Aksaray Haber - Aksaray Haberleri -
$ DOLAR → Alış: 3,48 / Satış: 3,50
€ EURO → Alış: 4,17 / Satış: 4,19

Kapadokya ve Aksaray

Mustafa Fırat GÜL
Mustafa Fırat GÜL - mustafafiratgul@hotmail.com
  • 05.07.2017
  • 572 kez okundu

!

İster fısıltıyla söyleyin ister bağırarak… Kelimenin fonetiğinde bile insanı cezbeden bir gizem, bir efsun var. Dünyanın her yerinden ziyaretçisi olan bu imtiyazlı coğrafya, bu tarih anaforu, medeniyet beşiği bize cömertçe kucağını açıyor asırlarca. Lakin, bu merhametli ananın kucağına bir türlü kurulamıyor !.. Avanos, Ürgüp, Göreme’den pek sıra gelmiyor bu gizemli şehre ne hikmetse. Nasıl, Kapadokya denince akla sadece peribacalarının gelmesine itiraz etmek gerekiyorsa; coğrafya olarak da Nevşehir’le mahdut anlatıma-algılamaya da itiraz etmek gerek.

Hasandağı’ndan Erciyes’e uzanan açık hava müzesi Kapadokya’nın altın kapılarından birisi de Aksaray’dır. Bu kadim şehrin herkesçe bilinmeyen doğal güzellikleri, bakir tarihi göreni ve dinleyeni bahtiyar etmeye kafidir. Dünyanın en eski yerleşim yerlerinden bazılarının  (Aşıklıhöyük, Musular, Güvercin Kaya, Acemhöyük, vs) burada bulunmasından ziyade, dünyanın ilk beyin ameliyatının Mısır’da değil de Aşıklıhöyük’te yapılması  Aksaray’a dolayısıyla Türkiye’ye ayrı bir orijinallik katmıştır. Yine Hasan Dağı’nın püskürtmüş olduğu obsidyenden yapılan ayna, bız, iğne, süs eşyasının  bölgenin ticaretine katkısı göz ardı edilmemelidir. Antik dönem araştırmacılarının ortaya çıkardığı bazı önemli bilgiler içerisinden Aksaray da hissesine düşeni almaktadır. Bunlardan birisi Mezopotamya tacirlerinin tuz ticareti için Kapadokya’ya (Acemhöyük) gelmiş olmasıdır. Akad Kralları Sargon ve Naram-Sin’in adına yazılmış belgelerden ve Asurlular’a ait kil tabletlerdir.  Asurluların oluşturduğu Naruggum sisteminin (Selçukluların han ve kervansaraylarla tacirleri koruma sistemine benzer) ticaret merkezi olan karum ve dinlenme yerleri olan wabartumların bölgenin cazibesini anlatmaya kafidir sanırım.

Kapadokya Krallığı’nın Büyük İskender’e boyun eğmediğini, her fırsatta baş kaldırdığını, İskender’in gönderdiği Sabiktas’a isyan edip, Pers soylularından Ariarathes’i tahta geçirip Kapadokya Krallığının bağımsızlığını ilan etmelerinin bölgenin karakterine uygun olduğunu söylemem mübalağa olmaz kanaatindeyim. Elbette hep savaş, hep isyan olmuyordu. Düğünler de oluyordu bu coğrafyada… Ariarathes Eusebes ( M.Ö. 220-163) Selevkoslar’ın Antakya kralı Antiochos Theos’un kızıyla  evlenip, kayınbiraderiyle Roma’ya ve Roma yandaşlarına karşı savaşta kendisine sağlam bir müttefik bulmasını bilmiştir.

Güzelyurt’ta bulunan Kilise Cami (Aziz Gregorius Kilisesi) Ortodoksların önemli bir merkezi olmakla birlikte, Hıristiyan aleminde  “Küçük Ayasofya” olarak bilinmektedir. İlk Hıristiyanlar, daha doğrusu Roma’dan kaçanlar bölgedeki kolayca oyulabilen mağaralara sığınmışlar; fresklere (ikonlara) karşı çıkıp, izin vermeyen hükümdarlara inat kiliselerini süslemişlerdir.

Bekarlar Kasabası’nın Aziz Nanazios’un şehri “Nanazianos” üzerinde olması Ortodoks Patrikhanesi’nin burayla irtibat içinde olmasına vesile olurken, bu ismin (Nanazianos)  Selçuklular döneminde “Nenezi” olarak değiştirildiğini bilmek Türk-İslam kültürünün Anadolu’nun her yerine sirayet ettiğini idrak etmede aspirin etkisi yapacaktır.

Unutmadan şunu da ilave etmek gerekir ki “güzel atlar ülkesi” bir yalanmış! Bir gazeteci yıllar sonra bunu kendisinin uydurduğunu itiraf etmişti.

YAZARIN SON YAZILARI
ZİYARETÇİ YORUMLARI
  1. Rasim dedi ki:

    Harika bir yazı. Tebrikler hocam.

YORUM YAZ