Dolar 47,0390
Euro 53,5927
Altın 6.074,29
BİST 14.092,02
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Aksaray 32°C
Açık
Aksaray
32°C
Açık
Pts 33°C
Sal 31°C
Çar 30°C
Per 31°C

Mahkeme kadıya mülk değildir!

Mahkeme kadıya mülk değildir!
21 Nisan 2026 12:21

“Bir vilayetin namusu, şerefi, haysiyeti, malı ve canı kime emanet?” diye sorsan, cevabı nettir: Devleti temsil edene, yani amire… Ama ya o emanetin sahibi olması gereken kişi, emanete ihanet ederse?

İşte asıl çöküş orada başlar.

Bugün bir olay konuşuluyor, yarın başka bir olay… Gülistan Doku, Rabia Naz Vatan, Yeldana Kahraman, Rojin Kabaiş… Ve daha niceleri… Hepsinin ortak noktası ne biliyor musun? Sessizlik. Geciken adalet. Kaybolan izler, kararan vicdanlar…

Bir vilayette adalet gecikiyorsa, sadece bir dosya beklemez; o vilayetin namusu askıda kalır.

“Oysa bir vilayetin namusu, şerefi, haysiyeti, mal ve can güvenliği Vali’ye emanettir. Vali suçun içindeyse vay o vilayetin, vay o memleketin haline…”

Bu söz artık bir tespit değil, bir korku cümlesine dönüştü.

Hukuktan ve adaletten o kadar uzaklaştık ki, görevini yapan savcıyı alkışlar hale geldik. Normal olanı olağanüstü gibi görüyoruz. Adalet işleyince şaşırıyoruz.

“Aşırılıklar toplumuna hoş geldiniz.”

Bir ülkede adalet sürpriz olmuşsa, orada sistem değil, güven çökmüştür.

Bugün bir annenin gözü yolda… Bugün bir baba suskun… Bugün bir kız çocuğu kayıp… Ve biz hâlâ “bekleyelim, görelim” diyoruz.

Ne bekliyoruz?

Adalet geciktikçe, suç cesaret bulur. Sessizlik büyüdükçe, zulüm kök salar.

Tam da burada, asırlar öncesinden gelen o sarsıcı hatırlatma: “Kenar-ı Diclede bir kurt kapsa koyunu, Gelir de adl-i ilâhî Ömer’den sorar onu!

Yani bu iş sadece bir dosya meselesi değil… Bu, bir emanet meselesidir. Bu, bir hesap meselesidir.

Her kamu görevlisinin aklından çıkarmaması gereken bir gerçek var: “Mahkeme kadıya mülk değildir!”

Devlet makamı, şahsi güç alanı değil; milletin emanetidir. Ve o emanet, bir gün mutlaka hesabını sorar.

Büyük devlet adamı Nizamülmülk boşuna söylememiş: “Amir adalet ederse halk huzur bulur; zulmederse bir gün adalete kendisi muhtaç olur.”

Bugün makamlar güçlü olabilir. Ama yarın o makamların ardında sadece vicdan kalacak.

Gülistan için… Rabia Naz için… Yeldana için… Rojin için… Ve ismini bilmediğimiz tüm kayıp kız çocukları için…

Adalet ya gelecek, ya da bu toplum her gün biraz daha eksilecek.

Çünkü bir memlekette en tehlikeli kayıp, bir insan değil… adaletin kendisidir.

Hüseyin Zenginoğlu

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.