Aksaray Haber - Aksaray Haberleri -
$ DOLAR → Alış: 9,19 / Satış: 9,23
€ EURO → Alış: 10,67 / Satış: 10,71

Aksaraylı Genç Osman -2

Ahmet KUŞSAN
Ahmet KUŞSAN - vet.med.kussan@gmail.com
  • 30 Nisan 2021 - 20:28

AKSARAYLI GENÇ OSMAN – 2

“Ne zaman ve nasıl şehit oldu?”

Konuya girmeden önce şu ayrımı hatırlatmam gerektiğini düşünüyorum:

Sultan Genç Osman ile Asker (Aksaraylı) Genç Osman’ı birbiri ile karıştırmayalım!

Ancak zaman zaman iki Genç Osman, isim benzerlikleri sebebiyle birbiri ile karıştırılmaktadır.

Yani Sultan Genç Osman’ın Aksaraylı olduğunu zannedenler olduğu gibi;

Kayıkçı Kul Mustafa’nın destan yazdığı Genç Osman’ın da Sultan Genç Osman olduğunu zannedenler de vardır.

Hatta bu karışıklığa zaman zaman Sultan Genç Osman’ın portresi dahi dâhil edilmektedir.

Asker Genç Osman’ın bir portresi yoktur ama internette Asker Genç Osman’ın, Sultan Genç Osman’ın portresi ile anlatıldığı birkaç anlatıyı muhakkak görürsünüz.

Aslında çok uzağa gitmeye de gerek yok! Bu hata bizde de yani Aksaray’da da yapılmakta…

Aşağıda solda görmüş olduğunuz portre, Sultan Genç Osman’ın yani Sultan II. Osman’ın portresidir.

Sağda görmüş olduğunuz fotoğraftaki büst ise Asker Genç Osman’a izafe edilen Aksaray’daki bir büsttür. Ancak görülüyor ki büst, Sultan Genç Osman’ın portresine benzetilmiştir.

blank

Büstü yapan heykeltıraş sehven bu hatayı yapmış olabilir; olmamalıydı ama olabilir! Neticede bir heykeltıraşın bu tarih bilgisini bilmiyor olması olasıdır. Aslında işine başlamadan evvel iyi araştırması gerekirdi ama iyi araştırmamış. Yaptığı küçük bir araştırmasından sonra bulduğu ilk portreyi doğru zannetmiş ve kullanmış. Olabilir. Kendince bir işe başlamış ve yapmış. Eline, emeğine sağlık!

Belki de heykeltıraşın hiçbir hatası yok! Ona portreyi verdiler ve bunun üzerinde çalış dediler. Bilemiyorum!

Aslında esas anlatmak istediğim şu; heykeltıraşın yanlış bir heykel yapması önemli değil. Önemli olan bu yanlış heykelin Asker Genç Osman olarak kabul edilmiş olması ve hâlâ sergilenmesidir.

Büstün ne zaman yapıldığını bilmiyorum ama uzun yıllardır Eski Valilik Konağı (Aksaray Kültür Evi)’nın bahçesinde bulunduğunu biliyorum, ziyarete açıktır.

Bu hata yıllardır gözden kaçmış olabilir ama artık düzeltilmeli…

Ve büstün Asker Genç Osman’ın büstü olarak sergilenmesinden vazgeçilmeli!

Bu eser sanatkârına hürmeten yine de sergilenmek isteniyorsa eğer, Sultan Genç Osman olarak uygun bir yerde sergilenebilir; ama Aksaraylı Asker Genç Osman olarak değil!

Asker Genç Osman için de yeni bir büst yapılmak istenirse eğer, o da Aksaray’da Genç Osman olarak sergilenen diğer heykellere benzememelidir… Çünkü Genç Osman’ın hangi askeri sınıftan olduğu köşe yazısı serisinde anlatacaklarım dikkate alınarak yeniden değerlendirilmeli, ortak kararla bundan sonra tek bir figür üzerinden gidilmelidir.

blank

Soldaki heykeldeki Genç Osman, zırhlı bir tımarlı sipahi askeridir. Öyle sanıyorum ki Aksaray’daki ilk Genç Osman heykeli de budur. Çünkü yıllardan beri Ulu Camii Meydanı’ndadır, çocukluğumdan hatırlıyorum. Keşke daha sonraki yıllarda yapılan diğer heykeller ve büst, hiç değilse bu ilk heykele benzetilseydi. Çünkü Genç Osman’ın tımarlı sipahi askeri olarak betimlenmesi, Aksaray’daki diğer iki heykel ve büstteki betimlemelerden daha makuldür. Eğer bu heykel diğer heykellere örnek alınsaydı, makul bir askeri sınıfta ve tek figürde karar kılınmış da olurdu.

Mevcut heykeller içerisinden Genç Osman için en makul olan heykelin onun tımarlı sipahi askeri olduğunu gösteren bu heykel olduğunu söylesem de halk hikâyelerinden ve Genç Osman Destanı’ndan benim yaptığım çıkarımlarla o, tımarlı sipahi askeri de değildir.

Ortadaki heykeldeki Genç Osman ise zannederim bir yeniçeri askeridir. Zannederim diyorum çünkü hangi askerî sınıftan olduğunun ayrımını net yapamıyorum. Bu heykeldeki Genç Osman’ın başında bir miğfer ve miğferinin boyun kısmında da örme zincirli bir zırh var. Ama zırh vücudunda yok, kaftan giydirilmiş. Bu heykel ise Genç Osman (Dorukini) Köyü’nün girişinde bulunmakta.

Sağdaki heykeldeki Genç Osman’ın ise orduyla bir ilgisi yok. Bu Genç Osman da daha çok silahlanmış ya da silahlandırılmış bir Anadolu gencine benziyor. Heykel, Aksaray Kültür Merkezi’nde fuaye alanında sergilenmektedir.

Görüldüğü üzere Aksaray’da Asker Genç Osman için tek bir figür üzerinde karar kılınamamıştır.

Muhteşem Yüzyıl Kösem “Bağdat Fatihi IV. Murad” dizisinde ise Aksaraylı Genç Osman, tam bir yeniçeri olarak ekrana yansıtılmıştı.

blank

Tek bir figür üzerinde karar kılınamadığından yakınıyorum ama…

Bundan daha önemlisi Genç Osman’ın gerçek hayatı bilinmiyor!

Bağdat’taki türbe restore ediliyor ve buraya Genç Osman’ın Aksaraylı olduğu yazılıyor; bunlar güzel şeyler!

Ama türbeye tarihçe-i hayatı olarak, Anadolu halk hikâyesi yazdırılıyor ve türbedeki vefat tarihi de değiştiriliyor.

Hâlbuki doğru olan eski yazılan vefat tarihi! Ve gerçek hayat hikâyesi de halk hikâyesinden oldukça farklı!

blank

Aksaraylı Genç Osman, Sultan IV. Murad’ın katıldığı ve Bağdat Fatihi unvanını kazandığı Bağdat Seferinden 8 sene evvel, Hüsrev Paşa komutasındaki 2. Bağdat kuşatmasında, yani 1630’da şehit olmuştur.

Nasıl mı?

Genç Osman ile ilgili tarihî gerçeklere Kâtip Çelebi ve Naîmâ’dan rahatlıkla ulaşabiliyoruz.

Kâtip Çelebi, 1609 yılında doğmuş, 1657’de vefat etmiştir. 17. yy Türk ilim dünyasının müsbet düşünceyi temsil eden büyük simasıdır ve çeşitli konulara dair pek çok eserin de müellifidir.

Naîmâ ise, 1655 yılı civarında doğmuş, 1716’da vefat etmiştir. Tarihçidir ve ilk resmî Osmanlı vakanüvisidir.

Naîmâ diyor ki; Genç Osman, Abaza Mehmed Paşa’nın adamlarındandı. Abaza Paşa’nın ilk isyanında bile onun yanında bulunanlardandı.

Abaza Mehmed Paşa kimdir?

Abaza Mehmed Paşa, vaktiyle meşhur Celâlî, Halep Beylerbeyi Canbolatoğlu Ali Paşa’nın hazinedarıydı. Sultan I. Ahmed döneminde, Kuyucu Murad Paşa tarafından Canbolatoğlu’nun kuvvetleri etkisiz hale getirilirken o da esir düştü. O zaman yeniçeri ağası olan Sadrazam Damat Halil Paşa’nın şefaatiyle Kuyucu Murad Paşa onu bağışladı. Halil Paşa da onu oğlu gibi yetiştirip terbiye etti; kaptan-ı derya olunca da onu kalyon kaptanı (deniz binbaşısı) yapıp askerî hizmetlerde uzun yıllar kullandı. Halil Paşa, sadrazam olunca da ona Dulkadir Beylerbeyi vazifesini verdi.

Sultan I. Ahmed’in vefatından sonra tahta Sultan Ahmed’in kardeşi Sultan I. Mustafa geçti. Sultan Mustafa’nın tahttan indirilmesiyle de tahta Sultan Ahmed’in oğlu Sultan II. Osman yani Sultan Genç Osman geçti.

Sultan II. Osman yeniçerilerden rahatsızdı, Yeniçeri ocağını kaldırmak istiyordu. Bunun için kendine taraftar ararken, Celâlîlikten yetişme Dulkadir Beylerbeyi Abaza Mehmed Paşa’yı, daha mühim bir vazifeyle, Erzurum Beylerbeyi vazifesiyle görevlendirdi.

Abaza Mehmed Paşa, Sultan Osman’ın Anadolu köylüsünden ve göçebelerinden asker yazmaya memur ettiği beylerbeyilerindendi.

Abaza Mehmed Paşa, Sultan Osman’ın M.1622’de yeniçeriler tarafından katledilmesinden sonra da adam toplamaya devam etti. Çünkü Sultan Osman’ın intikamını yeniçerilerden almak istiyordu. Hatta yeniçerilerden o kadar nefret ediyordu ki bulduğu yeniçeriyi “Sen dahi kaatil-i pâdişâh-i devrânsın”, “Pâdşâh kaatillerinin akıbeti başka ne ola?” diyerek işkencelerle öldürtmeye başlamıştı.

Halk içerisinde de onu destekleyen, Sultan Osman’ın intikamının alınmasını isteyenler vardı. Halk içinden bu kimseler Sultan II. Osman’dan sonra yeniden tahta geçen amcası Sultan I. Mustafa’nın saltanatının gayri meşru olduğunu söyleyip; “Devlet Vâlide elindedir. Pâdşâh zevi’l-ukuulden (akıl sahiplerinden) değildir” diyerek Abaza Paşa’nın yazdığı askerler arasına katılmaktaydı. Abaza Ayaklanması olarak bilinen bu tarihî olay Sultan I. Mustafa’nın ikinci saltanatında, M.1622 yılında gerçekleşmişti.

YORUM: Naîmâ 1622’deki bu ayaklanmada, Genç Osman’ın Abaza Paşa’nın maiyetindeki adamlardan olduğunu söylediğine göre, Genç Osman halk hikâyesinde anlatılanların doğrultusunda zaten 1621’de doğmuş olamaz!

Ayrıca Genç Osman hikâyesinde padişahın asker toplaması meselesi, bir hakikatin değiştirilerek hikâyeye dâhil edilmiş hâli olmalıdır. Şöyle ki;

Halktan asker toplatan padişah, Sultan Genç Osman’dır. Amacı da devşirmelerden oluşan yeniçeri ocağını kaldırmak ve Anadolu köylüsünden, göçebelerinden yeni bir ordu kurmaktır. Abaza Mehmed Paşa ise Sultan’ın emri ile Anadolu’dan asker toplayan Beylerbeyilerdendir.

Kısacası Asker Genç Osman, muhtemelen Sultan Genç Osman zamanında, Abaza Mehmed Paşa’nın ya da başka bir beylerbeyinin halktan topladığı askerlerdendi. Yani o, Abaza Mehmed Paşa’nın maiyetindeydi ya da daha sonra maiyetine geçti. Ancak kesin bilinen şu ki o, Abaza Paşa’nın ilk ayaklanması sırasında onun yanında yer aldı, Sultan Osman’ın davasını güttü.

Görüldüğü üzere halk hikâyesinde konu ciddi bir değişime uğramıştır. Sultan II. Osman’ın Anadolu’dan asker toplaması, Sultan IV. Murad’a nispet edilmiştir. Halk hikâyesindeki bu hatayı düzelttikten sonra Aksaraylı Genç Osman’ın doğum tarihi üzerine konuşalım:

Bu zamana kadar Genç Osman’ın 1638’de şehit düştüğüne ve şehit düştüğünde yaşının 17 olduğuna inanıldığı için -bir rivâyete göre de 14-, basit bir hesaplamayla (1638-17=1621) 1621 ona doğum tarihi olarak isnad edilmiştir. Ancak Genç Osman’ın 1622’de Abaza Mehmet Paşa’nın ilk ayaklanmasında yanında bulunan adamlarından olduğu bilindiğine göre, onun 1621’de doğmuş olduğu artık söylenemez!

Genç Osman’ın esasında 1630’da şehit olduğunu söylemiştim. Onun 17 yaşında şehit olduğu bilgisi doğru kabul edilirse eğer, bu durumda esas doğum tarihi (1630-17=1613) 1613 olmalıdır. Ancak bu tarih de Genç Osman’ın 1622’de Abaza Mehmet Paşa’nın adamlarından olduğu bilgisi ile uyum sağlamamaktadır. Çünkü Genç Osman’ın doğum tarihinin 1613 olarak kabul edilmesi de onun Abaza Mehmed Paşa’nın ayaklanmasına 9 yaşında bir çocuk olarak katıldığının kabul edilmesi anlamına gelmektedir.

Bu durumda Genç Osman’ın 17 yaşında şehit olduğu bilgisi de yanlıştır.

Zaten bu hata halk hikâyesine, muhtemelen Asker Genç Osman’ın Sultan Genç Osman’la karıştırılması sebebi ile geçmiştir. Çünkü Sultan Genç Osman, 18 yaşında iken yeniçeriler tarafından şehit edilmişti.

Zannederim Asker Genç Osman’ın 14 yaşında şehit olduğu rivâyeti de yine Sultan Osman’la olan karışıklık sebebiyledir. Çünkü Sultan Osman’ın tahta geçtiğinde yaşı da 14’tü.

Yine de biz sık kullanılan 17 yaşını bir şekilde hesaba dâhil etmeye çalışalım:

Mesela Genç Osman, 17 yaşındayken Abaza Paşa’nın adamları arasına girmiş olabilir! Yani 1622’deki Abaza Ayaklanması sırasındayken yaşı 17 civarında olabilir. Bu durumda o, 1630’da şehit olduğunda en az 25 yaşındaydı. Şehit olduğunda en az 25 yaşındaydı diyorum, çünkü şehit olduğunda 25 yaşından birkaç yaş büyük de olabilir ama daha küçük olamaz!

Tabi bu yorumum Asker Genç Osman’a “Genç” denilmesinin esas sebebi  genç yaşta orduya katılması ise geçerlidir. Yani ona “Genç” lakabı, adı Osman olduğu ve Abaza Paşa’nın yanında Sultan Genç Osman’ın davasını güttüğü için Sultan Genç Osman’a teberrüken verilmişse, Aksaraylı Genç Osman’ın yaşı şehit olduğunda daha da büyük olabilir. Sebebini daha sonra izah edeceğim.

Şimdi Genç Osman’ımızın nasıl şehit olduğunu anlatayım…

Bağdat’ın ilk kuşatmasını M.1625-1626 yılları arasında Hâfız Ahmed Paşa yapmıştı ancak başarısız olmuştu. Bağdat’ın ikinci kuşatmasını ise Hüsrev Paşa M.1630’da yaptı.

Naîmâ diyor ki; 1040 yılında Hüsrev Paşa kumandasındaki ordu Bağdat’ı muhasara ettiği esnada Genç Osman hazır bulunuyordu. 3 Rebiülahir’de Serdar’ın emriyle icra edilen umumî yürüyüş esnasında Genç Osman da şehit oldu. Ve Genç Osman Dicle kenarında cesir üzerinde durup kale cengiyle meşgul idi. Hisardan kızılbaş tir ü tüfenkle hamle iderlerdi. Topuğuna ok dokunup mecruh olıcak kenarda olmakla cesirden suya düşüp rüfekasından biri başından imamesini çözüp pertap eyledi. Osman Bey makremenin ucuna sarılıp sahibi cesir üzerine çekerken, su kuvvetiyle Osman Bey refikini dahi çeküp suya düşürüp mevc ve akıntı galip olmakla ikisi bile gark oldular.

Günümüz Türkçesi ile anlatmamız gerekirse Genç Osman’ımız, Hüsrev Paşa’nın 3 Rebiülahir 1040/9 Kasım 1630’da Cumartesi günü umumî yürüyüş başlattığı 2. Bağdat Kuşatması’nda; Safevîlerin ok ve tüfek atışı altında,  Dicle kenarında bir köprü üzerinde kale savaşı ile meşgul iken topuğuna gelen bir ok ile yaralanması sebebiyle dengesini kaybederek Dicle Nehri’ne düşmesi sonucu boğularak şehit olmuştur.

Genç Osman’ımız nehre düşünce adamlarından biri hemen başındaki sarığını çözüp ucunu düğümleyip hızla ona atmış, Genç Osman da sarığın ucundaki düğümü tutmuş; ancak su çok kuvvetli olduğu için Genç Osman’ı köprü üstüne çekmeye çalışan asker de suyun kuvvetiyle nehre düşmüştür. Dalga ve akıntının çok kuvvetli olması sebebiyle her ikisi de nehirden çıkamamışlar ve boğularak şehit olmuşlardır.

Allah rahmet eylesin.

Peki kimdi Genç Osman?

Başarısı neydi?

Savaşmak ve savaşta can vermek yani gazi ve şehit olmak elbette çok kıymetli!

Ancak orduda onun gibi nice gazilerimizin ve şehitlerimizin adları bilinmiyordu da neden onun adı hatırlanıyordu?

O ne yapmıştı da Kayıkçı Kul Mustafa ve ordu tarafından tanınıyordu?

Ne yapmıştı da adına destan yazılıyordu?

Ne yapmıştı da Kul Mustafa, Sultan Murad’ın “Gelsin, göreyim. Nice kahramandır ben de bileyim. Vezirlik isterse üç tuğ vereyim” dediğini destanına işliyordu?

Genç Osman ne yapmıştı da -doğru olsun olmasın- Sultan Murad’ın “Keşke Bağdat’ı fethetmeseydim de Genç Osman’ım ölmeseydi” dediği rivâyet ediliyordu?

Aksaraylı Genç Osman’ın başarısından ve askeri sınıfından bahsedeceğim bir sonraki yazımda görüşmek üzere…

Son olarak şunu söyleyeyim;

1630’da şehit düşen Genç Osman’ımızın memleketinin Revan Seferi (1635)’nin ya da Bağdat Seferi (1638)’nin yol güzergâhlarında aranması, gereksizdir.

Selâmetle…

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ