Aksaray Haber - Aksaray Haberleri -
$ DOLAR → Alış: 5,64 / Satış: 5,67
€ EURO → Alış: 6,50 / Satış: 6,53

Önce Doktorlar ve Eczacılar Okusun! -1-

Mustafa Fırat GÜL
Mustafa Fırat GÜL - mustafafiratgul@hotmail.com
  • 22.12.2017
  • 692 kez okundu

1929 yılında Anadolu’da hastane ortamı nasıldı sualine bazı belgeler, kısa da olsa video kayıtları cevap verebilir. Bunun yanında bazı hatıratlar da hastanelerin, hekimlerin çalışma şartlarını, zorluklarını, çekilen ıstırapları bize bildirir. Pekâlâ aynı dönemde Aksaray’da sağlık cephesi nasıldı acaba? Konuyla alakalı az da olsa belge var. Bu birkaç belge de cumhuriyet daha ilan edilmeden, İstiklal Harbi yıllarına ait. Ama 1920 sonlarındaki durumla alakalı elimizde Aksaray Vilayet Gazetesi’nin nüshalarındaki haberler, müşahedeler, yorumlar var. Ben okuduğumda çok etkilendim. Evvela doktorların, hemşirelerin okuması gereken bu yazıları olduğu gibi paylaşmak niyetindeyim. Yine eczacı Vasıf Bey’in hazır kıta beklemesi de bugün ile dünü mukayese ettiriyor insana mecburen. İsmini yazmak yerine baş harfini (R) yazan merhum gazetecinin kaleminden dökülenler döneminde haber-yorum olabilir ama bizim için çok daha fazlası. Evet, insanı düşüncelere sevk eden yazıyla sizleri baş başa bırakıyorum:

 

HASTANEMİZ VE GÖRDÜKLERİMİZ

Geçenlerde Sıhhiye müdürümüz Şükrü Bey’e hükümetin merdiveninden inerken Defterdar Hasan Avni Bey’le tesadüf ettik. Hastanede ehemmiyetli bir ameliyat yapılacağından dolayı birlikte hastaneye gitmemiz hakkındaki teklifini memnuniyetle kabul ederek beraber gittik.

Hastanenin genç, faal, muktedir, sevimli tabibi operatör Cevat Bey bizi o her vakitki mütebessim siması ile karşıladı. Ve doğruca koğuşlara girdik. Her hastanede görüldüğü üzere hastanemizin temizliğine, intizamına fevkalâde itina edildiği barizdi. Sevimli operatörümüz izahatına başlıyor.

İşte ayağının biri askıya alınan hastanın biri. Üç dört ay evvel bacağına giren kurşun kemiklerini parçalamış. Hastaneye çok geç gelmiş. Ayağının kesilmesi lazım. Fakat henüz genç ve dinç olan bu hastaya başka ameliyeye lüzum görmüş. Kırılmış ve etlerin arasına dağılmış girmiş kemikleri tedricen çıkarıyor, temizliyor ve ayağı epey bir müddet askıda kalarak eski halini buluncaya kadar tedavisine devam olunacak. Demek ki bu usul-ü tedavi ile vatan genç ve gürbüz bir evladını gene gürbüz olarak kazanacak.

İkinci hastaya geçiyoruz. Evvelce fıtıktan Konya’da ameliyat olan zayıf ve ihtiyar bir adam hastalık nüks etmiş. Ama ne müthiş şekilde! Bağırsaklarının hemen kısmı azamı aşağı inmiş. Buna da yapılan ameliyattan bir şekilde muvaffakiyet ile neticelenmiştir ve hayatını yeniden kazanmış. Zavallı ne kadar müteşekkir ve mesrur. Gözlerinden sevinç adeta akıyor.

Üçüncü hastaya geçiyoruz. Makatının yanında vaktiyle bir sivilce husule gelmiş. Doktora müracaat etmemiş. Müruru zaman da sivilcenin yeri delinerek içe doğru fistol yapmış. Öyle bir haldeki makat çiftleşmiş. Böyle bir vaziyette adam artık nasıl rahat edebilir? Ameliyat yapılmış. Bu fazla delik yarılarak ta sonuna kadar gidilmiş ve iç taraftaki son dikilerek tedavisi yapılmış. Ve zavallı adamcağız bu münasebetsiz rahatsızlıktan kurtarılmış. Diğer koğuşa geçiyoruz. Mini mini dokuz, on yaşlarında bir yavrunun mesanesine ameliyat yapılmış ve mesaneden iki tane taş çıkarılmış. Ve yavrucak müsterih. Birkaç gün sonra mektebine gidebilecek. Yanındaki karyolada çok ihtiyar bir baba daha var. İlk sözü bir sigara.  Buna da fıtıkların en mühim ameliyatı yapılmış. O güzel temiz Anadolu şivesi ile “Allah razı olsun oğul.  Kurtulduk. Ah bilseniz hem ihtiyarlık hem de taşınmayacak koca bir fıtık” diyor. Ve sigarayı unutarak devam ediyor. Fıtıktan çektiğini, hastaneyi açtıran[lardan], açanlardan ve ihtiyarlık hayatında kendisini büyük azaptan kurtaranlara ne kadar içli dualar ediyor. Duaları o kadar ilahi ki!..

YAZARIN SON YAZILARI
ZİYARETÇİ YORUMLARI
YORUM YAZ