Aksaray Haber - Aksaray Haberleri -
$ DOLAR → Alış: 7,84 / Satış: 7,87
€ EURO → Alış: 9,38 / Satış: 9,42

Bedir Muhtâr Hazretleri Kimdir?

Ahmet KUŞSAN
Ahmet KUŞSAN - vet.med.kussan@gmail.com
  • 24 Ekim 2020 - 12:17

Bedir Muhtâr Camii ve Külliyesi’nin temel atma töreninin yapılması sebebiyle şehrimize böyle bir eser yaptırdıkları için Sayın Belediye Başkanı Evren Dinçer Beyi bir Aksaraylı olarak tebrik ediyor, kendisine teşekkür ediyorum.

Ellerine, emeklerine sağlık!

Ayrıca emeği geçen herkese de teşekkürler…

Sayın okurlar,

Peki, Aksaray’da medfûn olan, medfûn olduğu kabristana, mahalleye ve yeni temelleri atılan cami ile külliyeye ismini veren bu zât kimdir biliyor muyuz?

Onu ne kadar tanıyoruz?

Yahut hiç tanıyor muyuz?

Hakkında bilinenler sadece rivâyetlerden mi ibaret?

Rivâyete göre o, Bedir Muhtâr Kabristanı’nda bulunan, adına Zemzem Suyu dediğimiz damla damla akan bir pınarı, asâsı ile toprağa vurması neticesinde kerâmetle çıkaran bir evliyâ…

Halk olarak hakkında bildiklerimiz bu kadar…

Ayrıca halk arasında Bezir Muhtâr da denilen bu zâtın, kardeşi olduğu iddia edilen Vezir Baba ile olan menkıbeleri (Bezir Baba ve Vezir Baba) de anlatılmakta. Ancak bu menkıbelerin Behlül-i Dânâ ve Halife Harun Reşîd kıssalarına benzer olması sebebiyle anlatılanların bir yakıştırma olduğu da düşünülebilir. Yani bu konu şimdilik muamma… Yazılı bir eserde de yazmadığı için net bir şey söylemek şimdilik zor.

Peki Zemzem Suyu?

Zemzem Suyu için net bir şey söyleyebilir miyiz?

Aksaraylı Seyyid Hasan Rızâyî, Aksaray sâkinlerinden bahsettiği Nüzhetü’l-Ebrâr adlı Arapça yazdığı eserinde, Bedir Muhtâr hazretlerinden bahsetmektedir. Size bu kısmı Rızâyî’nin kendi sözlerinin çevirisi ile nakledeyim:

“Aksaray’da cennetten bir vadi olduğu, vadi etrafında 24.000 veli bulunduğu ve Şeyh Bedir Sultan Efendi’nin kerametiyle ortaya çıkan bir zemzemden bir su damlası olduğu söylenmektedir. Biz atalarımızdan böyle duyduk”

1599 yılında doğan Rızâyî bu söylediklerini atalarından duyduğunu söylemektedir. Bu da demektir ki Aksaray’da Bedir Muhtâr ile kurulan Zemzem Suyu ilişkisi 1599 yılından daha evveline dayanmaktadır. Yani Bedir Muhtâr hazretleri ve Zemzem Suyu, 400 yıldan fazladır Aksaray’da birlikte anlatılmaktadır. Şimdilik daha eski tarihli bir anlatımını göremedik ancak 400 yıldan fazladır böyle bilinmesi bile ne kadar önemli değil mi?

O hâlde Zemzem Suyu ile Bedir Muhtâr hazretleri arasındaki ilişkiyi bugün de rahatlıkla söyleyebiliriz.

İbrahim Hakkı Konyalı ise Aksaray Tarihi adlı eserinde Bedir Muhtâr’a Bedir Şâhî de denildiğini, Evliyâ Çelebi Seyahat-nâme’sinde ise bu zâttan Bedreddîn Sultân Velî olarak bahsedildiğini söylemekte ve Taşpazar’da medfûn Şeyh Gaznevî’nin onu doğudan getirdiğinin rivâyet edildiğini belirtmektedir.

Konyalı da Zemzem Suyu’nu Bedir Muhtâr’ın çıkardığına inanıldığını söylemektedir. Ancak bu rivâyeti artık 400 yıldan öteye öteledik.

Ayrıca Bedriyye Medresesi’nden de bahseden Konyalı bu medresenin bânisi olarak Bedir Muhtârı değil de Danişmendli Melîk’i Nizâmeddîn Yağıbasan’ın oğlu Bedreddîn Yûsuf olduğunu kabul etmek istediğini söylemektedir.

Evliya Çelebi’nin Seyahatnâme’sinde Bedreddîn Sultân Velî olarak geçen Bedir Muhtâr’ı, doğudan Aksaray’a, Taşpazar Mahallesi’nde bir apartmanın altında medfûn bulunan Şeyh Gaznevî mi getirmiştir bilemiyorum.

Ancak Bedriyye Medresesi’nin bânisi kimdir yahut “Bedriyye” ismi medreseye kime nisbetle verilmiştir bu konuda şimdilik net bir şey söylenemeyeceğini belirtmek istiyorum. Zira bu medrese ismini Bedir Muhtâr hazretlerinden de almış olabilir. Çünkü Bedir Muhtâr hazretleri bir allâme-i cihandır, Aksaray’da ders vermiştir.

O, zülcenaheyn’dir, yani iki kanatlıdır. Yani o, âlim bir velîdir.

Buraya kadar Bedir Muhtâr(Bedreddîn Sultân Velî) ile ilgili bu zamana kadar bilinenleri söyledim. Ancak şimdi gözden kaçmış yeni bilgileri nakletmek istiyorum.

Nakledeceğim bu yeni bilgileri dehlizlerdeki tozlu raflardan bulmadım elbette, yani ilk söyleyen ben değilim. Daha doğrusu eserler üzerinde vaktiyle çalışılmış.

Ancak eserlerin içerisinde ki bazı bilgiler Aksaray için önemli olduğu hâlde nasıl olmuşsa gözden kaçmış. Ve nasıl olmuşsa eski Aksaray’dan bahseden bu bilgiler, güncel Aksaray’la ilişkilendirilememiş.

Mesela Bedir Muhtâr…

Niğdeli Kadı Ahmed’in “el-Veledü’ş-şefîk ve’l hâfîdü’l-halîk” adlı eserindeDârü’z-zafer Aksaray mahrûsesindeki dört din müceddidini tek tek zikrederek onların parlak ve ışıltılı husûsiyetlerini ortaya koyalım” diyerek saydığı isimlerden ilki Bedir Muhtâr’dır.

(Allah izin verirse diğer isimleri başka bir yazımda anlatacağım.)

Niğdeli Kadı Ahmed, Bedir Muhtar’ı

“Muhakkiklerin sultanı, yakîn olarak Hızır/yeşillik sahibi, Rey asıllı, temiz vuslâtlı, Sünnî nesilli muhaddis kısımlı, Ebu’l-Fadâil künyeli, ifadesi özlü, Mevlâna, Şeyhu’l-İslâm Bedreddin Ahmed b. Muhammed b. Muzaffer b. Muhtâr”

diye tanıttıktan sonra onunla ilgili

“Başlarda, o mamur yerde ders verdi ve yol gösterdi. Şimdi de orada istirahat etmektedir. Toprağı bol olsun”

demektedir.

Görüldüğü gibi tam adı Bedreddîn Ahmed olan Bedir Muhtâr hazretleri zamanının müceddidlerindendir ve Konyalı’nın söylediği gibi doğudan, Rey’den gelmiştir.

Bedir Muhtâr hazretlerinin tam ismini bulduktan sonra eserleri olup olmadığını araştırdım ve karşımda deminde söylediğim gibi bir allâme-i cihân gördüm. O, Kur’an İlmiyle uğraşan bir âlimdir.

Bedir Muhtâr hazretlerinin şu an için bilinen eserleri şunlardır:

Mebahisü’t-Tefsir (Kur’an-ı Kerim Tefsiri)

Hucecü’l-Kur’ân (Kuran İlimlerinden bahseden bir kitap)

Zehiretü’l-Müluk fi İlmi’s-Süluk (Tasavvûftan bahseden bir kitap)

Eserlerin telif yılı H.631/M.1233-34 görünmektedir. Yani Bedir Muhtâr hazretleri 13. yy’da yaşamıştır.

Niğdeli Kadı Ahmed onun künyesinin Ebu’l-Fadâil olduğunu söylemişti ancak eserlerinde ona izafe edilen iki künye daha mevcuttur; Ebu’l-Mehamid ve Ebu’l-Abbas.

Mübareğin tasavvûf eserinden, onun lakabının el-İmâmu’l-Allâme olduğunu da öğreniyoruz. Niğdeli Kadı Ahmed de benzer ifadelerle zaten onu methetmişti.

Ve eserlerinde geçen adı; Bedreddîn Ahmed b. Muhammed b. el-Muzaffer b. el-Muhtâr er-Râzî el-Hanefî’dir. Ancak bir eserinde onun adı;

Bedreddîn Ahmed b. Muhammed el-Muzaffer el-Muhtâr er-Râzî el-Hanefî,

olarak geçmektedir. Kanaatimce doğru olan da bu olmalıdır. Yani el-Muzaffer ve el-Muhtâr dedelerinin adı değil, kendisine verilen bir nisbe olmalıdır. Zaten el-Muhtâr kendi adıyla özdeşleşmiştir. Bu durumda Mübareğin tam adı lakapları, künyeleri, nisbeleri ile birlikte şöyle olmalıdır:

el-İmâmu’l-Allâme, Şeyhu’l-İslâm, Ebu’l-Fadâil, Ebu’l-Mehamid, Ebu’l-Abbas Mevlâna Bedreddîn Ahmed b. Muhammed el-Muzaffer el-Muhtâr er-Râzî el-Hanefî

Demin de söylediğim gibi gerek el-Veledü’ş-şefîk’te gerekse Mübareğin eserlerinde yanlış yazım, hatalı okuma yapılmış olabilir. Bu daha sonra kesinleştirilebilir.

Ancak Bedir Muhtâr hazretleri ile ilgili söylenebilecek en önemli konulardan birisi, kendisinin Rey asıllı olması dolayısıyla bir künyesinin de er-Râzî olmasıdır. Yani demek istediğim Bedir Muhtâr hazretleri Rey doğumlu Tefsir, Kelam, Fıkıh, Felsefe âlimi Fahreddîn-i Râzî(öl. M.1210) hazretlerinin torunu olabilir. Ve hatta Fahreddîn-i Râzî hazretlerinin torunu olduğu ittifakla kabul edilen Cemâleddîn-i Aksarâyî(öl. M.1377) hazretlerinin amcası yahut babasının amcası olabilir.

Eğer el-Muzaffer ve el-Muhtâr dedelerinin adı değil de kendi nisbesiyse –ki Muhtâr kendisiyle özdeşleşmiştir-, bu durumda o Cemâleddîn-i Aksarâyî hazretlerinin amcası yahut babasının amcası olabilir.

Öte yandan ismi dedesinin adıyla da özdeşleşmiş de olabilir. Yani büyük dedesi el-Muhtâr ise kendisine de bu sebeple Bedir Muhtâr denilmiş olabilir. Yani Fahreddîn-i Râzî hazretlerinin torunu olmaya da bilir.

Şu an için net bir şey söylemek zor. Daha çok araştırılması ve eserlerinin incelenmesi lazım. Konu üzerinde çalışmak isteyen olursa diye her iki ihtimali de söylemek istedim.

Ve şöyle bir bilgi daha vermek istiyorum…

Niğdeli Kadı Ahmed’in din müceddidlerinden olduğunu söylediği Bedir Muhtâr ile Firûzanfer ve Vefâyî’nin Evhadüddîn-i Kirmânî (öl. 635/1237-38) hazretlerinin halifesi olduğunu söyledikleri Bedreddîn Muhtâr aynı kişi olabilir.

Firûzanfer ile Vefâyî’nin bahsettiği ve döneminin meşhur sûfilerinden olan Bedreddîn Muhtâr, Evhâdüddîn hazretlerinin postuna oturan dört kişiden biri olarak bilinmekte ve Menâkıb-ı Evhâdüddîn’in elli üçüncü hikâyesine göre Evhâdüddîn hazretlerinin rüyasında, şeyhi Rükneddîn-i Sücâsî’ye âlemin rüknünden boş olmadığını ve bu dönemin kutbunun kim olduğunu sorunca, Sücâsî’den Bedreddîn Muhtâr’ın dönemin kutbu olduğu cevabını almaktadır.

Eserlerinin telif yıllarına baktığımız zaman Bedir Muhtâr ile Evhâdüddîn-i Kirmânî’nin çağdaş oldukları açıktır, yani Bedir Muhtâr’ın Evhâdüddîn hazretlerinin postnişini olması mümkündür.

Ayrıca el-İmâmu’l-Allâme ve Şeyhu’l-İslâm lakapları onun kendi zamanında Kutb olarak göründüğü şekilde de yorumlanabilir.

Evhâdüddîn-i Kirmânî’nin Kayseri’de bulunması, onun Kayseri’de ziyadesiyle müntesip bulmasına sebep olacağı gibi civar beldelerde de müntesiplerinin yaygınlaşmış olabileceğini düşündürmektedir. Zaten Evhâdüddîn hazretlerinin Kayseri’den başka Malatya, Konya ve Ahlat’ta zâviyelerinin olduğu da bilinmektedir. O bu zaviyelerini müridleri için kurdurmaktadır.

Büyük bir ihtimalle Aksaray da Evhâdiyye’nin yaygın olduğu ve Evhâüddîn hazretlerine ait zaviyenin bulunduğu beldelerdendir. Bunu söylemekteki tek delil, Bedir Muhtâr hazretleri değildir elbette…

Mesela Aksaray’da Evhâdüddîn-i Kirmânî’ye ait bir mecmua istinsah edilmiştir. İstinsah Tarihi 1330, müstensih Burhân b. Ömer’dir. Mecmua’da Evhâdüddîn hazretlernin bazı nasihatleri, bir mev‘izası, biri Halife Müstansır-Billâh’a olmak üzere birkaç mektubu ve 1731 rubâîsi yer almaktadır. Yani Aksaray, Evhâdüddîn-i Kirmânî’nin etkisinin görüldüğü bir yerdir. Bu durumda Aksaray’da da bir zaviyesinin olması mümkündür.

İşte Bedir Muhtâr hazretlerini ziyaret ederken onun büyük bir âlim olduğunu da düşünmek lazım.

Temel atma töreni yapılan Bedir Muhtâr Câmii ve Külliyesi hayırlı olsun, hayırlara vesile olsun. Başkan’dan da Allah razı olsun. Mübareğin türbesi bakımsızdı ancak şimdi adına ve vasfına yaraşır bir külliye yapılacak…

İnşallah Mübareğin eserlerini Arapça’dan Türkçe’ye çevirecek hocalarımız çıkar da bizler de Mübareğin eserlerini okuruz.

Muhabbetlerimle…

Yararlandığım Kaynaklar:

  • Evliya Çelebi, Seyahatnâme, Seyit Ali Kahraman ve Yücel Dağlı
  • Seyyid Hasan Rızâyî el-Aksarâyî, Nüzhetü’l-Ebrâr el-Muttali’ li-Esrâri’l-Gaffâr, Hasan Uçar ve Mustafa Şen
  • Niğdeli Kadı Ahmed, el-Veledü’ş-Şefîk ve’l Hâfîdü’l-Halîk
  • İbrahim Hakkı Konyalı, Aksaray Tarihi
  • Moharram Mostafavi, Evhadeddin-i Kirmani
  • Nihat Azamat, “Kirmânî”, TDV İslam Ansiklopedisi
  • Bedir Muhtâr, Mebahisü’t-Tefsir
  • Bedir Muhtâr, Hucecü’l-Kur’ân
  • Bedir Muhtâr, Zehiretü’l-Müluk fi İlmi’s-Süluk
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ