Aksaray Haber - Aksaray Haberleri -
$ DOLAR → Alış: 3,70 / Satış: 3,71
€ EURO → Alış: 4,34 / Satış: 4,36

Devrilen Çamlar Artık Orman Oldu-Sehven (!!!)

Yrd.Doç.Dr.Zekâi ERDAL
Yrd.Doç.Dr.Zekâi ERDAL - zekaierdal@yahoo.com
  • 12.09.2017
  • 1.887 kez okundu

Sadece ama sadece bir önceki yazımı okuyanlar “Ne var ki bunda. Adam “sehven” bir hata yapmış. Bunu bu şekilde veya üslupta yazmanın ne gereği vardır” şeklinde eleştirebilirler. Ki Sayın Kaya da 03 Temmuz 2017 tarihli yazısında benzer şekilde ve çok masumane bir tutum içinde “… bir yazı hatasını sehven de olsa yazsa da eleştirsek derdindeler” biçiminde bir beyanda bulunmuş. İlk bakışta çok masumane gelse de işin aslı öyle değil!

Türk Dil Kurumu’nun güncel sözlüğüne göre “sehven” kelimesi Arapça kökenli olup Türkçe karşılığı “Yanlışlıkla” demektir. Yanlışlıkla yapılan hatalar için sehven kelimesi kullanılması herkesçe malum bir durumdur aslında ve normal karşılanır.

Erdoğan Bey’in sadece son yazısı göz önüne alsak yapılan hata anlaşılır. Ancak kendisi, kendisini allame-i Aksaray(!) olarak görmesi ve ortaya bir kitap çıkarması nedeniyle hiç de yanlışlık olarak kabul edilecek bir hata olmadığı oraya çıkıyor. Nasıl mı dersiniz? Buyurun beraber inceleyelim:

TARİHTEN GÜNÜMÜZE AKSARAY isimli eserine istinaden

  • İbrahim Hakkı Konyalı’nın 1970’lerdeki bilgilerini eserinden aynen iktibas etmek de mi sehven?(intihalin, yani ilmî hırsızlığın rekorlarındandır)
  • Eserinizde ismini zikretmediğiniz ve 1895 Yılında Aksaray’ı ziyaret eden F. Sarre’nin Aksaray fotoğraflarını da mı sehven aldınız?
  • Yine eserinizde ismini anmadığınız G. Bell’e ait fotoğrafları da mı sehven kitabınıza aldınız?
  • Aksaray Kültür Envanteri’ndeki bilgileri eserinize sehven mi aktardınız?
  • Orijinali Mimar İ. Aksoy’da bulunan fotoğrafı da mı sehven eserinize koydunuz?
  • Alaaddin Aköz-Doğan Yörük tarafından kaleme alınan “XVI. Yüzyılda Aksaray Sancağı’nda Taşra Görevlileri” isimli makaledeki bilgileri sayfa sayfa kitabınıza sehven mi aktardınız? (ki bu resmen çalmaktır)
  • Aksaray Sancağı’ndan Kıbrıs Adasına Sürgün Edilen Aileler isimli makaledeki 3 sayfalık bilgiyi de mi kitabınıza sehven yazdınız. (bu düpedüz intihaldir)
  • 1843 tarihli Cizye Defteri’ne Göre Aksaray Kazası’ndaki Gayrimüslimler isimli makaledeki bilgileri de mi sehven kitaba koydunuz? (intihalin babasıdır)
  • Aksaray Sancağı’ndaki Konar-Göçer Teşekküller (1500-1584) isimli makalede ki bilgileri de mi sehven aktardınız eserinize?(intihalinbeybabasıdır)
  • Evliyalar Ansiklopedisindeki bilgileri de mi sehven aldınız?
  • SevanNişanyan tarafından hazırlanan Index Anatolicus isimli internet sitesindeki bilgileri de mi eserinize sehven aldınız?
  • Sinasa Köyü, YassıpınarMevkisinde ayakta duran türbeyi de mi sehven yıkıntı halinde dediniz?
  • Eserinizde Eyübili’nin merkezini sehven mi Kalebalta Köyü yaptınız? Yoksa Ortaköy’ü mü sehven Eyübili’nin merkezi yaptınız?
  • Ilısu Köyü’nde olup, köyün mezarlığındaki Abdülhadi Türbesi’ni de mi sehven bugün yok olmuştur dediniz?
  • Gaziemir Köyü yaşlılarının bizzat gördüğü ve şu anda kalıntılarından bir eser kalmadı dediğiniz türbelerden bir tanesi hala köyün içindedir. Bunu da mı sehven yazdınız?
  • Büyükbölcek Köprüsü dibindeki Debbağlar Camisi’ni anlatırken ilk yerinin siloların olduğu Sinne Çayırı Mezarlığı şeklindeki konumlandırmanızda mı sehven?
  • 1210’lu yıllarda yaşayan Melik Mahmud Gazi’ye,1486 yılında vefat eden Yusuf Hakiki Baba’nın Türbesini yaptırtmak da mı sehven sayın Kaya?
  • Hala tasnifi süren ve 250 milyondan fazla belgenin olduğu Osmanlı Arşivlerinde Kabile ve soylarla ilgili geniş bilgilerin bulunmadığı şeklindeki beyanlarınız da mı sehven oldu.
  • Herkesçe malumdur ki Ulu Sultan II. Kılıç Arslan, bizzat kendisi tarafından inşa ettirilen Aksaray Şehrinin surları önünde vefat etmiştir. Ancak siz onu Konya’da vefat ettirmişsiniz. Bu da sehven oldu galiba.
  • Kazısı Prof. Dr. Bekir Deniz tarafından yapılan ve Hankah olduğu ispat edilen Melik Mahmud Gazi Hankahı’na darphane demeniz de mi sehven oldu.

……………

Yukarıdaki 20 örnek bile sayın Kaya sizin sehven hata yapamayacağınızın açık delilidir. Siz nasıl mı sehven hata yaparsınız? Onu da yazayım. Milletin binbir türlü zahmet ile hazırladığı yayınları intihal ederken sehven hata yapıyorsunuz. Oda normal zira işi bilmediğinizden ve konuya hâkim olmadığınızdan! Neresinden kesip neresinden yapıştıracağınızı bilemiyor ve ortaya hilkat garibesi örnekler çıkarıyorsunuz. Eserinizin(!) 191. Sayfası bu copy-paste’nin en güzel örneklerindedir.

Sonuç olarak Sayın Erdoğan Kaya’nın sehven hata yapma olasılığı yoktur. Yukarıdaki birkaç örnek bile onun emek sarf etmeden, ter dökmeden hazıra konan, intihal düşkünü sözde bir araştırmacı (gerçekte ise intihalci) olduğunu açıkça göstermektedir. Bu nedenle de Sayın Kaya’nın yaptığı her şey, yazdığı her yazının büyük harflerle ve dahi yüksek perdeden eleştirilmesi haktır. Başkasının emeğini çalarak ben yaptım diyerek ortalığa çıkan ve ahkam kesenlerin bu şekilde muhatap olmaları haktır. Yüzlerine hatalarının vurulması, emek hırsızlığı yaptığının haykırılması ve tüm bunlardan dolayı da hala cahil kalabildiğini örnekleriyle göstermesinden dolayı da eleştirilmesi haktır.

Diyarbakır Çermik’ten Hürmet ve Saygılarımla

Vesselam

 

Haşiye: Sizin o edeb yoksunu, gayr-i ahlaki ifadelerinizin de bir karşılığı olacak. Bekleyin.

ZİYARETÇİ YORUMLARI
  1. murat dedi ki:

    Maşallah hocam bir bir bulup çıkarmışsınız.

  2. murat gün dedi ki:

    sehven tarihçi kabul edilmiş 🙂

  3. mehmet yılmaz dedi ki:

    erdogan denen bu adam sağda solda kitaptan para kazanmadığını diyor. pekala üçüncü hanımı bile alacak parayı nasıl buluyor acaba

YORUM YAZ