Aksaray Haber - Aksaray Haberleri -
$ DOLAR → Alış: 3,45 / Satış: 3,46
€ EURO → Alış: 3,66 / Satış: 3,68

Erdoğan Kaya’nın Dikkatine -III-

Yrd.Doç.Dr.Zekâi ERDAL
Yrd.Doç.Dr.Zekâi ERDAL - zekaierdal@yahoo.com
  • 27.10.2015
  • 2.968 kez okundu

“Senin ben demekliğin mânâda usûl değil,
Bir kapı kullarına şaşı bakmak yol değil.”
Yunus Emre

Sayın ’ya ve o’nun muhiplerine derim ki: yaşınızı başınızı almış olabilirsiniz; ve ben sizlerin yanında delikanlı ya da genç veyahut çocuğunuz yaşında olabilirim. Ancak aklın yaşta değil başta olduğu düsturuna binaen gayr-i edebi ifadeleriniz ve üslubunuzu kemale ulaşmamış yaşınıza bağlıyorum. Çocuğunuz yaşındaki bir kişiden ahlak öğüdü almanız ancak sizlere yakışır. Ben yazılarımın hiçbirisine özellikle de benden çok uzak olan siyasilere göndermedim göndermem de. (Haklı eleştirileri yetkili olan ya da olacaklara uyarı niyetinde gönderenlere de teşekkür ederim) Sadece Şifahane’nin yıkımıyla alakalı mevcut vekillerden sayın “İnceöz” ve bakan “Alaboyun” ve de MHP İl başkanı hocam sayın “Erel’e” durum hakkında aylar önce bir mesaj çekmiştim. Onlar da şehr-i Aksarayla çok alâkadar(!) oldukları için ne cevap verdiler ne de bir köşede iki satır sözlerini gördüm. Aksaray’ı düşünmeleri buradan da belli değil mi?

Milletin evliliği, bakirliği ya da bekareti, yaşı, başı, son delik, zurna, aslında sizin nasıl bir kafa yapısına sahip olduğunuzu da belli ediyor sayın Kaya. Bir söz vardır bilirsiniz: “dervişin fikri ne ise zikri de odur”. Zurnanın ilk deliği siz olun son deliği ben ne fark edecek. Neticede ikisi de aynı gövde üstünde olup, hammaddesi aynı değil mi? Ayetin de söylediği gibi hepimiz “pis bir sudan yaratılmadık mı?” bu neyin üstünlüğü ya da böbürlenmesi. Ha bu arada yaşımı sorarsanız yolun yarısını geçeli beş sene oldu.

“Beni hor görme kardeşim
Sen altındın ben tunç muyum
Aynı vardan var olmuşuz
Sen gümüşsün ben sac mıyım”
Aşık Veysel

Sayın Kaya şahsıma yönelttiğiniz belden aşağı üslubunuza ara verin de II. yazı ve buradaki iddialarıma cevap verin. Cevap vermediğiniz sürece her hafta çıkacak yazılarımda size hatırlatma yapacağım. Bilginize.

Geçelim Kritiğimize:

13- S. 100. Çavdar Baba Camisi’e ait bilgiler Konyalı’nın Aksaray Tarihi 1. Cilt sayfa 1154 kırpılarak aynen aktarılmış. Hatta Konyalı’nın “Boğdam”ı, sizin tarafınızdan “Boğdan” şeklinde yazılmış. Eğer bu ifadeler size ait ise Boğdan/m ne manaya geldiğini söylemenizi istirham ediyorum. Yok Konyalı’dan aynen aldıysanız neden referansınızı metin içinde ya da dipnotta belirtmediniz. Bunları okuyanlar ifadelerin size ait olduğu gafletine kapılacak maalesef.

cavdar-baba-cami14- S. 100’de şahsımın son delik, sizin de ilk deliği olduğu zurnanın “zart” dediği bir örnek daha. Debbağlar Köprübaşı Camisi’ni anlatırken “…Cami eski kabristan üzerine yapılmıştır. Eski kabristandan maksat siloların olduğu bölge Sinne Çayı denen bir kabristanlık iken bu gün burası da yok olmuştur. Bu caminin bulunduğu yerdeki mezarlarda Sinne Çayı’na taşındıktan sonra yapılmıştır…” diyerek araştırmacı, tarihçi ve Aksaray hakkındaki 38 yıllık bilginizi (!) açıkça göstermişsiniz. Sadece bu örnek bile sizin Aksaray hakkında hiçbir şey bilmediğiniz göstermeye yeter. Debbağlar Köprüsü’nün tam karşısında dediğiniz camiyi bir anda camiden yaklaşık 900 m. güneydoğudaki siloların oraya yerleştiriyorsunuz. İşte sizin Aksaray hakkındaki bilginiz bu kadar! Gerekçeniz de eski bir mezarlığın üstüne kurulmuş olması. Sanki tek eski mezarlık Sinne Çayı. Sonra engin bilginizi(!) konuşturarak camiyi yeniden köprünün karşısındaki mevcut yerine taşıyor ve caminin olduğu yerdeki mezar taşlarını da Sinne Çayı’na nakledip camiyi mevcut yerinde inşa ediyorsunuz. Zurnanın son deliği olarak bu fakir tezini hazırlarken caminin inşa edildiği yerdeki mezarlığı tespit etti. Âcizane onu da sizinle paylaşayım. Ha bu bilgiyi de arşiv vesikalarından temin ettim. Zeki Oral, Garipler Mezarlığı olduğunu söylerken arşiv vesikası Hacı Ömer Efendi Vakfı Mezarlık şeklinde bir kayıt olduğunu gösteriyor. Ne diyelim ki buna? Sizin tabirinizle zurnanın son deliği olmam hasebiyle “zart-zurt” ederek gülüyorum bu bilginize.

15- S. 101’de Rıza Hasan Camii: “… kuzey temelleri Karamanoğulları ya da Selçuklular tarafından yapılan su temelleri üzerine oturtulmuştur..” demişsiniz. Ancak alıntı yaptığınız Konyalı’ya sadık kalsaydınız mantıklı bir cümleniz olurdu. Zira su temeli’ni izah ederseniz sevinirim. Eski caminin 1519 yılında II. Bayezid devrinde Mahmud oğlu Hacı Hasan tarafından yaptırıldığını demeniz için bizatihi kitabeyi görmeniz gerekir ya da alıntı yaptığınız kişiyi zikretmeniz elzemdir. Siz ise Konyalı’yı yok sayıp kendi tespitiniz gibi yazmışsınız.

16- S. 103’de Yusuf Hakiki Baba Türbesi ve Mescidi: “… Yusuf Hakiki’nin mescidi, türbesi ve külliyesi Melik Mahmut Gazi tarafından kesme taşlardan yapılmıştır..” diyerek yine zurnanın son deliğini “zart-zurt” dedirttiniz gülerek. Sayın okuyucularla bir hesap yapalım. Kitabınızın 77. Sayfasında Somuncu Baba Mescidi’nin 1210 yılında Melik Mahmud Gazi tarafından yaptırıldığınızı yazmışsınız. 72. Sayfada ise Yusuf Hakiki Baba’nın 1486 yılında vefat ettiğini yazmışsınız. 1210’lu yıllarda yaşayan bir kişi, 1486 yılında ölen yani kendisinden 276 yıl sonra ölen bir kişi için nasıl bir türbe yaptırır? Sizin hesabınıza göre Melik Mahmud Gazi vefatından 2 asır sonra kabrinden kalkmış ve Yusuf Hakiki Baba için bir türbe yaptırmış. Vallahi bu kadar geniş ve de engin bilginize ve 38 yıllık araştırmacı kişiliğiniz karşısında lal oldum. Alkışlanacak bir bilgi(!) birikimi maşallah!..

17- S. 106’daki Kesik Minare ile s. 101’deki Sırçalı Cami aslında aynı yapılar olmasına karşın siz farklı iki yapı olarak almışsınız. Hatta içeriğinde verdiğiniz bilgiler birbiriyle örtüşüyor. S.106’da Kesik Minare hakkında verdiğiniz bilgiyi Konyalı’nın Aksaray Tarihi C. I. s.1287’den aynen (ç)almışsınız.

yikik-minare

kesik-minare-2

18- S. 107’de Başbakı Kulu Mehmed Medresesi’ni açıklarken “ elimizde bulunan ve üstünde Sultan Abdülmecit’in….” İfadesinde elimizde derken belge sizin elinizde mi? Konyalı’nın elinde mi? Zira Konyalı eserinin 1307. Sayfasında da elimizde ifadesini kullanıyor. Bu el kime ait merak ettim doğrusu.

19- S. 107’de Cedidiye Medresesi’nin 1923 yılında yıkıldığını ifade etmişsiniz. Hadi ben delikanlıyım benim yaşım 1923 yılına yetişmiyor da sayın Kaya sizin tevellüt de 1959. Bırakın sizi, babanız bile rahme düşmemişti belki 1923 yılında. Siz bu yıkımı görmediyseniz ya aldığınız kaynağı (Konyalı, c. I, sayfa 1320) yazın, ya da görmüş gibi ifadelerde bulunmayın.

ciddiye-medresesi

tarihten-gunumuze

20- S. 109’da Sine Çayı Mezarlığı’nı anlatırken mezarlıktan sökülen şahidelerin eski belediye binasının altındaki Eski Bedesten’e konduğunu yazmışsınız. Sizin gibi 38 yıllık bir araştırmacının bu mezar taşlarının artık mevcut olmayan bedesten’de değil de Aksaray Müzesi’nde koruma altında olduğunu nasıl bilmez? Yakıştıramadım bu eksikliği sizin 38 yılınıza!..

21- S. 110’da Aksaray Tarihi Evlerini sayarken günümüzde mevcut olmayan Hamzakadılar Evi’ni ayaktaymış gibi saymanızı da sizin engin araştırmacı kimliğinize yakıştıramadım. Zira 1970’li yıllarda Aksaray’ı inceleyen Konyalı zamanında Hamzakadıların evi sağlamdı bu nedenle de Konyalı Aksaray Tarihi 2. Cilt 1782. Sayfasında belirtmesi gayet normal iken, yıkılmış bir evi mevcutmuş gibi yazmak da ancak size yakışır.

22- S. 113-114’de Aksaray’da Tarihi Köprüleri sıralamışsınız. Bu köprüler arasında da Yeni Köprüyü eklemişsiniz. Sayenizde bu zurna bir daha “zart-zurt” etmek zorunda kaldı. Tarihi olmayan bir köprü sayenizde eski oldu. Sonrasında Yeni Köprü hakkındaki bilgileri de Konyalı’dan almışsınız ancak bilgileri iğfal ederek aşırmışsınız. Konyalı (c. II, sayfa 1613) “Yeni Köprü=Beton Köprü dedikten sonra 1973 yılında Aksaray Belediyesi tarafından yaptırılmıştır” derken, siz “… cumhuriyet öncesi yapıldığı tahmin edilen köprü…….. bu köprü 1973 yılında Aksaray Belediyesi tarafından tekrar onarılmıştır” diyerek 38 yıllık bilgi birikiminizi(!) ortaya koymuşsunuz sağ olun.

yeni-kopru

yeni-kopru-2

23- S. 146-147’de Sultan Hanı hakkındaki bilgiler size ait olamaz. Zira kullanılan terimler ve metodoloji sanat tarihiyle alakalı olup bir sanat tarihçisinin kaleminden çıkmıştır. Size ait olmadığı yine yanlış yerden kesip ekleyerek oluşturduğunuz anlamsız cümlelerden de anlaşılmaktadır. “…Han içinde bulunan yapı Kervansaray’ın ilk kitabesi mukarnaslı dış portalin içini çeviren altıgen madalyonlar içinde sağda ve solda yer almaktadır.” ifadenizdeki “Han içinde bulunan yapı kervansaray’ın…” cümlesinde ne demek istediğinizi izah eder misiniz? Ayrıca revak şeklindeki yerler arabalar için midir? Hana gelen kervanlar için midir? Handaki cumbaları da açıklarsanız sevinirim ayrıca.

24- S. Sultan Hanı’nın kışlık kısmını açıklarken “…tam orta yerin yukarısı pandantiflerle sekiz kenarlı kasnağa oturan bir kubbe ile örtülmüştür…” derken son cümlenizde ise “trompların üzerine oturan kubbenin külahı yıkılmıştır” demişsiniz. Öncelikle yukarıdaki cümlede var olan kubbe alttaki cümlede yıkılmış, yukarıda ki cümlede pandantif olan bingi, aşağıdaki cümlede tromp olmuş! Sayın Kaya pandantif ile tromp aynı amaç için yapılan mimari unsurlar olup aynı anda aynı yerde ikisinin görülmesi imkânsızdır. Bilgileri nerden nasıl kesip (ç)aldınız bilmem ama elinize yüzünüze bulaştırmışsınız. Ayrıca Sultan Hanı’nın kışlık kısmından bahsederken birden Karatay Han’ın portaline geçmeniz yaptığınız copy-paste’nin yanlış olduğunun bir başka kanıtı desem yeridir. Yine zurna zart-zurt etti.

25- S. 147’de Ağzıkarahan’ı anlatırken, “…hanın hamamı, imareti, yazlık ve kışlık yerleri, çeşmeleri, gözetleme kulesi…” şeklinde bir tespitte bulunmuşsunuz. Hanı gezdim, inceledim. Hadi ben toyum, delikanlıyım, sizin yanınızda son deliğiyim zurnanın; ancak bu hanı inceleyen merhum Prof. Dr. Yılmaz Önge, hanın bir tane çeşmesi olduğunu belirtir ve resmini, planını paylaşır. Yazlık kısmın portalinin sağındadır çeşme. Ya diğer çeşmeler nerede, imaret nerede? Yazdığınıza göre yerlerini de söylemek zorundasınız bizlere.

ZİYARETÇİ YORUMLARI
  1. Hasan dedi ki:

    “Bir memlekette, namuslular, namussuzlar kadar cesur olmadıkça, o memlekette kurtuluş yoktur” diyen İnönü’nün sözü bugün de geçerlidir hocam. Çünkü ilmi, bilgisi olmadan caka satanlar karşısında hakiki bilimadamları susmamalı. Gerçeği gözüne gözüne sokmalı. Tebrik ediyoruz. Devamını ve başarılarınızı dileriz.

  2. kemal yılmaz dedi ki:

    sayın hocam yazılarınızı şaşkınlıkla takip ediyorum bana göre ilimizin tarihini önüne gelen herkes kitap haline getirmemelidir. gençlerimiz çocuklarımız yanlış bilgilendirilerek ağır bir vebal alınıyor.

  3. köylü dedi ki:

    Arkasından binbir türlü eleştiri yapanlar karşılaşınca “aman gazetede benimle ilgili kötü yazmasın, aman tv’de kötü konuşmasın, buna bulaşmayalım da ne hali varsa görsün” deyip üç maymunu oynarsa bunun gibiler sizin ciddi eleştirilerinizi anlamazlar. Başkanı, vekili bile liyakate bakmak yerine pohpohlayana, dalkavuğa bakarsa bu yazılarınız inşallah boşa gitmez. Ama şu bir gerçek ki, herkes kendisine yakışanı yapıyor.

  4. H. Ali YAZICI dedi ki:

    Hocamın yazılarını takip ediyorum. Aynı şekilde Erdoğan Kaya’nın yazılarını da uzun süredir takip ediyorum. Erdoğan Kaya bu kitaptaki yanlışlara ne cevap verecek merakla bekliyorum. Uzun süredir ‘’tık’’ yok. Dün bir şeyler yazmış ama o da iddialarınıza cevap niteliğinde değil. Olayı geçiştirmeye çalışmış.

    Zekai Hocamız gibi kaliteli yazarlara ihtiyacımız var. İnşallah bu tür kişilerin yanlışlarını gören diğer bilgili hocalarımızda sadece gülüp geçmek yerine Zekai Hocam gibi davranır ve insanları aydınlatmak için emek ve çaba sarf eder.

    Teşekkürler hocam.

YORUM YAZ