İnsanların en hayırlısı insanlara faydalı olandır
“İnsanların en hayırlısı insanlara faydalı olandır” sözü, İslam ahlakında kişinin değerinin yalnızca kendi ibadetleriyle değil, başkalarına sağladığı katkıyla da ölçüldüğünü anlatır. Buradaki “fayda”, sadece maddi yardım yapmak demek değildir; bilgi öğretmek, birini teselli etmek, adaletli davranmak, insanların işini kolaylaştırmak, zarar vermemek ve topluma katkı sunmak da buna dahildir.
Bu anlayışta insanın iyiliği, içine kapanık biçimde sadece kendisi için “iyi” olmasından ziyade çevresine yansıyan bir iyilik üretmesiyle görünür hale gelir. Mesela:
- Bir öğretmenin bilgisini paylaşması,
- Bir doktorun hastalara şifa için emek vermesi,
- Bir esnafın dürüst ticaret yapması,
- Bir öğrencinin ailesine, arkadaşlarına veya topluma yararlı işler üretmesi
bunların hepsi bu hadisin kapsamına girer.
Hadisin verdiği ana mesaj şu: İnsan, başkalarının hayatını kolaylaştırdığı, acısını azalttığı veya gelişimine katkı sunduğu ölçüde daha hayırlı bir konuma yükselir. Yani dindarlık yalnızca bireysel ritüellerle sınırlı değildir; sosyal sorumluluk, merhamet ve hizmet de dinî olgunluğun önemli parçalarıdır.
Bu söz aynı zamanda bir denge de öğretir: “Faydalı olmak” kendini tüketmek anlamına gelmez. Kişi önce kendi sorumluluklarını düzenler, sonra sahip olduğu imkânlar ölçüsünde çevresine katkı sağlar.
Kısaca: Bu hadis, “Nasıl daha iyi bir insan olurum?” sorusuna çok pratik bir cevap verir — bulunduğun yerde, elindeki imkânlarla birilerinin hayatını biraz daha iyi hale getirmek..
