Aksaray Haber - Aksaray Haberleri -
$ DOLAR → Alış: 5,78 / Satış: 5,80
€ EURO → Alış: 6,69 / Satış: 6,72

Aksaray’daki Söyleşi’mden

Ahmet KUŞSAN
Ahmet KUŞSAN - vet.med.kussan@gmail.com
  • 01.05.2018
  • 2.600 kez okundu

Ey Aksaray halkı!

Bilin ki; “Her biriniz iki yüz cihansınız”.

Her ne kadar beden olarak yerden olsanız da, ruh bakımından göktensiniz.

Toprakla bir gibi olsanız da, bağda ırmak suyu gibi akmaktasınız.

Beden topraktandır, toprak olacak.

Siz toprak örtüsünü kaldırmışsınız, hepiniz cansınız.

Mevlânâ Sultan Veled

 

Esselamü aleyküm ve rahmetullahi ve berekatühü yâ sakînan-ı şehr-i sülehâ. Allah’ın rahmeti, bereketi, muhabbeti, mağfireti üzerinize ve üzerimize olsun, ey salihler şehrinin sakinleri. Hoş Geldiniz ben de Hoş Geldim.

Hazreti Peygamber (a.s.v.) “Vatan sevgisi imandandır” diye buyuruyor. Türkiye’miz ile birlikte gönül bağımızın olduğu bütün topraklar vatanımızdır, o ayrı… Ancak Aksaray, benim aslî vatanımdır.

Doğduğum, büyüdüğüm, yollarında yürüdüğüm,

Sıra sıra, cadde cadde, sokak sokak gezdiğim,

Çipkiliğinde yemek yiyip çeşmelerinden sular içtiğim,

Kültür Parkında kalabalıklaşıp Kırk Kızlarında yalnızlaştığım,

Dâr-ı Ervâhında nefes aldığım,

Kanlı Peliti ile dertleştiğim,

Somuncu Babası ile sırlaşıp Hakîkîsi ile halleşip Pîr Alisi ile ağlaşıp

Yunusu ile söyleştiğim,

Eğri Minaresine her baktığımda korktuğum,

Zinciriyyesinde, Ulu Camisinde saatlerce oturduğum,

Havasına, suyuna, sıcağına, soğuğuna alıştığım,

Ulu Irmağının yerine de akıştığım,

Kadîm tarihi ile karıştığım,

Bağdaş kurup şehri bir bilge gibi izleyen Hasan Dağına bakarak kendimden geçtiğim,

İnşallah en kısa zamanda geri gelip ömrümün sonuna kadar yaşamayı arzu ettiğim,

Öldükten sonra da, biiznillah, pâk û temiz toprağına defnedileceğim,

Vatanımdır

Aksaray.

Âlemlerin Efendisinin “Vatan sevgisi imandandır” sözünü kendime rehber edinince, kalbimdeki ve ruhumdaki tüm muhabbetimle, vatanım gibi sevdiğim Siirt’in Tillo ilçesinden, aslî vatanıma, bir günlüğüne de olsa, sizin için geldim.

Çünkü “Şerefü’l-mekân bi’l-mekin” diye buyurulur. Yani hakikatle bakarsak, Çok sevdiğim Aksaray’ımın kendisi nihayetinde bir parça topraktır. Çehresi güzeldir elbette, kendisi güzeldir, o ayrı… Ancak memleketimin izzet ve şerefi, Mükerrem Mekke gibi, Münevver Medine gibi, Şerefli Kudüs gibi varoluştan gelmemektedir. İslam’ın Kubbesi, Âlimlerin Vatanı, Evliyâların ve Şehitlerin Meskeni, Temizlenmiş Arazi, Güzel-Temiz ve Kadim Şehir, Zafer Yurdu ve Salihler Şehri olarak bilinen Aksaray’ımızın izzet ve şerefi, elbette altında medfun olanlardan ve üstünü meskûn kılanlardan gelmektedir.

“Altında medfun olanlar öyledir de üstünü meskûn kılanlar gerçekten öyle midir ki?” diye içinizden geçirdiğinizi düşünüyorum.

Her yerin iyisi vardır kötüsü vardır muhakkak… Ancak ben, bu konuda Aksaraylı bir hemşerimiz olan Rızâyî gibi düşünüyorum. Nasıl mı?

Üveys el-Karânî hazretleri bir gün çarşıda bir köpek leşine rastlar. Görür ki, bütün insanlar bu leşten tiksiniyor ve kokusundan burunlarını kapatıyorlar. Herkes bu haldeyken Üveys hazretleri onlara diyor ki: “Niçin ondan tiksiniyorsunuz? Ben kokusunu almadım ve gördüğüm de onun hoş ve güzel tarafı.” Onun bu sözlerine karşılık: “Güzellik, hoşluk bunun neresinde?” diye cevap veriyorlar. O da: “Görmüyor musunuz? Dişleri inci gibi. Ben onda sadece güzellik görüyorum” diye cevap veriyor.

İşte hemşerimiz Rızâyî hazretleri, Aksaray’ı ve Aksaraylıları anlattığı eserinde, Üveys hazretlerinin bu tutumunu anlattıktan sonra diyor ki: “Bana göre de öyle, bana da insanların sadece iyi tarafları görünüyor. En iyisi insanların güzel hallerine ve sâlih amellerine odaklanmak, her müminin veli, saadetinin de ezeli olduğuna inanmaktır. Böylece kitabıma öncelikle Aksaray’ın sâlih insanlarıyla başladım. Çünkü orası benim vatanım. ‘Vatan sevgisi imandandır.’ Diğer şehirlere takdimi de vaciptir.”

Ne güzel söylemiş değil mi? İşte bana göre de öyle! Bu sebeple bugün, kötü hallerimizi görmeden güzel hallerimizden, Aksaray’ımızın güzelliklerinden bahsedelim. O güzelliklerden biri olan Somuncu Babamızdan da bahsedelim ancak, soracağınız sorular olursa, o sorulara cevap vermek dışında onu, hayatı anlamında fazla anlatmayı düşünmüyorum. Zira çok anlatıldı, filmi de yapıldı. Biz de zaten onu kitabımızda anlatmaya çalıştık. Ama biz bugün onun hayatını değil onun mânâsıyla, mayasıyla konuşmaya çalışalım, dilimizin döndüğünce gücümüzün yettiğince…

Ancak şimdi gelelim evvela bugünün anlamına… Evvela böyle muazzam bir fuarı kurdurdukları için Belediye Başkanımız Sayın Haluk Şahin Yazgı’ya kendi adıma çok teşekkür ederim. İlaveten Başkan Yardımcılarımızdan Güven Başkanımıza ve diğer Başkanlarımıza, Belediye Kültür ve Turizm işleri Müdürümüze ve fuarın kurulmasında emeği geçen herkese çok teşekkür ederim.

Fuar hem hizmet hem de tanıtım anlamında çok güzel bir çalışma olmuş. Hani demin demiştik ya Rızâyî’nin sözünü: “ ‘Vatan sevgisi imandandır.’ Diğer şehirlere takdimi de vaciptir. ” diye. Bu fuar da -şehrimizin diğer şehirlere takdimi anlamında- güzel bir çalışma olmuş.

Kitap fuarında kitaptan, kitap okumaktan bahsedelim diye düşünüyorum. Ama Tasavvuf penceresinden.

İnsan yönünü dini tarafına çevirince her konu ile ilgili bir bilgi buluyor muhakkak. Zira dinimiz eksiksiz ve tam. Mesela kitap konusunda da hemen aklımıza bir şeyler geliyor. Mesela İlk Vahiy! Hira Mağrasında… İlk ses! Cebrail’in ilk görünüşü…

Bismillahirrahmanirrahim

İkra’ bismirabbikellezi halaka.

Halekal insanemin alak.

İkra’

Ve rabbukel ekrem.

Ellezi alleme bil kalem.

Allamel insane ma lem ya’lem.

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla…

Oku, Yaratan Rabbi’nin adıyla!

O, insanı bir kan pıhtısından yarattı.

Oku!

İnsana bilmediklerini belleten, kalemle yazmayı öğreten Rabbin

En büyük kerem sahibidir.

Yani

Okumaya “Bismillahirrahmanirrahim” ile başla. O’nun rızası için oku okuduğunu.

O’nun ismi sana güç verir ve sen o güçle okuyabilirsin.

O’nun ismi ile kaynaşman O’nun mutlak varlığı ile kaynaşmana yardımcı olur.

Dil ile zikir kalp ile zikre yol açar.

O Yaratan’dır ki seni bir kan pıhtısından yarattı.

Seni bir kan pıhtısından yaratarak bu hâle getiren Rabbin,

Senin okuman için sana güç verir.

İşte sana güç verecek O’nun ismi ile Oku.

O sana güç verecek çünkü O,

İnsanı en aşağı halde olan bir kan pıhtısından en şerefli konuma,

Allah’ın bildirdiğini bilen ve kalemle yazabilen bir âlim konumuna getirendir.

O başkalarına verdiği gibi sana da böyle bir nimeti verir.

Çünkü O en büyük kerem sahibidir, cömertlerden de cömerttir.

İşte şimdi sen O’nun ismi ile O’nun rızası için oku!

 

Peki ne okuyacaksınız? Hani en başlarda demiştim ya, “Bugün Somuncu Baba’nın hayatını değil onun mânâsıyla, mayasıyla konuşmaya çalışalım” diye. İşte O’nun gibi ayet-i şerif’e 7 mânâ veremesek de haddimiz olmayarak 3 mânâ vermeye çalışalım.

Oku. Evvela kitap oku. Kur’an-ı Kerim’i oku. O’nu razı edecek her türlü kitabı oku. Sonra,Evreni oku çünkü evreni okumakla Rabbinin gücünü kuvvetini anlarsın. Sonra da kendini oku. Çünkü insan küçük evrendir. “Nefsini bilen de Rabbini bilir” diye boşuna denmemiştir. Zaten Yunus Emre de Hacı Bayramı Velî hazretleri de bunu anlatmaya çalışmamışlar mıdır?

İlim ilim bilmektir
İlim kendin bilmektir
Sen kendini bilmezsin
Ya nice okumaktır

Okumaktan murat ne
Kişi Hak’kı bilmektir
Çün okudun bilmezsin
Ha bir kuru emektir

Dört kitabın ma’nisi
Bellidir bir elifte
Sen elifi bilmezsin
Bu nice okumaktır

Yiğirmi dokuz hece
Okursun uçtan uca
Sen elif dersin hoca
Ma’nisi ne demektir

Yunus Emre der hoca
Gerekse bin var hacca
Hepisinden iyice
Bir gönüle girmektir

………………………………………….

Bilmek istersen seni
Can içre ara canı
Geç canından bul anı
Sen seni bil sen seni

Görünen sıfatındır
Anı gören zatındır
Gayrı ne hacetindir
Sen seni bil sen seni

Kim bildi ef’alini
Ol bildi sıfatını

Anda buldu zatını
Sen seni bil sen seni

Kim ki hayrete daldı
Nura müstağrak oldu
Tevhidi zatı buldu
Sen seni bil sen seni

Bayram özünü bildi
Bileni onda buldu
Bulan ol kendi oldu
Sen seni bil sen seni

Okuyalım. Okuyalım, güzelleşelim. Hakikaten okudukça güzelleşeceğiz. Özellikle biz Aksaraylılar, okudukça daha güzelleşeceğiz. Zira Aksaray’ın toprağında suyunda bu var. Boşa denmedi buraya Muvatanu’l-Ulemâ yani Âlimlerin Vatanı diye. İşte bu sebeple “Âlimlik” Aksaraylıların mayasında var. Aksaraylıların mayasında “Âriflik” de var. Zira nice gönül sultanları da çıkmıştır Aksaraylılardan. Aksaraylıların mayasında Âlimlik ve Âriflik’in olduğunu ben söylemiyorum. Kim söylüyor biliyor musunuz? Dünyamızı aydınlatan, gönüllerimizi ferahlatan Mevlânâ hazretlerinin oğlu Sultan Bahaeddin Veled hazretleri. Hem de nice övgülerle… Ama Aksaraylıların kabuklarını kırması gerektiğinden de bahsediyor, o zaman bile. Bakın ne diyor:

Ey Aksaray halkı bilin ki, her biriniz iki yüz cihansınız.

Her ne kadar beden olarak yerden olsanız da, ruh bakımından göktensiniz.

Toprakla bir gibi olsanız da, bağda ırmak suyu gibi akmaktasınız.

Beden topraktandır, toprak olacak. Siz toprak örtüsünü kaldırmışsınız, hepiniz cansınız.

Şüphesizlik güneşi yüzünü gösterince, artık şüpheye düşmeyin.

Gonca gibi topraktan baş çıkarın, ne zamana kadar zeminde gizleneceksiniz.

Aşkta ok gibi dosdoğru oldunuz, artık sultanın elindeki yay gibisiniz.

Aşk baharının güneşi doğdu, artık perde arkasında gizlenmeyin!

Artık size daha nasıl açıklayayım; siz doğruluk madenisiniz, o madenin cevherisiniz.

Mademki Veled’in yüzünü gözünüzle gördünüz, bundan böyle aylar, yıllar boyunca emniyetle kalın.

Allah bizleri razı olduğu kullarından eylesin. O bize kendini razı edeceğimiz amel-i Salihler nasip etsin. O bizi hayırlarda kullansın…

ZİYARETÇİ YORUMLARI
  1. Hisari dedi ki:

    Bir yerel gazete için oldukça ileri bir kalem ve mahsülü..

    Maaşallah barekallah. Rabbim sayılarını arttirsin.

YORUM YAZ