Aksaray Haber - Aksaray Haberleri -
$ DOLAR → Alış: 3,50 / Satış: 3,52
€ EURO → Alış: 3,73 / Satış: 3,75

Üzgünüz Kız Bebek Bekliyoruz

Saliha TOPRAK
Saliha TOPRAK - saliha-toprak@hotmail.com
  • 07.03.2016
  • 1.538 kez okundu

-Cinsiyeti belli oldu mu?
-Hı hı… Kız.
-Olsun canım. Eli ayağı düzgün olsun da. Kızı veren Allah oğlanı da verir inşallah. Hele bir kurtulsun da eksikli.
-Oğlum aç da amcalara göster. Ha ha…
-Aslan oğlum. Sünnet olacak. Erkekliğe ilk adımını atacak . Hediyeler gelecek. Babası ona düğünler yapacak. Arabalarla gezdirecek. Padişah elbisesi giyecek.
-Kızım bu sana her ay olacak. Bu olay kadınlığa ilk adımdır. Aman sus kimseye söyleme hastalandığını! (nedense kızların regl dönemi hastalık olarak adlandırılır.)

İşte insanların hayata ilk gelişleri ve kadınlığa veya erkekliğe ilk adımları da böyle keskin farklılıklarla başlar.En geri ülkelerde ,şehirlerde,bölgelerde yaşayan insan topluluğu için bu durum nasılsa, eğitim düzeyi çok yüksek olan ,uygar saydığımız yerleşim yerlerinde de kafa yapısı bu konuda değişmemektedir. Oysa doğumundan itibaren yerdiğimiz, erkek çocuklara göre farklı davrandığımız, belli etmemeye çalışsak da oğlumuz olmasından gizli bir keyif alıp gurur duyduğumuz, olmadıysa oluncaya dek uğraştığımız… Bu yüzden sayısı bakabileceğimizin çok üstünde kız çocuk sahibi olduğumuz, evliliklerimizi yıktığımız, üst üste evlilikler yaptığımız… Kız çocukları,”ölünceye dek gerçek evlat nasıl olur”u bize kanıtlamak için doğmuştur.

Doğumundan sonra annelerin loğusa yatağında farklı yattığı erkek evlat, büyütülürken de farklıdır. İstediği gibi davranma özgürlüğüne sahiptir. Eve hayvan getirebilir. Arkadaşlarıyla istediği saatte istediği yerde görüşebilir. Evde yatağını toplamak, sofraya yardım etmek ,giysilerini yere atmamak gibi konular “kız işi” sayıldığından, erkek çocuktan beklenmez. Annesine yardım etmesi gerekmez. Hatta su bile anneden istenir, ayağına getirtilir. İstediği marka elektronikler, giysiler alınmak zorundadır. Sırasıyla bisiklet, motosiklet ve otomobil alınması kesin şarttır. Okuması için tüm olanaklar zorlanır. Hocalar tutulur. Özel okullara gönderilir. Spor, müzik gibi yetenekleri araştırılarak kurslara kayıtlar yaptırılır. Gerekli araç ve gereçler sağlanır. On sekizine geldiğinde araba kullanmayı öğrenmiş, ehliyet alınmış ve trafiğe salınmıştır.

Kız arkadaşı ne kadar çoksa, o kadar mutlu oluruz. “Vayyy zampara seni… Dedesine çekmiş.” Gibi tuhaf övünme nidalarını olur olmaz yerde gururla atarız.

Ölmeden tüm yaşamını kurma derdini, çaresini bulamazsak, görevimizi yapmadığımızı düşünürüz. En iyisinden düğün, ev döşeme,iş kurma,tüm mal varlığımızı “oğlanın üstüne yapma” işlerimizi tamamlarız.

Sonra bizi aramadıklarında, gelip bayramda elimizi öpmediklerinde, hasta olduğumuzda bir telefonla bile “nasılsın” demediklerinde, “canım,çocuk çok meşgul”… gibi hoşgörüyle karşılayan cümleler kurarız.

Kızımız mı? O evde her işe koşulur. “Ama anne dersim var. Abim ayağını uzatmış televizyon izliyor, tabağını bile neden ben kaldırıyorum?” gibi bir soruyla karşılaşırsak; “yaptığın banaysa,öğrendiğin kendine” diyerek, gelecekte de hizmetçi olacağı gerçeğini yüzüne haykırırız.

Fazla okumasa da olur, alacak adama diplomalı kız yetiştirip de neden masraf edilecektir ki. Bize üç kuruş faydası mı olacak? Hem alacak adam beslesin bize ne… Öyle dershane kurs ,hoca gibi işlerle uğraşmaya, para harcamaya gerek yok.Dizini kırsın koca beklesin.

Ayrıca evlendikten sonra da; hani şu reklamdaki çocuğun, arkadaşı; “annen ne iş yapıyor” sorusuna verdiği yanıtta olduğu gibi: Hem doktor, hem öğretmen, hem ayakkabı tamircisi, hem şoför,hem terzi,hem aşçı, hem temizlikçi, hem hasta bakıcısı…. Olması için eğitimi evde evlenmeden önce uygulamalı yapması gerekmektedir.

Evlendikten sonra da, kocasının “dışarı” gitmemesini sağlamalıdır. Doğum yapar yapmaz otuz sekiz beden elbiseye giremezse , “kendini bırakıverdi. O şişkoyla hayat geçer mi canım adam ne yapsın” gibi gerekçelere sebebiyet verir. Aldığı her kuruşu eve, ailesine harcamaya, kendisi asla hasta olma lüksüne sahip olamazken, eşinin nezle bile olduğunda bir hafta yatak döşek yattığında ona bakmaya, onun ve kendi ailesinin tüm hastalarına, misafirlerine,temizliğine de yetişmek zorundadır.

Tüm bunlardan sonra, bir de ihanete uğraması, dayak yemesi,hatta öldürülmesi, miras alamaması, kendine mal mülk edinememesi, dolayısıyla da boşanamaması her kesimdeki kadın için söz konusudur.

-Cinsiyeti belli oldu mu?
-Hı hı kız…
Bence bu üzgün yanıtın nedeni kızların bu çektiklerini bu bebeğin de çekecek olması olabilir mi? 

YAZARIN SON YAZILARI
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ