Aksaray Haber - Aksaray Haberleri -
$ DOLAR → Alış: 8,28 / Satış: 8,31
€ EURO → Alış: 10,07 / Satış: 10,11

Aksaraylı Genç Osman -1

Ahmet KUŞSAN
Ahmet KUŞSAN - vet.med.kussan@gmail.com
  • 21 Nisan 2021 - 11:49

AKSARAYLI GENÇ OSMAN – 1

“EFSÂNE Mİ HAKÎKAT Mİ?”

“Aksaray ve Ashâb-ı Kehf” konulu köşe yazısı serim henüz bitmedi.

Yeni bir seriye başladığım için, eski serinin bittiğini düşünmenizi istemem.

Konu ile ilgili daha başka deliller üzerinde de konuşacağız inşallah.

Ancak ben şimdi yeni bir konuya daha başlamak istiyorum.

Çünkü diğer araştırmalarımı paylaşmayı geciktirmek istemiyorum.

Allah izin verirse Aksaray ile ilgili daha da söyleyeceklerimiz var!

Daha önce facebook hesabımdan şöyle bir paylaşım yapmıştım:

“Aksaraylı Genç Osman bir yeniçeri midir?

Yeniçeri ocağına Müslümanlardan da alımlar 4. Mehmed döneminde (1648-1687) başlamışsa; 4. Murad döneminde (1623-1640) şehit olmuş olan Aksaraylı Genç Osman nasıl yeniçeri olabilir?”

Konu ile ilgili bunun gibi daha nice sorular sorulabilir?

Ancak öncesinde Genç Osman ile ilgili anlatılan halk hikâyesini hatırlayalım!

Ve sonra sorularımızı soralım!

Genç Osman’ın nereli olduğu ile alakalı tarihî bir kaynak yoktur. Varsa bile henüz karşılaşmadık!

Nereli olduğu ile alakalı şimdilik bir kaynak olmadığı için de bazı şehirler de Genç Osman’ı sahiplenmektedir.

Elbette Genç Osman hepimizindir!

Ancak bahsetmiş olduğum sahipleniş, hemşehri sevdasıyla olan sahipleniştir.

Genç Osman’ın nereli olduğu ile alakalı başka iller de zaman zaman meydana çıksa da genel kabul gören görüşe göre o, Aksaraylıdır.

Ve bu iddia o kadar güçlüdür ki, Bağdat Türk Şehitliği’ndeki Genç Osman’ın kabrine de işlenmiştir.

Genç Osman’ın Aksaray’ın Dorukini Köyü’nde doğduğu kabul edilir.

Halk hikâyesine gelecek olursak Osman babasını kaybetmiş; annesinden başka kimsesi olmayan; güreşte, okçulukta, kılıç kullanmada yani savaş talimlerinde hayli hünerli yaşı küçük bir yiğittir. Bekârdır.

Bağdat Seferi sırasında Aksaray’da konaklayan Sultan IV. Murad, konakladığı diğer illerde olduğu gibi orduya Aksaray’dan da asker toplamaktadır. Osman da orduya katılmak isteyenler arasındadır ancak yaşının küçük olması sebebiyle reddedilir. Çünkü orduya katılmak için aranan şart, bıyıkta tarak durmasıdır. Ancak Osman’ın bıyıkları daha yeni terlemiştir.

Askere kabul edilmediği için hırslanan Osman demir bir tarak –bir başka rivayete göre kaşağı- ister ve getirilen demir tarağı yeni çıkmaya başlamış bıyıklarının üzerinden üst dudağına saplar. Osman’ın bu cesaretini gören padişah, onun da orduya alınmasını emreder.

Orduya katılan Osman, yaşının küçük olması sebebi ile yeniçeriler arasında Genç Osman olarak bilinir. Bağdat’ın fethi sırasında Bağdat kapısını açar ve sancağı kale burcuna diker. Tam bu sırada Safevî askerlerince oklanarak şehit edilir. Şehit edildiğinde yaşı on yedidir.

Halk hikâyelerinde Genç Osman’ın başı kesilerek şehit edildiği de anlatılmakta olup, kesik başını koltuğu altına alıp 3 gün savaştığı da söylenmektedir. “Kelle koltuğunda 3 gün savaşması” rivayetini, öleceğini bile bile 3 gün çarpıştı şeklinde anlatan hikâyeler de vardır.

Kayıkçı Kul Mustafa’nın yazmış olduğu Genç Osman Destanı’yla tanınan Genç Osman için anlatılan bu hikâyede biraz gariplikler yok mu?

Mesela;

  • Tarihî kaynaklara göre Sultan Murad’ın Bağdat Seferi’ndeki (1638) yol güzergâhı Konya’dan sonra Ereğli-Adana olarak devam etmektedir. Bu durumda Sultan’ın otağ-ı hümâyununun Bağdat Seferi’nde Aksaray’a kurulmuş olması mümkün müdür?
  • Sultan Murad Bağdat Seferi’nden 3 yıl önce de Revan Seferi’ni yapmıştır. Bu sebeple Genç Osman’ın Revan Seferi’nde orduya katılmış olabileceği de düşünülebilir. Ancak tarihî kaynaklara göre Sultan Murad’ın Revan Seferi’ndeki (1635) yol güzergâhı ise Konya’dan sonra Ereğli-Niğde-Kayseri olarak devam etmektedir. Peki bu durumda Sultan’ın otağ-ı hümâyununun Revan Seferi’nde Aksaray’a kurulmuş olması mümkün müdür?

Görüldüğü üzere her iki seferde de Sultan’ın Aksaray’a uğramadığı aşikârdır.

Bu iki sefer dışındaki bir zamanda da Sultan’ın Aksaray’a gelmiş olması zaten mümkün değildir.

Yani böyle bir durumda üç sonuç ortaya çıkar;

  • Ya halk hikâyesinde anlatılanlarda bir yanlışlık vardır… Yani Sultan Murad, Aksaray’a gelmemiştir. Aksaray’a gelenler bir takım görevlilerdir ve Genç Osman, bu görevlilerin karşısında üst dudağına tarak saplamıştır.
  • Ya bu halk hikâyesi başlı başına doğru değildir… Yani Sultan Murad’ın yahut görevlilerin halktan asker toplaması ile ilgili söylenilenlerde bir yanlışlık vardır.
  • Ya da Genç Osman’ın memleketi, Sultan Murad’ın sefer güzergâhındaki şehirlerden biridir. Yani bu durumda o zaman memleketi Aksaray değildir.

Bir halk hikâyesinin tarihî gerçeklerle kıyaslandığında böyle üç sonucun ortaya çıkmasının sebebi, tarihî bir kişiliğin tarih ilmî ile değil de sadece menkîbevî anlatılarla anlatılmaya devam edilmesidir.

Menkîbevî anlatılar içerisinde de mutlaka doğru anlatılar mevcuttur ancak Genç Osman hikâyesinde durum biraz karışık!

Aksaray’ın kültür ve turizmi kapsamında övündüğümüz ve önem verdiğimiz Genç Osman’ımız ile ilgili ciddi bir ilmî çalışma eksikliği var!

Ancak kültür ve turizm faaliyetleri kapsamında hayli tanıtımı da yapılmakta…

Mesela;

  • Muhteşem Yüzyıl Kösem “Bağdat Fatihi IV. Murad” dizisinde Genç Osman işlenmiş ve Aksaraylı olduğu söylenmiştir.
  • Kayıkçı Kul Mustafa’nın Genç Osman Destanı, Genç Osman İçin Çal klibi ile söylenmiş, Aksaray Genç Osman’ına sahip çıkmıştır.
  • Yer yer heykelleri dikilmiş, toplum hafızasında Genç Osman’ın her zaman kalıcı kalması amaçlanmıştır.
  • Bağdat Türk Şehitliği Genç Osman Türbesi’ne yazılan doğum yeri Aksaray yazısı ile de Genç Osman’ın Aksaraylı olduğu perçinlenmiştir.

Bu çalışmalar elbette güzel çalışmalardır ancak bu çalışmalardan önce yapılması gereken yahut hiç değilse beraberinde yapılması gereken, konu ile ilgili ilmî çalışmalardır!

Ancak biz Aksaray olarak ekseriyetle genel bilinenleri doğru kabul edip tanıtım yapıyoruz.

Somuncu Baba’da da böyle olmuştu!

Ama elhamdülillah o alandaki boşluk artık dolduruldu.

Ve elhamdülillah bu boşluğu doldurmak da bize (Dr. Mustafa Fırat Gül ile bendenize) nasip oldu!

Ve çalışmamızla Somuncu Baba’nın kabr-i şerifinin Aksaray’da olduğunu ispatladık.

Tabi Somuncu Baba ve çevresi ile ilgili yepyeni bilgilerden de bahsettik ve yeni çalışmalara da kapılar araladık.

Ama en önemlisi, kabr-i şerifinin bir başka yerde olduğunu ilmî verilerle ispat ettiklerini iddia edenlere, o ilmî verilerinin ve iddialarının yanlışlığını gösterip onları tenkit ettik.

Konumuza dönecek olursak;

Evet, ne yazık ki Aksaray’ımızda Genç Osman ile de ilgili ilmî çalışma eksikliği var!

Merhum Prof. Dr. Mehmet Fuat Köprülü hocamızın (Allah rahmet eylesin) 1930’da hazırlamış olduğu “Kayıkçı Kul Mustafa ve Genç Osman Hikâyesi” adlı çalışmasının üzerine bir çalışma yapılmadığı gibi hocamızın bu çalışması bile bu zamana kadar okunmamıştır!

Ön yargılı değilim ve bu çalışmanın okunmadığına eminim!

Çünkü okunmuş olsaydı bu zamana kadar kültür ve turizm faaliyetleri kapsamında Genç Osman ile ilgili yapılan çalışmalarda hiç değilse şehidimiz Genç Osman’ın vefat tarihi doğru verilirdi.

Bugün çoğu kişi Genç Osman’ın Sultan IV. Murad’ın da katıldığı Bağdat Seferi’nde yani 1638’de şehit olduğunu zannediyor ve böyle anlatılıyor!

Bu bilgi Bağdat Türk Şehitliği’ndeki Genç Osman Türbesi’nde bile yazıyor!

Ancak Genç Osman’ın ne doğum tarihi doğru biliniyor ne vefat tarihi ne de şehit olma sebebi!

Hatta Genç Osman’ın hangi askeri sınıftan olduğu dahi doğru bilinmiyor!

Genç Osman yeniçeri zannediliyor ancak o, yeniçeri olamaz!

Çünkü yeniçeriler, Hristiyan çocuklarından devşirilerek ve Müslüman olarak yetiştirilerek kurulan bir askeri sınıftır.

Genç Osman’ımız ise Aksaraylı ve Müslüman bir ailenin çocuğudur.

Yazının başında da söylediğim gibi Müslüman çocuklarının bu askeri sınıfa katılmaları, Sultan IV. Mehmed döneminde (1648-1687) olmuştur.

Bu nizamın ilk bozulmasına 1582’de, Sultan III. Murad sebep olmuş ve ocağa yabancı almıştır ancak bu anlık bir olaydır.

Lakin sonraki yıllarda bozulma devam etmiş; yeniçeriler evlenmeye başlamış; sonra evlenenler ocakta kalmayıp evlerinde kalmaya başlamış; sonra Müslümanlar da ocağa alınmaya başlamıştır. Hatta yeniçerilik babadan oğula geçen bir askerlik mesleği haline dahi gelmiştir.

Ancak bu nizam bozukluğu, pey der pey artarak devam etmiştir.

Yani halk hikâyesinde geçtiği şekli ile Sultan IV. Murad’ın (yahut adamlarının) Anadolu’dan yeniçeri toplaması gibi bir olay vukuu bulmamıştır.

Zaten sefere çıkan bir Sultan acemi asker neden toplasın ki?

Ona yetişmiş asker lazım!

“Eee Genç Osman kendini zaten yetiştirmiş ki” de denilebilir!

Doğru! Halk hikâyesine göre Genç Osman savaş talimlerinde kendini yetiştirmiş bir yiğittir.

Ancak aynı hikâyenin yan konularında durum farklıdır:

Bıyığında tarak duranın askere alınması demek, kim olursa olsun, nasıl olursa olsun, vasıflı-vasıfsız yetişkin erkeklerin askere alınması demektir!

Ancak Sultan IV. Murad döneminde böyle bir ihtiyaç söz konusu değildir ve Bağdat Zaferi düzensiz bir orduyla değil, bilakis düzenli bir orduyla kazanılmıştır.

Kısacası kültür ve turizm faaliyetleri kapsamındaki tanıtımlarımızda yer verdiğimiz Genç Osman’ımız ile ilgili bilinenler, gerçek Genç Osman’ımızı anlatmamaktadır.

Tüm bunları değerlendireceğimiz bir yazı serisi bizi bekliyor.

Bakalım Genç Osman’ımızın gerçek hikâyesi nedir?

Genç Osman’ımızı

Efsanevî kişiliğinden sıyırmaya çalışacağım ve tarihî kişiliğinden bahsedeceğim devam yazımda;

Görüşmek üzere…

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ