Aksaray Haber - Aksaray Haberleri -
$ DOLAR → Alış: 4,79 / Satış: 4,81
€ EURO → Alış: 5,56 / Satış: 5,59

Dünyanın En Zor İşi

Mustafa Fırat GÜL
Mustafa Fırat GÜL - mustafafiratgul@hotmail.com
  • 29.03.2018
  • 1.234 kez okundu

Üniversitede öğrenci iken okuduğum kitaplardan birisinden bir sözü hem hatırla(t)mak hem de bununla ilgili birkaç şey paylaşmak istiyorum. Terence Hanbury White’a ait söz şuydu: “Dünyanın en güç işi bir şeyin nasıl yapılacağını bilirken, başka birinin nasıl yapamadığını ses çıkarmadan seyretmektir”.

Belki başlığa bakarak belki de fizikî anlamdaki işlerin zorluğunu hesaba katarak çok daha zor işler var diyebilirsiniz. Haklı da olursunuz ama güç, sabır gerektiren işler beden ile yapılır ve dinlenince geçer. Ama yanlışlık, tarafgirlik veya haksızlık karşısında susmak zorunda kalmak çok zordur ve bunun ağrısı-acısı-sızısı hiç geçmez. Yazımızın konusu olan bir şeyin nasıl yapılacağını bilirken, başka birinin nasıl yapamadığını ses çıkarmadan seyretmenin herkese göre farklı anlamları vardır elbette. Hiç okula gitmeyen ama çiftçilikte, sanatta, zanaatta ömrünü geçirmiş birisinin bu işi bilmeden “usta edebiyatına” sabredememesi ile hocaların hocası olan bir profesörün daha birkaç şey öğrenip üstadlığa kalkışan cahile sabredememesi aynıdır. Cahillik okuma yazma bilmemek değildir bana göre. Haddini bilmemektir evvela. Kendisine öncelikle lazım olanı bilmemektir. Ona kalırsa hiç mektep yüzü görmemiş bir anamızın yaptığını yapamayan hatta o konuda hiç bilgi sahibi olmayan bir öğretmene/eğitmene cahil mi diyeceğiz? Ya da az önceki maharetli anamız örneğin suyun donma ve kaynama derecesini veya Kösedağ Savaşı’nı bilmediği için cahil mi olacak?

İnsan iyi bildiği bir konuda hiç bilmeyen birisi tarafından ikaz edilmeyi hazmedemez. Bir şeyin nasıl yapılacağını bilirken, başka birinin nasıl yapamadığını ses çıkarmadan seyretmek gerçekten zordur.

Bu konuda o kadar çok örnek var ki, insan şaşırmadan edemiyor. Görmezden gelemiyor. Fakat hepsini de ayrı ayrı yazmaya ne vakit var ne de lüzum. Genel olarak durumu tasvir etmek, hem cahil hem de nobran zihniyeti eleştirmek, tadında isyan etmek kafidir sanırım!

Fakat burada bir mevzu daha var. Çıraklığını yapmadan ustalığa soyunanlara, cin olmadan adam çarpanlara imkân verip işin mutfağından gelenlere, yıllardır çıraklık ve kalfalık yaptıktan sonra halen ustayım bile diyemeyen mütevazı insanlara engel çıkaranlar ne olacak? Ellerinde bir imkân varken ve bu imkânı da -devlet ya da özel bir kurum sağlamış olsun- adaletli şekilde tevzi etmesi gerekirken tersini yapanlara hiç mi hesap sorulmayacak? Sütçü beygirine yarış atı muamelesi yapanlar hem şöhret hem de para kazanmaya devam mı edecek?

Ben şahsım adına bu tip haksızlıklara ne kitaplardaki/filmlerdeki kahramanlar gibi itiraz edebildim ne de sıradan birileri gibi “bana ne?” deyip kör ve sağır oldum. Eleştirdiğim, kızdığım insanlar gibi olmamak, dürüst kalmak en büyük idealimdir. Gün gelir de çok sevdiğim bir arkadaşım, bir dostum bir konuda yetkili olursa etkili olsun isterim. Herkesin olması gerektiği gibi onun da adil olmasını isterim. Madem çok samimi olduğum birisi, gün gelir de aynı şartlarda olan birisine sırf kendi muhitinden değil diye haksızlık yaparsa onun haddini bildirmek isterim. Birisini yok sayarken diğerini tepelere çıkarırsa, elinde olanı eşit dağıtmazsa ve üstüne de âdil, cesur, çalışkan pozlarına bürünüp insanları yanıltırsa “Mahkeme-i Kübra’yı” herkesten önce hatırlatmak isterim. Aynı durumda ben imtihan edilirsem (yani yetki sahibi ben olursam; ki hiç istemem) bu defa da misliyle haddimin bildirilmesini isterim.

Ya değilse iş işten geçer ve kırılan kalbin sahibi, hakkı yenen kişinin ahı arşı titretir.

YAZARIN SON YAZILARI
ZİYARETÇİ YORUMLARI
  1. Bir Vatandaş dedi ki:

    Hocam bu konuda sizi de üzen ve artık yeter -bu kadar da olmaz -dediğiniz canınızı sıkan birileri var ama ! hala kim yada kimler olduğunu açıklamayarak tevazu göstermeye devam ediyorsunuz.

YORUM YAZ