Aksaray Haber - Aksaray Haberleri -
$ DOLAR → Alış: 3,50 / Satış: 3,52
€ EURO → Alış: 3,73 / Satış: 3,75

Erdoğan Kaya’nın Dikkatine -IV-

Yrd.Doç.Dr.Zekâi ERDAL
Yrd.Doç.Dr.Zekâi ERDAL - zekaierdal@yahoo.com
  • 10.11.2015
  • 3.530 kez okundu

“Senin ben demekliğinmânâdausûl değil,
Bir kapı kullarına şaşı bakmak yol değil.”
Yunus Emre

      Sayın Erdoğan Bey, gerek köşenizde gerekse yaptığınız yorumlarda kaç tane köy gezdiğimi sormuştunuz. Bilmem ne kadar köy gezdiğimi; zira çetelesini tutmadım sizin gibi. Ancak sizden de kalır yanım yoktur köy gezme noktasında! Ben köyleri gezerken sizin hesap, köy kahvesinde oturup sadece çay içmekle yetinmedim. O köyde var olan eserleri de bizzat yerinde inceledim. Şubat soğuğunda Sivrihisar Kalesi’ne çıkışıma mevcut belediye başkan yardımcılarından birisi bizatihi şahittir.

Size göre Aksaray’la alakalı birşeyler yapmıyor gibi gözükebilirim, ancak birkaç satır yazayım size. Sizinki kadar yerinde ağır bir eser (!) şimdilik ortaya koymasam da memleketim olan Şehr-i Aksaray’la alakalı birkaç makalem yayınlandı ve yayınlanacak da. Şükür, hayırlısı ile seçimler bitti artık nasip olur ise Aksaray Evleri ile ilgili bir adet; Aksaray merkez, köy ve ilçelerdeki Türk-İslam devri eserleri içeren üç adet toplamda dört tane kitabım çıkacak. Orada görebilirsiniz en azından kaç tane köye gittiğimi!..

Sayın Kaya, “Etiketi Elde Etmek Gönüllere Sokmuyor” başlıklı yazınızı okudum.Ne güzel(!) tespitleriniz var gerçekten takdir ettim. Ancak keser elinizde olduğu için hep kedinize yontmuşsunuz. O pilavın kaşığını bizde alalım elimize de birkaç kelam da bize düşsün. İlgili yazınızda “..Adam Prof. veya Doç.olmuş insanların gönlüne hizmeti ile gerememişse ne önemi var ki? Etiket sahibi olmak her şeyi ben daha iyi biliyorum demek değildir ki?Musa A.S. asası, Davut peygamberin ne etiketi vardı nede bir yerde madalyası.

Mimar Sinan hangi okulda okuyup bir etiket sahibi oldu da bu milletin gönlüne girdi? Milletin gönlüne girmek etiketle değil, eserlerle ve insanların gönlüne muhabbet kurmakla olur. Yoksa ben etiket sahibiyim diye onu bunu eleştirip küçük görmek elde edilmez…” şeklinde bir ifade kullanmışsınız. Taşı attığınız yerler belli. Birde bu yazınıza şu yönden baksak nasıl olur sayın Kaya. Siz “…Ben olmazsam gerisi tufan düşüncelerini ellerinden düşürmemişlerdir.” Derken aynı hatayı da siz yapmadınız mı? Tarihi Kaynaklar Korunmalı isimli yazınızda “Aksaray kütüphanesinde neden sizden önceki yıllara ait bir kaynak ve eser yok diye sitem ederek bunu bir dile getirin” dedi.”  ve “ Milli Eğitim Müdürlüğü ile görüşseniz de “Tarihten Günümüze Aksaray” isimli kitabınızı okullarda Sosyal Bilgiler dersinde okunsa gençler Aksaray’ı öğrensin” dedi” diyerek hodbinlik, hodfuruşluk ve hodendişlik yapmadınız mı? İki yazınızla resmen kendinizi tarif etmişsiniz.

Sonrasında bana yazdığınız yazıda 38 yıllık tecrübenizden, gezdiğiniz köyleri övünerek anlatmanızdan ve benim toyluğumdan varlık veya yokluğumdan bahsederken “…Etiket sahibi olmak her şeyi ben daha iyi biliyorum demek değildir ki? Musa A.S. asası, Davut peygamberin ne etiketi vardı ne de bir yerde madalyası.”Yazınızla ters düşmüyor musunuz?

“..Yoksa ben etiket sahibiyim diye onu bunu eleştirip küçük görmekle de edilmez” ifadenizle sayın Kaya beni toylukla, delikanlılıkla ortaya eser koymamakla hor ve hakir gören siz değil misiniz ki şimdi çıkıp hiçbir şey yokmuş gibi başı sonu belli olmayan yazılar kaleme alıyorsunuz.

Neyse geçelim Köylere:

  • Kargın Köyü Camisi (s. 169), için cami “üzerine sonradan asılan mermer taşın yüzünde, yapılış tarihi ile ilgili olarak 402. M.1265 yazılmaktadır” şeklinde bir ifadeniz var. Ancak Hicri 1402 tarihi maalesef (!) 1981 tarihine denk gelmektedir. Muhtemelen bir hesap hatası sonucu 1265 tarihi yazılmış olmalıdır. Ancak camiyi gerçekten inceleseydiniz kapısının üstündeki bozuk Arapça kitabeyi ve üzerindeki Kelime-i Tevhid ile 1310/1893 tarihini de görmüş olurdunuz.
  • İncesu Kasabası Camisi için (s. 177) “üzerindeki yazıya baktığımızda yapılış tarihi 1332 yazmaktadır.” demişsiniz. Konyalı’nın kapının üzerinde dediği sizin ise nerede olduğunu belirtmediğiniz ancak ifadenize göre yerinde gördüğünüz kitabe şimdi nerdedir size sormak isterim. Zira 2013 yılında kapı üzerinde herhangi bir kitabe yoktu.
  • Sayın Kaya önceki yazılarımda da dediğim gibi siz gerçekten Konyalı’dan çalıntı yapmışsınız. Size bir delil daha: Konyalı s. 2185’de Kırkıl (Yeşiltepe) Köyü Camisi’ni anlatırken “1330 H., 1212-13” şeklinde bir hesap hatası yapmıştır. Zira 1330 tarihi 1912 yılına denk gelir. Siz ise s. 179’da Konyalı’yı aynen aşırdığınız için merhumun yanlışlarını da çalmış oldunuz. Sayın Kaya bunun neresi araştırmacılıktır? O hata Konyalı’ya halel getirmez ama sizi bilgi hırsızı yapmaz mı? Ayrıca, gerçekten cami’yi inceleseydiniz kitabesinde “Nevşehirli Küçük Osman Usta” ismini de okumuş olurdunuz.
  • Amarat Köyünü anlatırken köyde köprü ve ören yerlerinin olduğunu yazmışsınız. Sizin gibi bir araştırmacının “kasabanın sınırlarından bulunan İpek Yolunun üzerinden geçtiği Hacı Mustafa Köprüsü’nden bahsetmemesi oldukça manidar!..

ze-image001

  • S. 186’da Akçakent Kasabasını anlatırken “Köyün asfalt bölgesinde tarihi Sıraçakıl Hanı varmış”, “.. daha sonra bu han yok olmuş ve çevresi yayla evleri ile donanmıştır” diyerek bir duvar kalıntısı mevcut hanı tamamen ortadan kaldırma gayretinizi takdire şayan. Sizin gibi yılların birikimi olan bir araştırmacının(!) köyün hemen içinde olan bu hana ait duvar kalıntısını görmemesi oldukça ilginç. Köylülere sorsaydınız size gösterirlerdi hanın nerede olduğu, aynen bana gösterdikleri gibi.(Yemek-içmekten fırsat bulamadınız galiba)

ze-image002

  • 190, Sultan Hanı için “Türkiye’deki ve Dünya’daki en büyük kervansaraydır” ifadesini kullanmışsınız. Sizdeki bu cesarete hayran kaldım sayın Kaya. Zira bu cesaret ancak CAHİLlerde olur. Sizde eserinizdeki bilgilerinizle 38 yıllık cehaletinizi ortaya koymuşsunuz, o yıkılmaz cesaretinizle.

Sayın Erdoğan Bey, gerçekten işiniz ne ise onunla meşgul olun, elalemin bağına, bostanına girip de ortalığı bulandırmayın. Sizin yüzünüzden yanlışları düzeltmek imkansız hale geliyor. Sultan Hanı ANADOLU SELÇUKLULARI’na ait en büyük handır. Sizin belirttiğiniz gibi ne dünyadaki ne de Türkiye’deki en büyük han’dır.

İran’ın Şahrud Kenti’nin 105 km. doğusundaki Miandeşt Kervansarayı’nın 15.000 metrekare bizim Sultan Hanı’nın 3 katı büyüklüğünde ve siz dünyadaki diğer örnekleri görmezden gelerek bu şekilde bir iddiada bulunuyorsunuz. Sonucu ise bu yalana inanan bazı kamu kurumları Aksaray’ı ön plana çıkarmak için bu yalan temel üzerine duvar inşa etmeye kalkışıyorlar. Tüm bunların sebebi ise maalesef sizin gibi araştırmacılar(!).

  • S. 191’de Sultan Hanı’nı anlatırken yanlış yerden kesip yapıştırdığınız hemen sizi ele vermekte sayın Kaya. Zira cümlenizi “Mukarnaslı tromplar üzerine oturan kubbe, süslemeleriyle holdeki sade taş MİNAREyi canlandırır. Kubbenin külahı yıkılmıştır. SALTUKLU beyliğine bağlıdır”. Sayın Kaya, Han’daki minarenin yerini bize tarif ederseniz sevinirim. Onlarca sanat tarihçinin ve tarihçinin bulamadığı minareyi siz nerden buldunuz. O kadar akademisyenin gözünden kaçanı nasıl fark ettiniz de bizleri 100 mumluk ampül gibi aydınlattınız!

Sayın Kaya madem bir yerden alıntı yapıyorsunuz hakkını verin. Elinize yüzünüze bulaştırarak rezil olmayın. Sultan Hanı’nı ile Erzurum merkezli Saltuklu Beyliği arasındaki bağlantıyı nasıl kurdunuz. Bu beceri ancak yılların birikimi olan sizin gibi bir araştırmacıya(!) yakışır ne diyelim ki.

  • S. 198’de Karaören Köyü’nü anlatırken “Obruk tepesinde bu köylerimizin kalıntılarına halen rastlamak mümkündür. Burasına çıkmayı arzu ettim, yol şartlarının iyi olmaması nedeni ile yarı yoldan dönmek zorunda kaldım” demişsiniz. Sayın Kaya köy yerleşimi Ane Tepesi olarak adlandırılan zirvenin eteğinde olup hala yerleşimin kalıntıları vardır. Sizin çıkmaya çalıştığınız tepede ise Ana Sultan Zaviyesi’nin kalıntıları mevcuttur. Ben 1998 yılında çıkmıştım. Sizinle paylaşayım fotoğrafları, bir çömez olarak!

ze-image003

  • S. 204’de Pir Şemmas Tekkesi’ni anlatırken “… bu zatın Yunanistan’dan 18 yaşında geldiği ve buraya yerleştiği şeklindedir” rivayeti yanlıştır. Zira Aziz Mamas Kapadokya kökenli birsidir. Roma İmp. Aurelian (270-75) döneminde işkence görmüştür.
  • S. 208’de Karataş Köyü Camisi’ni eski olarak anlatmışsınız ancak, sayın Kaya mevcut cami yenidir. Ayrıca köydeki çeşmelerin üzerindeki Osmanlıca yazıların olmadığı şeklinde yalan bir beyanda bulunmuşsunuz. Köyün imam-hatibin evine gitseydiniz üzerinde Osmanlı Türkçesi ile yazılmış mermer kitabeyi çeşmenin üzerinde görürdünüz. 2013 yılında kitabe ve çeşme ayaktaydı.

ze-image004

  • S. 210’da Susadı Köyü Camisi’ni anlatırken “caminin Selçuklu eseri olduğunu hemen anlarsınız” derken sonlarına doğru “burasını yaptıran ise İkinci Beyazit zamanında Hacı Hamza idi. Burasının kesin tarihi bilinmemekle birlikte H. 906/M1500-1 yapıldığı sanılmaktadır” şeklinde birbirine zıt ifadeler kullanarak kendinizi yalanlıyorsunuz.(Bunu herkes yapamaz. Sizi tebrik ediyorum) Yapı süsleme açısından Anadolu Selçuklu yada Beylikler devri eseri olduğu doğru ancak Hacı Hamza ve 906 tarihini nerden çıkardınız? Kaynağınızı bizimle paylaşırsanız sevinirim.
  • S. 214 de Tokarız (Dikmen) Köyü mezarlığındaki taşlardan ölüm tarihlerini “M.1161, 1259” şeklinde yazmışsınız. Sayın Kaya bu tarihler direkt Anadolu Selçukçu dönemine girer. O mezarlığı ben ilkin 1998 yılında inceledim. Anadolu Selçuklu devrine ait bir şahide yok. O tarihler sakın hicri 1161 ve 1259 tarihleri olmasın. Maşallah yine konuşturdunuz engin(!) bilginizi.

Not: Yazıda kullanılan tüm fotoğraflar fakire aittir.

ZİYARETÇİ YORUMLARI
  1. cengiz diyor ki:

    Allah’ım utanma-arlanma duygusunu elinden almış bu terbiyesizin. Hırsızlığı bir kez daha kanıtlanan bu gaztecinin kafasını kuma sokarak kurtulacağını sanması boştur. Aksaray küçük bir yer. Herkes kimin ne mal olduğunu biliyor. Ama yalakalık öyle bişey ki, biri de çıkıp yüzüne bakılmayacak kadar birisin demiyor. Bi buna mı. Tabi ki değil. Başka dalkavuklar da iltifat görüyor, para kazanıyor. Ama o paralar inşallah ahirette azap olacak. Alana da verene de…

  2. Mustafa diyor ki:

    Hayretler icerisindeyim. Erdogan beyin boyle oldugunu bilmiyordum. Butun yazilari okudum ve oldukca sasirdim. Gercek yüzünü gösterdiğiniz icin teşekkürler ama bu biraz agir oldu. Ak Partili bir uye olarak bu insanın partimizden uzaklastirilmasi icin gerekli girisimlerde bulunacagim. Partimizde boyle sahislarin yeri olamaz.

  3. Önemli degil diyor ki:

    Bırakın kardeşim mezacilarla uğraşmayı. .. Aksaray’da basin demek, MHP nin parayla papağan konusturmasi demektir.bu yorumumu yayınlayacak yüreği varsa yayinlasinlar

  4. Önemli degil diyor ki:

    Mustafa bey sizede teessüf ederim.bir ak partili bu kadar uyur gezer olmamalı. ..bir arkadaşımın sözü var,gazetecinin dostluğu parayı alana kadardır. ..! Türkiye’de. ..

  5. M.Ali diyor ki:

    Mustafa Bey, aynen size bende teessüf ediyorum. Zekai ERDAL Hocamın yazılarından sonra malum kişiyi tanımanız beni çok şaşırttı. Size o kişiyi tanımanız için daha bir ip ucu vereyim. Son 2-3 hatta 4 yıl yazdığı yazıları okuyun tanıma fırsatını size kendisi sunacaktır. Zekai Hocam’a da teşekkürler bilgilendirici yazılarından dolayı.

  6. Cem diyor ki:

    Herkes kitap yazarken alıntılar yapabilir. Bu alıntıları kaynak bölümünde belirttikleri sürece hiç kimseyi hırsızlıkla suçlayamayız. Erdoğan Bey’e bu konuda haksızlık yaptığınızı düşünüyorum

    1. Hakan diyor ki:

      herkes alıntı yapabilir evet ama alıntı yaptığını kaynak bölümünde belirtmeyen bir vatandaştan bahsedilmiş burada!

    2. zekai erdal zekai erdal diyor ki:

      Sayın Cem Bey,
      savunduğunuz Kaya kendi eserinin ilk sayfasında “Bu kitabın tüm hakları saklıdır.yayına hazırlayan yazarın izni olmadan metin ve fotoğrafladan alıntı yapılamaz” diyerek alıntı yapmanın önünü keserken, kendisi sayfalarca dökümanı alıntı yapınca normal midir sizce. ayrıca Kitaplardan alıntı yapmak suç değildir. ancak yapılan alıntının kaynağı bu tarz yayınlarda ya metin içinde ya da metin sonunda dipnot şeklinde verilmesi gerekir. alıntı yapılan kişinin künyesi, eserin ismi, yayın yılı, yayın yeri ve sayfa numarası olmazsa olmazdır.işin adabı da, usulü de budur.

      1. Cem diyor ki:

        Zekai Bey,

        Ben Erdoğan Bey’i savunmuyorum. Kitabında belirtmiş olduğunuz alıntıları usül ve adabına göre yaptığı düşündüm. Sizin dediğiniz gibi bir durum söz konusu ise bu emek hırsızlığı olur. Üniversitelerde bunun suçu meslekten mene gider. Bu durumda en azından bu kitabın basımı durdurulması gerekir. Erdoğan Bey’in de kendini aklayamazsa bu işi bırakması gerekir.

YORUM YAZ