Aksaray Haberleri

Aksaray ve Ashâb-ı Kehf-1 “Uyanış” | haberaksaray.com
Aksaray Haber - Aksaray Haberleri -
$ DOLAR → Alış: 7,38 / Satış: 7,41
€ EURO → Alış: 8,95 / Satış: 8,98

Aksaray ve Ashâb-ı Kehf-1 “Uyanış”

Ahmet KUŞSAN
Ahmet KUŞSAN - vet.med.kussan@gmail.com
  • 29 Aralık 2020 - 20:13

Hatırlarsınız, daha evvel Somuncu Baba hazretlerinin kabr-i şerifinin Aksaray’da olmadığını iddia edenlere, bu zamana kadar Aksaray olarak ilmî bir eserle karşılık verememiş olmamıza hayıflanmaktaydım.

Ama elhamdülillah, artık gereken cevap verildi!

Bu cevabı biiznillah, Dr. Mustafa Fırat GÜL ile birlikte verdik ve elbette kitabımızın hazırlanmasında emeği geçen hocalarımızın yardımları ve destekleriyle!

Kitabımızdan, başka bir köşe yazımda detaylıca bahsedeceğim.

Kurguya girmeden doğru bilinen yanlışları söylemek, salt bilgilerle doğruyu göstermek ve bilgileri yorumlamak oldukça hoşuma gitmişti… Çünkü kendimi bulmaca çözüyor gibi hissetmiştim. Çok şükür Somuncu Baba ile ilgili bulmacayı artık çözdüğümüze göre, yeni bir bulmacayı çözmeye başlayabilirdim!

Amacım mikromilliyetçilik yaparak, haksız yere Aksaray lehine bir çözümden yana olmak değildir elbette!

Amacım bulmacaları çözerek hakikati ortaya çıkarmaktır!

Somuncu Baba kitabını hazırlarken de böyle araştırmıştım, şimdi de öyle araştırmaktayım.

Araştırmamın seyrinde ilmî veriler Somuncu Baba hazretlerinin kabr-i şerifinin Aksaray’da olmadığını, başka bir yerde olduğunu gösterseydi; hemşerilerimi karşıma alma pahasına da olsa, kabir Aksaray’dadır diye bir iddiada asla bulunmaz, ilmî veriler nereyi gösteriyorsa, bir Aksaraylı olarak orası için çalışmalar yapardım.

Aksaray’ı, memleketimi çok seviyorum elbette, tarihini araştırdıkça da hayran kalıyorum ama olmayan şeyleri Aksaray’a yakıştırarak böylesine ilimden uzak, ileride hem şahsımı hem de şehrimi mahcup edecek yanlışlara ve yalanlara sarılmayı da asla doğru bulmuyorum. Yani reklamın iyisi kötüsü olmaz gibi bir anlayışta değilim! Bu yüzden Aksaray için suni bir harikuladelik oluşturmak gibi bir derdim de yok! Aksaray’ın da aslında suni harikuladeliklerle oluşturulmuş bir tarihe ihtiyacı yok, çünkü Aksaray’ın tarihi mevcut hâliyle zaten hayli harikulade!

Şimdi gelelim Aksaray’ın bu harikulade tarihi içerisinden çözülmeyi bekleyen yeni bir bulmacada karar kılmaya…

Önce Yûnus Emre bulmacasını düşündüm; Hacı Bektâş-ı Velî’nin dergâhının Aksaray’a daha yakın olması, Aksaray’da da Sivrihisar isimli tarihi bir yerleşim yerinin olması ve Yûnus Emre’nin köyünün de Aksaray’daki Sivrihisâr’a yakın olması yani Yûnus Emre ile ilgili kaynaklarda geçen Sivrihisar’ın Eskişehir’deki Sivrihisar değil de esasında Aksaray’daki Sivrihisar olması vb. birçok sebeple bir araştırma yapmak istedim.

Ancak Aksaray İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü’nce yaptırılan bir çalışmayla –Yûnus Emre Kitabı- bu bulmacanın güzel bir şekilde birçok hocamızın eşliğinde çözüldüğünü gördüm.

Bu durumda Aksaray tarihinde anlatılan başka bir bulmacayı çözmeyi arzu ettim. Ve hemen aklıma İbrahim Hakkı Konyalı’nın Aksaray Tarihi adlı kitabında yazan ancak ilk okuduğumda fazla ihtimâl veremediğim bir anlatısı geldi; Aksaray ve Ashab-ı Kehf!

Bulmacayı bulmuştum artık… Bakalım çözebilecek miydim?

Ancak şunu belirtmem gerekiyor; Konyalı bu ihtimali verse de mağaranın Afşin’de olduğundan da bahsetmektedir. Yani mağaranın Aksaray’da olduğunu iddia etmemekte ama erken dönem coğrafyacıların kitaplarında Ashâb-ı Kehf için yazan yerin Aksaray olduğunu söylemeyi ihmal etmemektedir.

Dünya’da Ashâb-ı Kehf mağarası olduğu iddia edilen yerlerin sayısı kaynaklarda 33 olarak verilmektedir ancak bu sayı daha da yüksektir kanaatindeyim.

Türkiye’de ise bizler Aksaraylılar olarak daha çok Mersin/Tarsus’u biliriz. Ancak Kahramanmaraş/Afşin’deki Ashâb-ı Kehf mağarası Türkiye’de Tarsus’tan daha çok bilinmekte, akademisyenler de günümüzde Afşin’e ağırlık vermektedir. Afşin’de bu mağara etrafında yapılmış tarihî birçok imâret de vardır.

Hristiyanlar ise Ashâb-ı Kehf mağarasının İzmir/Efes’te olduğuna inanmaktadır.

Geçtiğimiz aylarda ise Diyarbakır Valisi, Diyarbakır/Lice’de bulunan Ashâb-ı Kehf Mağarası’nın araştırılması için talimat verdi.

Yani Afşin bilimsel şablona uygun iddialı çıkışlarla, Tarsus ise ehl-i keşfin manevi hisleriyle hareket etse de esasında tatmin edici bilgiler verilemediği için mağarayı arayıştan da hâlâ vazgeçilememiştir.

Ancak Afşin’de birçok tarihi imaret olması ve bu imaretler içerisinde 1215-1234 tarihli Selçuklu eserleri (ribat, cami ve han)  olması Afşin’i ön plana çıkarmıştır.

Anadolu Selçuklu dönemi günümüz için oldukça eski bir dönemdir. Ancak Roma döneminde Anadolu’ya gelen İslam Coğrafyacılarının hatta Hz Ebubekir’in Bizans elçisi ile Halife Vâsik-Billâh’ın bilhassa Ashâb-ı Kehf’i araştırması için gönderdiği elçisinin yaşadıkları dönem daha da eski bir dönemdir. Kısacası Müslümanlığın ilk döneminde ziyaret edilen ve anlatılan Ashâb-ı Kehf konumlandırırken Selçuklular’da dahi hata yapılmış olabilir.

Farkındayım, çözmeye çalıştığım bu bulmaca, büyük bir bulmacadır. Ancak inanıyorum söyleyeceklerim sizleri de çok heyecanlandıracaktır.

Günümüz araştırmacılarının büyük bir kısmı mağara ile ilgili anlatılarda ismi geçen Arabissos, Efsus ve Obruk gibi yerlerin Afşin olduğuna karar kılmışlardır. Tefsirciler ise Kehf Suresi’nde mağarayı ekseriyette Tarsus’da diye anlatmaktadır.

Ben aslında ortaya yeni bir iddia atmayacağım! Sadece ilk kaynaklarda ismi geçen yerlerin zamanla yanlış konumlandırıldığını anlatmaya çalışacağım.

Kaynaklarda Ashâb-ı Kehf’in şehri olarak geçen Efsus şehrinin ve mağaranın bulunduğu söylenen Obruk’un neresi olduğunu, Obruk’ta meşhedi olduğu söylenen sahabenin kim olduğunu ve Kapadokya’da başka bir Arabissos’un da bulunduğunu yazacağım ve Ashâb-ı Kehf’e uyanacağımız devam yazımda görüşmek üzere…

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ