Aksaray Haber - Aksaray Haberleri -
$ DOLAR → Alış: 3,53 / Satış: 3,55
€ EURO → Alış: 3,76 / Satış: 3,77

Aksaray İl Müftüsü Sayın Cemaleddin Bey’in Dikkatine

Yrd.Doç.Dr.Zekâi ERDAL
Yrd.Doç.Dr.Zekâi ERDAL - zekaierdal@yahoo.com
  • 06.10.2015
  • 1.112 kez okundu
Sayın Hocam, yeni görevinizde Allah yar ve yardımcınız olsun. Attığınız imzalarda, verdiğiniz kararlarda Yemen’e gönderilen Hz. Ali gibi isabetli olursunuz inşallah.

Ramazan Bayramı namazında verdiğiniz hutbe nedeniyle yüreğinize sağlık. ’da bu tarz ne hutbe irad edildi, ne de gönülleri şenlendirdi. Bu nedenle ayrıca takdir ve tebriği ziyadesiyle hak ettiniz.

Sayın Hocam birkaç konu hakkında sizleri bilgilendirmek ve icra makamında olmanız nedeniyle de bazı konular hakkında tespitlerimi sizlere arz etmek isterim.

Hocam, 2013-14 yılının yaz aylarında “Aksaray’daki Türk Devri Mimarisi” isimli doktora tezimi hazırlamak için gerek il merkezinde gerekse belde ve köylerdeki tarihi eser niteliğindeki taşınmaz kültür varlıklarını inceledim. Bu inceleme esnasında şahid olduklarımı sizlere birkaç başlık altında örnekleriyle aktarıyorum:

Camilerdeki en büyük sorun temizlik meselesi. Hocalarımız “temizlik imandandır” hadisini her daim ilgili ortamlarda zikretmelerine karşın Beytullah’ın temizliğinde ise gerek imam/müezzin gerekse yöre halkı imtina etmektedir. Zira halkın görüşü, camideki görevliler devletin memuru olması nedeniyle temizlikten de imam/müezzinler sorumlu ve onların yapması gerektiği şeklindedir. Camideki görevliler ise temizliğin halk tarafından yapılması şeklinde bir beklenti içindedir. Sizin anlayacağınız ne görevliler ne de halk elini taşın altına sokmamaktadır.

Sayın hocam sizden ricam bilgi vermeden aniden köylerdeki camileri ziyaret etmenizdir. Camilerin özellikle pencere ağızlarındaki sinek, arı vb. böcek ölülerini görmeniz. Buradaki onlarca cenazenin neden usulüne uygun biçimde kaldırılmadığını gerek görevlilere gerekse halka sormanızdır. Duvarların üst köşelerindeki boydan boya uzanan ve örümceklerin yaptığı gecekonduları, açık kalan pencereden içeri giren güvercinlerin pencere ağzında ve halı üstünde bıraktığı gübreleri ve tüyleri daha demedim. Tuvaletlerin ise hiç lafını bile etmek istemiyorum!.. Bırakın girmeyi yanında bile geçilecek halleri yok sayın hocam. Memlekette su yokmuş gibi pislik ötesi bir durum söz konusu.

Minareler ise hayvan mezarlığından farklı değil sayın hocam. Sorun görevlilere en son ne zaman minareye çıkmışlar. Minare gövdesindeki küçük pencereler nedeniyle merdivenlerin üzerinde onlarca güvecin ölüsü, kimisi iyice çürümüş, kimisi yeni, o pis koku da işin bonusu!.. İçerdeki örümcek ağları, toz toprak bunlara dâhil değil.

Güzelyurt’taki ki camiyi de ziyaret etmenizi isterim sayın Hocam. Bir tanesi Kayanın oyulması ile elde edilmiş farklı bir örnek. Anadolu’da benzer örneği oldukça azdır. Bu cami çevresindeki başı boş insanların tuvaleti olmuş. Millet hacetini caminin içerisinde gideriyor. İçinde yoğun bir sidik kokusu var. Sayın Hocam hadi Gelveri’nin sakinleri ellerindeki İslam eserlerine uzak. Onlar uzak diye bizlerinde onlar gibi olması mı gerek? Bir diğer ibadethane

ise Belediyenin arşiv deposudur. İçerisinde fazla İslami unsur barındırmayan Gelveri’deki iki ibadethane atıl durumda. Her ikisinin de kurtarılıp saygınlığının acilen verilmesi gerek.

Ziyaret ettiğim köylerdeki en temiz cami hangisi derseniz Mamasın (Gökçe) Köyü’ndeki cami gerçekten çok temizdi. Orada görevli yanılmıyorsam Konyalı olan İmam arkadaşı gerçekten tebrik etmek gerekir. Bir başka örnek ise yeni yapılan Somuncu Baba Külliyesi’ndeki caminin görevli imam tarafından süpürüldüğünü görünce, gidip bizatihi hayretimi belirtip takdir ve tebrik etmiştim imamı.

Sayın Hocam, camilerin mülkiyeti her ne kadar vakıflar idaresinde olsa da kullanımı köylüler, ibadetin yürütülmesi ise zat-ı alinize bağlı imamlar tarafından yürütülmektedir. Atalarımız bu camileri bize ibadet etmemiz için vakfetti. İçine çöplük koyalım diye değil. Sarıkaraman Kasabası’ndaki cami Karamanoğulları devrine ait eski bir örnek. Hemen yanında ise yeni bir cami yer alıyor. Tarihi cami ise köyün deposu, mezbeleliği olmuş durumda. Bu utanılacak bir durum. Cami harap, iç mekânda duvarları parçalanmış sıvaları dökülmüş. İçinde ise, eski yırtık ayakkabılar, onlarca tabut, pancar motorlarına ait sulama boruları, tenekeler, saclar, hurdalık ne kadar malzeme varsa caminin içinde. Bunun hesabını caminin banisine kim verecek bilemem.

Bir diğer örnek Yalman Köyü’ndeki eski cami restore edildi ama boş ve kapalı. Halk diğer camide ibadetini yapıyor. Sayın hocam bu camiyi bu hale getirip küstürmek yerine beş vakit namazın en azından iki vaktini bu tarihi cami kıldırsanız ziyadesi ile Beytullah’ı şenlendirmez misiniz? Ama yeni restore edilmesi nedeniyle kapıları kapalı ve içerisinde yoğun bir nem var. Bu nedenle de süslemeleri ve sıvalar dökülmeye başlamış. Yazık değil mi harcanan onca paraya. Açık kalan camdan içeri giren güvercinler ise ayrı bir garabet örneği.

Eski ve yeni caminin ne şekilde kullanılacağına dair en güzel çözümlemeyi Bağlı Köyü yapmış. Eski caminin hemen yanında yeni cami. Yeni camide ibadet ediliyor. Eski cami ise temizlenmiş, halıları döşenmiş ve Kur’an Kursu olarak hizmet veriyor. Ne güzel bir uygulama sayın Hocam. Cami kullanıldığı içinde yıkılmaya maruz kalmıyor. Bu tarz bir uygulama diğer camiler içinde uygulansa olmaz mı?

Sayın Hocam sizden bir diğer ricam da camilere yapacağınız anlık ve habersiz ziyaretlerinizde camilerin içindeki çöplükleri de görmenizdir. Cami içinde çöplük olur mu demeyin hem de en güzelinde var. Çöp ev olduğuna göre çöp cami de olması gayet mantıklı. Doktora çalışması nedeniyle camilerde dipli bucaklı ölçüm yapmak zorunda kaldım. Bu nedenle de camilerin kuzeyindeki küçük dolap nişleri, ve üst kattaki mahfile çıkışlı sağlayan merdivenin altına oluşturulmuş depoların içine bir bakın. Envai çeşit malzeme var içerde. Son kullanma tarihi geçmiş sarıklar, cübbeler, yırtık Kur’an’lar, hoparlörler, kovalar, ibrikler, terlikler, rahleler vb. ne ararsanız var toz toprak içinde. Bunlar neden buralardadır. Dışarı atılmaz. Oralar neden temizlenmez.

Selam ve dua ile

Vesselam.

ZİYARETÇİ YORUMLARI
  1. Ramazan Özan diyor ki:

    “işleri var dinimiz gibi, dinleri var işimiz gibi” lafı boşa söylenmemiş. Bazen Müslümanca yaşamayı becerebiliyor muyuz? diye sorgulamak gerekir. “Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlarmış” derler ya, ben sizin onuncu köyü arayacağınız dan eminim. Öncelikle dürüst, samimi, yapıcı ve bilimsel dayanaklı eleştirileriniz için tebrik ederim. Bir ara Aksaray caddeleri ve kaldırımları üzerinde dolaşan Lama’ lardan da bahsederseniz memnun olurum. Allah yardımcınız olsun..!

YORUM YAZ