Aksaray Haber - Aksaray Haberleri -
$ DOLAR → Alış: 8,28 / Satış: 8,31
€ EURO → Alış: 10,07 / Satış: 10,11

Cinayeti Dörtgöz Birisi Gördü

Mazlum YILMAZ
Mazlum YILMAZ - mazlumyilmaz@hotmail.com
  • 30 Ocak 2021 - 00:56

Bundan önceki yazımda düne kadar inanılmaz derecede rahatsız olduğumuz, tepki gösterdiğimiz birçok olayı günümüzde umursamadığımızı, rezil durumları bile kanıksadığımızdan dert yanmıştım. Bugün de farklı bir şey yazmayacağım. Dün hatta bugün yanlış dediğini eğer çok sevdiği ya da “borçlu” olduğu birisi yaptığında ses çıkarmayanlar var mı? Var! Başkasına yapıldığında “vay adiler vay, nasıl yaparsınız bunu” diye eleştirdiği konuyu eğer şıracı yaparsa borcu haysiyetinden ağır olanlar bozacılar tasdik ediyor mu? Ediyor! Hatta bu haksızlığın dik alasına fetva bile veriyor mu? Veriyor! Evet, maalesef durum bu merkezde!

Yazının başlığını izah edeyim, akabindeyse hangi cinayetmiş anlatacağım.

Cinayet Saati adlı şiirinde Attila İLHAN ne diyordu:

Cinayeti kör bir kayıkçı gördü

Ben gördüm kulaklarım gördü

Şiiri belki okumamışsınızdır ama Ahmet Kaya’nın sesinden şarkının sözlerini hatırladınız ve mırıldandınız bile değil mi?

Attila İlhan “kör bir kayıkçı” derken belki de bir gözü görmeyen bir balıkçıdan bahsediyordur demeyin. Herkesin görmesi, duyması, bilmesi gereken bir cinayeti kör bir kayıkçı gördü derken harika bir sanat icra ediyor. Ustalığını konuşturuyor.

Benim bildiğim, yani bu yazıda bahsedeceğim cinayeti gören dört gözdü. Hem gözlükleri vardı hem de her şeyi görmeye çalıştığından iki gözü yetmeyip iki göz daha varmış gibi yırtınan birisiydi bahsettiğim dört göz. Fakat dört gözü olmasına rağmen gözü açtı. Açgözlü bu canlı türü yalnız değildi dünyada ve türü de yok olma tehlikesiyle karşı karşıya değildi maalesef.

Zatın birisine devlet bir öğrenci emanet etmiş ve sınava hazırla demiş. Eğer sınavda başarısız olursa elbette senin suçun yok ama öğrenci sınavdan başarılı olursa alacağı paye için de sonuna kadar hakkını aramalısın, çünkü biz devlet olarak sana her ay bin lira vereceğiz diye ilave etmiş. Her şey yolunda giderken bu zatın yükselmesini sağlayan asri firavun öğrencinin ödevinin bir kısmına el koymuş. Devletin güvendiği, üstüne paralar verdiği zat öğrencisine, yani bir anlamda namusu sayılan gence sahip çıkmak yerine firavunun gönlü olsun diye öğrencinin yapılan rezilliğe göz yummasını tavsiye edecek kadar omurgasızlaşmış. Öğrenci bir o tarafa bir bu tarafa koşturmuş. Cinayet var diye bağırmış. Cinayeti kör bir kayıkçı bile duymuş ama devletin adam yerine koyduğu, güvenip her ay bin lira verdiği bu zat cinayeti görmezden gelmiş. Firavun daha önce de yaptığı gasp ve hırsızlığı yapmanın hazzıyla “ben ne çalarsam çalayım susun, ben sizin hırsızınızım” demiş ama öğrenci velev ki bu dünyada sana hesap soran birileri yok, velev ki bir sistem senin haddini bildirmiyor ama unutma ki mahkeme-i kübra var demiş. Dişini, yumruğunu sıkmış ve kükremek için kayıplara karışan zatı aramaya başlamış. Yüzüne tükürüleceğini bilen zat, zart diye kaybolmuş, nasıl olsa bulunulacağını unutarak… Bulunmuş kısa sürede ama bu defa da yüzsüzlük yaparak “öğrencinin emeğinin çalınması, alenen gasp yani sizin deyiminizle cinayet filan yok ortada” diye inkar etmenin dayanılmaz hafifliğine kapılıvermiş. Öğrenciye sormuşlar niye böyle oldu diye. O da “borcu haysiyetinden ağır olan bu zata gün gelince görmezden geldiği cinayeti itiraf ettireceğim Allah’ın izniyle” demiş.

Evet, ben de merak ettim sizin kadar işin nasıl neticeleneceğini. Eğer öğrenirsem, muhakkak haberdar ederim sizi. Söz!

ZİYARETÇİ YORUMLARI
  1. Avatar deniz gümüş dedi ki:

    Keşke biraz daha açık yazsaydınız. Zat kim, öğrenci kim… bir de neşeli şeyler yazsanız arada bir.

  2. Avatar Hatice şahin dedi ki:

    Yazılarınız çok ilginç. Göndermeler mi yapıyorsunuz yoksa hayattan kesitler mi tam anlayamadım. Çok karamsarlık var.

YORUM YAZ