Aksaray Basın Platformu Neden Kuruldu, Bize Ne Kazandıracak!
Aksaray’da gazetecilik mesleğinin geçmişine baktığımızda fedakârlık, mücadele, dayanışma ve başarılarla dolu bir tarih görüyoruz. Ancak bugün kendimize sormamız gereken çok önemli bir soru var:
Aksaray’da 13 ayrı basın cemiyeti veya meslek örgütlenmesinin bulunması gerçekten mesleğimizi güçlendiriyor mu, yoksa gücümüzü bölüyor mu?
Birlik olmak için cemiyetleri kapatmaya değil, ayrılıkları ortadan kaldırmaya ihtiyacımız var.
13 CEMİYET, 13 AYRI SES Mİ? AKSARAY BASINI ARTIK ORTAK AKILLA BULUŞMALI!
Elbette dernekleşmek, örgütlenmek, düşüncelerini özgürce ifade etmek herkesin demokratik hakkıdır. Hiç kimsenin bir cemiyet kurmasına, mevcut cemiyetini yaşatmasına veya farklı bir mesleki anlayışı savunmasına karşı değiliz.
Ancak ortada görmezden gelemeyeceğimiz bir gerçek bulunuyor.
Bir şehirde gazetecilerin sayısından çok cemiyetlerin konuşulması, mesleğimiz adına üzerinde düşünülmesi gereken bir durumdur.
Her yeni anlaşmazlıkta yeni bir cemiyet kuruluyorsa, her kırgınlık yeni bir başkanlık makamına dönüşüyorsa, ortak sorunlarımızı çözmek yerine kendi aramızdaki ayrılıkları büyütüyoruz demektir.
İşte Aksaray Basın Platformu tam da bu anlayışı değiştirmek için önemli bir fırsattır.
PLATFORM NEDEN KURULDU?
Aksaray Basın Platformu’nun kuruluş ve çalışma yönergesinde amaç açıkça ortaya konuluyor:
“Yerel basın kuruluşları, gazeteciler ve medya çalışanları arasında mesleki dayanışmayı, birlik ve beraberliği güçlendirmek.”
Bu ifade aslında yıllardır ihtiyaç duyduğumuz ortak anlayışın özetidir.
Platformun amacı yeni bir cemiyet kurarak mevcut cemiyetlere rakip olmak değildir.
Tam tersine, birbirinden farklı meslek örgütlerini, gazeteleri, radyoları, televizyonları, internet haber sitelerini ve gazetecileri ortak meselelerde buluşturabilmektir.
Çünkü bugün yerel basının sorunları kişisel rekabetin çok ötesindedir.
Gazeteler ekonomik sıkıntılarla mücadele ediyor. İnternet haberciliği hızla değişiyor. Reklam gelirleri daralıyor. Gazetecilerin sosyal ve ekonomik hakları yeterince korunamıyor. Mesleki eğitim ve dijital dönüşüm ihtiyacı her geçen gün artıyor.
Bütün bunlara rağmen enerjimizi birbirimizle mücadele ederek tüketiyorsak, geleceğe güçlü bir basın bırakmamız mümkün değildir.
Artık birbirimizle değil, mesleğimizin sorunlarıyla mücadele etmeliyiz.
13 CEMİYET NASIL EN AZA İNDİRİLEBİLİR?
Öncelikle şunu açıkça ifade etmek isterim:
Hiçbir cemiyet zorla kapatılamaz, hiçbir başkan veya yönetim yok sayılarak gerçek bir birlik kurulamaz.
Birleşme ancak karşılıklı güven, gönüllülük ve ortak hedeflerle gerçekleşebilir.
Benim düşüncem, Aksaray’daki meslek örgütlerinin önce ortak bir masa etrafında buluşmasıdır.
Bu masada herkes eşit söz hakkına sahip olmalı, kimse kendisini diğerinden üstün görmemelidir.
Birinci aşamada cemiyetlerin faaliyet alanları, üye yapıları ve kuruluş amaçları incelenmelidir.
İkinci aşamada benzer amaçlarla kurulmuş cemiyetler arasında gönüllü birleşme görüşmeleri başlatılmalıdır.
Üçüncü aşamada ise gazetecilik, radyo-televizyon yayıncılığı, dijital medya ve uzmanlık alanlarında gerçekten ihtiyaç duyulan mesleki yapılanmaların güçlendirilmesi hedeflenmelidir.
13 ayrı cemiyetin zaman içerisinde 3 veya 4 güçlü mesleki yapılanmaya dönüşmesi bir hedef olabilir. Ancak bu sayı dayatılmamalı, ortak iradeyle belirlenmelidir.
Önemli olan tabelaların azalması değil, mesleki temsilin güçlenmesidir.
Birleşmek istemeyen cemiyetler de platformun ortak çalışmalarına katılabilmelidir.
Çünkü birlik, herkesin aynı derneğe üye olması değil, farklı düşüncelerin ortak amaçlarda buluşabilmesidir.
BAŞKANLIK YARIŞI DEĞİL, HİZMET YARIŞI OLMALI
Gazetecilik mesleğinde en büyük tehlikelerden biri, meslek örgütlerinin zaman zaman kişisel rekabet alanına dönüşmesidir.
Bir cemiyet başkanlığı elbette onurlu bir sorumluluktur. Ancak bu sorumluluğun değeri unvandan değil, meslektaşlarına sağladığı katkıdan gelir.
Bir başkan kaç ziyaret gerçekleştirdiğiyle değil, kaç gazetecinin sorununa çözüm bulduğu ile değerlendirilmelidir.
Kaç fotoğrafta yer aldığıyla değil, basın özgürlüğü, meslek etiği ve gazetecilerin hakları için ne yaptığıyla anılmalıdır.
Aksaray Basın Platformu bu bakımdan da yeni bir anlayış geliştirebilir.
Platformda kişilerin değil, ilkelerin ön plana çıkması gerekir.
Ortak kararların şeffaf biçimde alınması, görevlerin dönüşümlü yürütülmesi ve her cemiyetin kendisini eşit hissetmesi son derece önemlidir.
Hiçbir cemiyet diğerinin gölgesinde kalmamalı, hiçbir gazeteci düşüncesinden dolayı dışlanmamalıdır.
BU ÇATI BİZE NE KAZANDIRACAK?
Platformun kuruluş yönergesinde meslek haklarından dijital medyaya, ekonomiden eğitime kadar önemli çalışma alanları belirlenmiş durumda.
Hukuk ve Meslek Hakları Komisyonu, Dijital Medya Komisyonu, Ekonomi ve İlan-Reklam Komisyonu, Eğitim ve Mesleki Gelişim Komisyonu, Kamu İlişkileri Komisyonu ile Sosyal ve Kültürel Faaliyetler Komisyonu bunlar arasında yer alıyor.
Bunlar yalnızca kâğıt üzerinde kalmamalıdır.
Örneğin ekonomik sorunlar konusunda bütün basın kuruluşlarının ortak ihtiyaçları tespit edilerek çözüm önerileri hazırlanabilir.
Dijital medya alanında gazetecilere eğitimler verilebilir. Genç gazetecilerin yetişmesi için üniversiteyle iş birliği yapılabilir.
Gazetecilerin hukuki sorunlarında dayanışma mekanizmaları oluşturulabilir.
Kamu kurumlarıyla iletişimde eşitlik ve şeffaflık ilkeleri savunulabilir.
Ortak sosyal projeler, mesleki toplantılar, kültürel etkinlikler ve eğitim programları gerçekleştirilebilir.
En önemlisi de Aksaray’ın sorunları gündeme geldiğinde basın kuruluşları farklı yayın politikalarını koruyarak ortak bir mesleki duruş sergileyebilir.
Burada dikkat edilmesi gereken önemli bir husus var:
Ortak duruş, herkesin aynı haberi yapması veya aynı düşünceyi savunması değildir.*
Gazetecilikte farklı görüşler, eleştiriler ve bağımsız yayın politikaları zenginliktir.
Platformun görevi bu farklılıkları ortadan kaldırmak değil, farklılıklar içerisinde mesleki dayanışmayı güçlendirmektir.
AKSARAY BASINI GÜÇLÜ OLURSA AKSARAY KAZANIR
Yerel basın yalnızca haber yayımlayan kuruluşlardan ibaret değildir.
Yerel basın bir şehrin hafızasıdır.
Şehrin geçmişini kayıt altına alır, bugününe tanıklık eder, geleceğine ışık tutar.
Kamu hizmetlerini takip eder, vatandaşın sorunlarını gündeme taşır, yanlışları sorgular, başarılı çalışmaları kamuoyuna duyurur.
Bu nedenle güçlü bir yerel basın yalnızca gazetecilerin değil, bütün Aksaray’ın kazanımıdır.
Basının güçlü olması, kamu kurumlarının eleştirilemez hâle gelmesi anlamına gelmez. Tam tersine, bağımsız ve sorumlu gazetecilik kamu yönetiminde şeffaflığa katkı sağlar.
Aksaray Basın Platformu da kurumlarla iyi ilişkiler kurarken gazeteciliğin denetim ve eleştiri görevinden asla taviz vermemelidir.
Çünkü basının gerçek gücü herhangi bir makamın yakınlığından değil, toplumun güveninden doğar.
30 YIL ÖNCE AKSARAY’DA YAKILAN MEŞALEYİ UNUTMAYALIM
1996 yılında Aksaray’da Türkiye’nin dört bir yanından gelen gazeteciler cemiyeti temsilcileriyle önemli bir birliktelik gerçekleştirmiştik.
O günlerde de temel düşüncemiz aynıydı:
Anadolu basını güçlü olmalı, gazeteciler dayanışma içerisinde hareket etmeli ve mesleki haklarını ortak mücadeleyle savunmalıydı.
Aradan 30 yıl geçti.
Teknoloji değişti, gazeteler değişti, yayıncılık anlayışı değişti.
Ancak birlik ve beraberlik ihtiyacı hiç değişmedi.
Bugün Aksaray Basın Platformu ile yerelde aynı dayanışma ruhunu yeniden canlandırma fırsatımız bulunuyor.
Bu fırsatı kişisel hesaplara, kırgınlıklara ve unvan mücadelelerine kurban etmemeliyiz.
PLATFORMUN BAŞARISI NASIL ÖLÇÜLECEK?
Bana göre platformun başarısı düzenlediği toplantıların veya verdiği fotoğrafların sayısıyla ölçülmemelidir.
Bir yılın sonunda şu soruların cevaplarını verebilmeliyiz:
Kaç gazetecinin mesleki sorununa çözüm üretildi?
Kaç ortak eğitim programı gerçekleştirildi?
Kaç basın kuruluşunun ekonomik veya teknolojik gelişimine katkı sağlandı?
Kaç cemiyet ortak çalışma kararı aldı?
Kaç genç gazeteciye mesleki fırsat oluşturuldu?
Ve en önemlisi, Aksaray basınında karşılıklı güven ne kadar arttı?
Bu soruların cevapları olumluysa platform gerçek anlamda amacına ulaşmış olacaktır.
SON SÖZ: TABELALAR DEĞİL, GÖNÜLLER BİRLEŞSİN!
Aksaray’da 13 cemiyetin bulunması tek başına bir sorun değildir. Sorun, bu yapıların ortak meselelerde birbirinden uzak kalmasıdır.
Bizim ihtiyacımız yeni ayrılıklar değil, yeni birlikteliklerdir.
Yeni başkanlık makamları değil, mesleğimize değer katacak ortak projelerdir.
Yeni rekabetler değil, dayanışma kültürüdür.
Aksaray Basın Platformu bütün gazetecilerin kendisini ait hissedebileceği, hiçbir meslek kuruluşunun dışlanmadığı, bağımsızlığın ve meslek ahlakının esas alındığı bir çatı olmalıdır.
Bugün 13 ayrı cemiyetin bulunduğu bir şehirde yarın daha az sayıda ama daha güçlü meslek örgütü görmek mümkündür.
Yeter ki niyetimiz makamları korumak değil, mesleğimizi yaşatmak olsun.
Yeter ki birbirimizin eksiklerini aramak yerine ortak sorunlarımıza çözüm üretelim.
Yeter ki gazetecilik mesleğinin itibarını her türlü kişisel hesabın üzerinde tutalım.
Unutmayalım
*13 cemiyetin 13 ayrı sesi olabilir. Ama Aksaray basınının ortak vicdanı, ortak meslek onuru ve ortak geleceği olmalıdır.*
Birlikte güçlü, ayrı ayrı yalnızız.
