileri de itiraf ederler. Birbirlerine "taparlar", "nereye baksalar onu görürler", her yerde "o" vardır, "hep onu düşünürler"... Oysa tek tapılacak, nereye bakılsa görülecek, her an düşünülecek olan göklerin, yerin ve insanların da sahibi olan Allah'tır.
Yaşanan aşk, platonik dahi olsa Allah'ı unutturuyor, Allah'ı anmaktan alıkoyuyor, Allah aşkına tercih ediliyorsa -kadın ya da erkek- böyle bir aşk yaşayan kişi, şirk içindedir. Toplum ise bu gibi aşkları çok normal görür. Hatta kaynağını Allah aşkından almayan bu romantik aşkı yaşama konusunda, "aşk yaşamaktan korkmayın", "koşulsuz sevin", "duygularınızı bastırmayın"  gibi telkinlerle cesaretlendirerek insanları şirke sürükler.
Romantizmin, insanların gerçekleri görmelerini, yaratılış amaçlarını ve ahireti düşünmelerini engellediğini bilen şeytan, bunu kullanmaya çalışır. Kendi dost ve yandaşlarını, yoğun duygusallık telkini verecek şekilde yönlendirir. Televizyonlarda yayınlanan aşk filmleri ve özellikle dizi filmler, duygusallığın hemen her evde bulunan en etkili telkin yöntemleridir. İzlenen filmlerde konu romantik aşk, romantik aşk üçgeni, romantik yasak aşk üzerine kuruludur. Hatta telkin öylesine yoğundur ki, "ruhlarının sonsuza dek birlikte olması" için birlikte intihar eden iki aşığın aşkı, büyük takdir görür. Ya da filmdeki oyuncunun aşkı uğruna kendini öldürme sahnesi, izleyenleri gözyaşlarına boğar. Tüm bunlar, duygusallığın insan aklını ve şuurunu ne denli kapadığının kanıtıdır.
"Aşk", "romantizm", "saf ve temiz duygular" gibi sözlerle masum gösterilen bu duygusal aşk, yüceltilip teşvik edilir; hatta bu aşka kutsallık atfedilir. Özellikle gençleri etkileyen bu duygusallık telkinleri Allah'ı ve Allah aşkını tanımayan, imanı bilmeyen, şirk koşmayı yaşam tarzı edinmiş insanlar ortaya çıkarır.
Bu tarz ilişkileri yaşayan insanların çoğu, doğru yolu gösteren Kur'an yerine, toplumdan aldıkları din dışı, çarpık telkinlere uygun davranışlar sergilerler. Birçoğunun, içinde yaşadıkları şirkten haberi dahi yoktur.
Oysa şuursuzca bu şirk içindeki sevgiyi yaşayan insan, "... Bir suçlu-günahkar, o günün azabına karşılık olmak üzere, oğullarını fidye olarak vermek ister; Kendi eşini ve kardeşini..." (Mearic Suresi, 11-14) ayetiyle bildirildiği üzere, ahirette kendisini kurtarmak için eşini fidye olarak vermek isteyecektir. O an şuuru açılacak, görüş gücü keskinleşecek ve Allah'ın vaad ettiği azabın gerçek olduğunu görecektir.
Müminin aşkı ise saf, duru, samimi ve nurludur; kalpte ferahlık oluşturur. Sevdiği ama yitirdiği hiçbir şey için üzülmez, acı çekmez. Allah'ın imtihanı olduğunun ve O'nun, dilediğinde verdiklerini geri alabileceğinin bilincindedir. İsyanı değil, imanı seçtiğinde Rabb'i ona bu dünyada da ahirette de sonsuza dek pek çok güzel sıfatıyla tecelli edecektir. İşte bu sırra ve gerçek imana ulaşan mümin, karşılaştığı hiçbir durumda acı ve üzüntü yaşamaz.
Müminlerin sevgisi, Allah sevgisinden kaynak bulur. Çünkü çevresindekiler bağımsız varlıklar değil, Allah'ın tecellileridir. Ve mümin yalnızca Rabb'i için sever.
 
Elif Türker
 

Facebook'da Paylaş


Yazdırılabilir Sayfa Word'e Aktar Tavsiye Et Yorum Yaz

Bu habere toplam 2 yorum yazılmıştır.

ojııhıı [ 27 Şubat 2012, 21:54 ]
dam başında saksağan vur beline kazmayı
Hasan Basri Gülenli [ 12 Ocak 2012, 23:49 ]
Okunası, öğretici yazılar teşekkür ederiz.

- TÜM YORUMLAR -

Bu Yazarın Önceki Yazıları

Son Haberler

SAAT-TAKVİM

KÖŞE YAZARLARI

ACİZLİK Mİ TAVİZ Mİ?23 Mayıs 2012

ANKET

Nevzat Palta Belediye Başkanlığı için tekrar aday olursa




Tüm Anketler


DÖVİZ KURLARI

  Döviz Alış Satış
  Dolar 1.8387 1.8476
  Euro 2.3264 2.3376

GAZETE BAŞLIKLARI

Hürriyet Sabah Milliyet
Star Cumhuriyet Radikal
Yeni Şafak Türkiye Gözcü
Akşam Zaman Posta
   

Anasayfa  Künye  Arşiv Reklam  İletişim  Sitemap  RSS

Hosting : agt Bilişim Yazılım : Mydesign
Yönetim : Gökhan TURGUT - 0.506 878 12 16