Dolar 18,6344
Euro 19,6306
Altın 1.077,07
BİST 4.962,97
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Aksaray 12°C
Açık
Aksaray
12°C
Açık
Paz 10°C
Pts 10°C
Sal 12°C
Çar 13°C

Dişleri Sıka Sıka…

28 Temmuz 2022 12:56

Uygur Türklerinin yaşadıkları az şey midir Allah aşkına?

Yıllardır devam ediyor bu zulüm. Kim ne yaptı çözmek için?

Birkaç gün önce bir haberde “Türkiye’de yaşayan Uygurlar, Doğu Türkistan’da Çin’in zulmü altında inim inim inleyen yakınları için dün Erdoğan’ın da cuma namazını kılacağı Eyüpsultan Camii meydanında toplandı ve polislerin tepkisiyle karşılaştı. Erdoğan’a seslerini duyurmak isteyen Uygurlara polis engel oldu. Çıkan arbedede Çin’in toplama kamplarında işkence çekmekte olan evlatlarının fotoğraflarını taşıyan Mahmut Tohti Amin’in kaşı açıldı, parmağı kırıldı.” böyle yazıyordu.

Ecnebi memleketlerde bile Türklere zulmeden çinliler eleştirilirken, yaşadıkları acıların son bulması için adım atılırken nasıl olur da Türkiye’de hem de 81 yaşındaki masum birisinin parmağı kırılır, kaşı yarılır nasıl? Bu polis memurunun kasıtlı yaptığına inanmak istemiyorum. Fakat bu kadar şiddetli bir şekilde yapılan müdahalenin de böyle durumlara sebep olabileceğini hesap etmeleri gerekirdi. Sadece bir dedemizin parmağı mı kırıldı? Türk olan herkesin kalbi kırıldı. Hatta çin karşısında bu sessizlik onurumuzu incitti.

Türklere karşı olan bu ilgisizliği gördükçe dişlerimi sıkıyorum. Öyle birkaç dakika filan değil; gece uyurken de çaresizlikten ve sinirden kaynaklı diş sıkmalar devam ediyor.

*

Her meslek camiasında iyiler ve kötüler var. Bunu herkes kabul eder ama problemli olan meslektaşa tepki gösterilir. Sıkıntılı olan mahkemeye verilir. Son senelerde ne hikmetse diyanet camiasından pek çok kötü insan gördük. Çocuklara cinsel tacizde bulunan bu kişilerin yaptıkları çoğu zaman yanlarına kar kaldı. Elbette bu yalnızca dünya için geçerli. Ben mahkeme-i kübra olduğuna inandığım için dünyada yaptıklarının cezasını çekmeyen bu tiplerin ahirette iltimaslı olamayacağını biliyorum. Gönül ister ki kendilerine emanet edilen çocuklara, yetkilere, imkanlara tecavüz edenlerin hadlerinin bildirildiğini gözlerimizle görelim. Cezalarını gecikmeden çeksinler. Fakat bu hususta bir tuhaflık oluyor. Suçluların adeta kayırıldığını gördükçe de dişlerimizi sıkıyoruz.

Dişleri sıka sıka yakında hamur edeceğiz. Çaresizlikten sıkılan dişler yakında terk edecek bizi.

*

Son yazımın üzerinden üç ay geçti farkındayım. Lafı eğip bükmeden söyleyeyim ki yazılarımın arasındaki sürenin sebebi meşguliyetimin çokluğu değil; konuların bolluğu ve adaletin yokluğudur. Evet, durum tam da böyledir. Bir yazımı tamamladıktan sonra bir hafta sonra ne yazacağıma dair karar veriyorum ama yazmaya başlayınca otosansür uyguluyorum. İşte bu filtreler benim canımı sıkıyor. Yazılması gerekenleri yazdığımda fikir ve basın özgürlüğü olmayacağını biliyorum. Öpenin şeyini kesmezler de görenin gözünü oyarlar diye bir atasözümüz var ya işte bu sebepten ben de gözümden olmamak için az yazıyorum. Lütfen bu konuda anlayış gösterin. Herkese mutluluklar diliyorum.

Mazlum YILMAZ

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.